Olta, 5 Ocak 2002
Hasan Örek
Yeni Yıl!!!
Yeni Yıl.....!!!!
Evet sonunda bu yılı da geride bıraktık. İyisi, kötüsü, güzeli ve çirkini ile bir yıl. Bu geçirdiğimiz yıla baktığımda gözümün önüne bir sürü olay geliyor işte. Bunun en önemlileri herhalde yılın başlarından itibaren tırmandırılan milliyetçilik akımları, UHH ve daha sonra 11 Eylül saldırısı ve bizim ahbap çavuşların yeme içme muhabbetleri. Aslında bu geçtiğimiz yıl bayağı renkli geçmiş yahu.
Dünyadaki süreçlerin nasıl işlediğini ve çoğu zaman toprağın gerçek sahibinin değil de başkalarının onların yerine kararlar verdiklerini yine gördük. Alın size bir Afganistan, radikal İslamın, kol gezdiği, insanlık dışı ne ararsanız var. Bu insanlık ayıbı ile uğraşmak nedense büyük devletlerin aklına 11 Eylül den sonra geliyor, ne için intikam!!! B
ence değil, Amerika kuru bir intikam için buraya girmiş olamaz. Amerika şu anda Asya’nın göbeğine yerleşmiş durumda, buradan da kolay kolay çıkacak gibi görünmüyor. Amerika kendi yarattığı bu terörün neler yapabileceğini bilemeyecek durumda mıydı? Neyse her şey çok daha açık olacak ileride ve bu eylem sonrası gelişmeleri dahil, özellikle Amerikan hükümeti tarafından yapılan insan hakları ihlalleri de tartışılacak.Dünya da olan en büyük olay bu olsa gerek ya bizde olan olaylar. Ufak bir ada da yıllardır uygulanan bilinçli çözümsüzlük politikaları sayesinde ve anlaşmak isteyenlerin üzerlerinden baskıyı eksik etmeyen insanlar şimdi anlaşmadan ve barıştan bahseder oldular. Ancak Sn. Denktaş Türkiye de katıldığı ve ülkücü hareketin en güçlü adamlarının olduğu
toplantı da yine bildik laflarını sıralamıştır. Yani bu demek olur ki, ben aslında değişmedin Türk Milliyetçiliğine inancım sonsuzdur ama dünya büyükleri bastı ensemize ve yapacak bir şey de yoktur kusura bakmayın anlaşama yapmak durumundayız. Tabi çok da ümitlenmemek lazım ne de olsa bu süreçler öyle çok kolay geçilen süreçler değildir.Yıllardır ortak bir işler yapmaya çalışan iki toplumun temsilcililerinden, hemen hepsi vatan hainliği ile suçlanmıştır. Halbuki barış için öncelikle diyalog gerekir, insanların birbirleriyle tanışması ortak bir şeyler paylaşmaları gerekir. Bugünkü iktidarın ve Ada da bulunan egemen güçlerin bu toplantılara kesinlikle tahammülleri yoktur. Onun için her zaman yasaklar ve kısıtlamalar getirilir bu tür faaliyetlere. İnsanların
bir birlerini tanımaları dostluk kurmaları ve ortak bir şeyler paylaşmaları onları barışa daha da yakınlaştırır. Sn. Denktaş ve diğerleri gerçekten ada da barışı istiyorlarsa bu ortak faaliyetleri desteklemeleri gerekir, çünkü barış ancak bir birini tanıyan,insanlar arasında yapılır. Önceki kırgınlıkların ve hataların bir muhasebesini yapmak veya bunları çok canlı tutmak kimseye bir yarar sağlamaz (İktidardaki zihniyet dışında). Yarar sağlamadığı da ortadadır, bir Fransız bir Almanı çok mu? Severdi AB öncesi de. Fransızlar veya Almanlar karşılıklı olarak artık hiçbir kaygı duymadan ülkeleri arasında dolaşabilmekte iş yapmaktadır ve burada en önemli mesele bu insanların serbest dolaşım sayesinde artık bir birleriyle de pek problem yaşayacaklarını zannetmem. Önemli olan kişilerin birlikte olmalarıdır. Hiçbir toplum veya millet bir diğerinden üstün değildir ve anlaşamamaları gibi bir sorun da kabul edilemez.Benim bu yeni yıldaki tek dileğim, toplumlar arası dostluğun geliştirilmesi insanların bir birleri ile ilişki kurmalarından korkulmamasıdır. İnsanlar kendilerini çevrelerini en iyi onunla çeşitli ilişkiler kurarak anlar ve geliştirirler, mesela yeme içme eylemi ile, değil mi? Sn Denktaş. Eh artık bırakın da bu adanın iki tarafındaki insanlar da yeyip içsinl
er..