Olta, 11 Ocak 2004

Hasan Örek

 

Hükümet, İktidar, Sol

Hükümet, İktidar, Sol

Hükümet, İktidar, Sol

 

      Sonunda seçim dönemi de seçimler de bitti. CTP-BG istediğini aldı, sonuç olarak birinci parti oldular kutlarız. Şimdi de hükümeti kuruyorlar, DP ilen. Hayırlı uğurlu olsun. En başta nazlanmadan ve direktif almadan yapmaları gerektiği gibi hükümet şekillendi. Seçim sonuçları beni pek şaşırtmadı, çünkü Türkiye’de yaşayan ve yaşamış olan her insan gibi bende Türkiye Cumhuriyetin’ deki ciddi güçler ayrılığının farkındayım. Bu ayrılık özellikle sivil idare ve askeri yetkililer arasında somut bir şekilde ortaya çıkmaktaydı. Ve bu ayrılıktan dolayı Türkiye’nin bu seçimlere müdahale etmemesi söz konusunu olmazdı (akset etmese sivil, sivil etmese asker onlar etmese derin devlet). Sonuca bakın tam bir denge! Var mı böyle bir şey? Bu sonuca bakan herkes seçimin doğal ve müdahalesiz  olmadığını anlayabilir.

      Türkiye’nin AKP dönemi ile başlayan değişim sürecinde ve dünyanın baskıları sonucu, Türkiye eski dönemlerdeki kadar da olmasa seçimlere müdahale etmiştir. Bunu da kendine göre yapmak zorundaydı sonuçta da çıkan netice, ne şiş ne kebap yandı şeklindedir. Tatlı bir müdahale, kimse de ağzını açamıyor. Buradan sol olduğunu zanneden CTP-BG ve BDH’ nın bir ders çıkarması gerekir. Bu da olmayan bir demokraside demokratik seçimlerin olamayacağı gerçeğidir. Yaptıkları iş sadece Denktaş’a yaradı. Sn. Denktaş (ki takdir etmek lazım) yine kendini uyanık zanneden ve solculuk oynayan bu partilere golünü atmıştır. Seçim sonuçlarının en büyük galibi yine Denktaş olmuştur ve CTP-BG ve BDH onun seçimden sonra söylediklerinin altında kalmışlardır, çünkü seçimden önce o kadar iddialı konuşuldu ki, Sn. Denktaş da halk böyle istedi, demokratik seçimlere kimsenin itiraz etmemsi lazım, müdahale yoktur gibi laflarını yuttular, afiyet olsun.

      Kitleleri arkasından sürükleyen bir hareket başlamıştı. İnsanlar bu memleket bizim diyerek sokaklara dökülmüş, mevcut statükoya karşı çıkmışlardı; ancak bu hareket öldürüldü. Ben bir daha bu kadar kalabalığın bir araya geleceğini sanmıyorum. Bu güç sözde demokratik bir seçime gidilerek yumuşatılmış ve en önemlisi de, bölünmüştür ve yine Denktaş’ın istediği yere gelinmiştir. Bunu anlamak çok zor. Mitinglerde o kadar laf ettikten sonra inanmadıkları bu sistemin bir parçası olmayı hangi ideolojiye bağlayacaklarını ben çok merak ediyorum. Sistemi kullanarak daha doğrusu sistemin çarkları içine adapte olarak nasıl değiştirilecek bu sistem? Herhalde kimsenin bilmediği ve tarihin de yazmadığı fikirleri ve planları vardır sayın Talat ve arkadaşlarının.

      Solculuk adına dünya da çok saçma işler yapılmıştır ama herhalde hiçbiri CTP-BG nin yaptığını geçemez. Bu kadar büyük bir halk desteği alınmışken bunu doğru yönlendirmeyip, yani baskıyı daha da artırıp (şiddet içermeyecek şekilde) var olan statükonun yıkılması gerekirken şimdi CTP-BG ve BDH da statükoya dahil oldu. Kimse çıkıp biz bu sistemi değiştireceğiz demesin. Hükümet kurmak için bile Ankara’nın talimatlarına ihtiyaç duyan zavallılar bu ülkeyi yönetemez ve bir şey de değiştiremez.

      Doğrusu bu seçimde halk yine kaybetti. Statüko yine kazandı. Ve en önemlisi de, müdahale yapılmayacak kandırmacası ile gofa gelip seçime gidenlerdir. Allah sizi ıslah etsin. Bir kişi bile çıkıp Türkiye’ye ben gitmem iç işlerimize karışmayın diyemedi, yazıklar olsun. Ve bizden herhalde kendilerinin samimi olduklarına inanmamızı bekliyorlar, ben inanmadım, inanmayacağımda, çünkü ortada somut olarak bir iş yok. Lafa gelince bir numara olan dostlar iş ciddiye binince her ne halse yumuşayıp paluze gibi oluyorlar. Benim ve benim gibi düşünen üç beş müzelik radikalin (neremiz radikalse o da başka konu) dediklerini yapında demiyoruz, bari söylediklerinizin arkasında durunuz. Yeni hükümet vatana millete hayırlı olsun, kukla oyununda tipler değişti ama ipler yine ananın elinde, iyi seyirler. Kuklaların iplerini koparacağı günlerin özlemi ile.  

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org