Hasan Örek|Ana Sayfa


Olta, 14 Ocak 2002
Hasan Örek

Eşşekler

Eşşekler

Eşşekler

Bu hafta benim için en önemli olay Karpaz’ da öldürülen eşeklerdi. Bu hayvanlar savaş sırasında bir şekilde kaçmış ve özgür olmuş, daha sonra da yabanıl hayata uyum sağlamışlardır. Onlar bizim hür eşeklerimizdi. Zaman zaman, politikaya bile konu olmuşlukları bile vardı. Bunun dışında yıllardır süren bir anlaşmazlığın da bir parçasıdırlar da. Bu anlaşmazlık bölgede tarımla uğraşan köylülerle aralarında olan anlaşmazlıktır. Köylüler sürekli olarak bu hayvanlar bizim tarlalarımızı talan ediyorlar deyip durdular. Eşekler buna karşı pek bir tepki göstermedi tabi, çünkü bu arkadaşlar doğanın onlara sunduğu yaşama alanın da özgürce yaşamak eğilimdeydiler.

Bir ara Karpaz Burnu’ nun bir kısmı tellendi ve eşekler buraya alındı dendi. Ancak bu da çok işe yaramamış olacak; eşeklere hala daha bu tellerin dışında rastlamak mümkün “dü”! Son olay da 40 adet eşek nedeni belli olmayan şekilde Karpaz da ölü bulunda ölü eşeklerden alınan numunelerin sonunda ne çıktı bilmiyorum, hala daha bu konuda elime bir haber ulaşmadı. Açıktır ki bu hayvanların, doğal nedenlerle ölme şansı hemen hemen sıfırdır. Eğer bir yaygın bir hastalık bölgede olsa bu cesetlerin dağınık olması ve etrafta bir çok sağlıksız ve normalin dışında davranan eşeklerin olması gerekir. Ancak böyle bir gözlem kimse tarafından yapılmamış. O zaman geriye sadece bu eşeklerin öldürülmüş olma ihtimalleri kalıyor. Kim, kimler ve ne için bu katliam. Bir bölgenin simgesi haline gelmiş bu canlıları kim neden öldürür.

Elde delil olmadan kimseyi direk olarak suçlayamazsak da bu işi yapanların yine o bölgeden oldukları kesin gibidir. Ama sorumluluk acaba o zehri atanlarda mi? Yoksa sorumluluk başkasında mı? Katili suçlamak her zaman kolaydır halbuki katilin neden adam öldürdüğünün önemi hep ikinci planda kalır. Ne bunun psikolojik nedenleri ne de ekonomik yönleri araştırılır. Genellikle katil hapse atılır ve diyet ödenir. Bizde de olay böyle ceyran edecek gibi görünüyor. Yıllardır bölge sorunlarıyla ilgilenmeyi seçim gezisinden gezisine diye düşünen az gelişmiş sağ ve sol partilerimiz, ve tabi ki uzaktan kumandalı hükümetimiz bölge için artı bir iş yapmamışlardır. Bir ara turizm yatırımı adı altında bölgenin yağmalanması, en demokratik Denktaş, Serdar tarafından önümüze konmuştu. Bu nasıl bir akıldır diye düşünürken Karpaz yarım adasının hemen hemen tümü ava açıldı bu yıl. Hiçbir bilimsel veriye dayanmayan tamamen kulaktan duyma söylemlerle ava açılan bu bölgede avcılarımız el birliği (grup terapiye gitseler daha iyi) ile ne kuş ne tavşan ne de eşek bırakmışlardır.

Her zaman söylediğimiz gibi çevre, ekoloji, av, tarım, bunlar bilimsel yapılırsa bir anlamı vardır. Şimdi eşeklerin tarıma zarar verdiğini düşünelim, bu hayvanlar ne kadar zarar verir tarıma? O bölge için yazılı veya hesaplanmış veri var mıdır? Ben hiç görmedim. Veya bu eşeklerin verdiği zarar KKTC tarımı içinde kaçta kaçlık bir dilimi oluşturur ki bu canlıların katline göz yumulmuştur. Bölgede kaç tane eşek yaşar bunlar ne kadar besin tüketmek zorunda bunlar biliniyor mu? Bence, hayır ben hiç rastlamadım. Rastlayan varsa, verileri ortaya çıkarsın ki herkes yararlansın.

Anlaşma zemini, Barış, Denktaş Klerides ve Avrupa Birliği’nin sıkça telâffuz edildiği bugünlerde, artık titreyip kendimize gelme zamanıdır. Hala daha doğal hayatın korunmasının farkında değilsek bizim yapacağımız ne barıştan ne anlaşmadan hayır gelir. Topluma baktığımızda çok bilgili ve eğitimli gibi görünmemize rağmen bir çok konuda kulaktan dolma bilgilerle hareket etmekte nedense ısrarcıyız. Bu eşşek olayı bize bir örnek teşkil etmelidir. Devler planlamasından İç işlerine kadar tüm birimlerde ciddi bir yapılanmaya gidilmelidir, ve olaylar kimsenin cart edemeyeceği bilimsel veriler veya en azından adam gibi düzenlenmiş istatistiklere dayandırılmalıdır.

Eşek olayı bir simge bir belirtidir bu bizim bir yansımamızdır. Bir sorunu çözmek onun parametrelerini yok ederek olmaz. O zaman Kıbrıs sorunu da tüm Kıbrıslılar yok edilerek çözülmelidir. Bu nasıl bir mantıktır ki bir sistem içindeki sorun, sistemin bir parçası yok edilerek çözülmeye çalışılıyor. Biz artık bir bütünün küçük birer parçası olduğumuzu unutmamalıyız bir bütün tüm parçaları ile güzeldir.


Hasan Örek|Ana Sayfa