Hasan Örek|Ana Sayfa


Olta, 26 Kasim 2002
Hasan Örek

Bacadan Gelen Çözüm

Bacadan Gelen Çözüm

Bacadan Gelen Çözüm

Nereden çıktı demeyin geçen haftaki yazımda değindim bu konuya. Kapalı kapılar ardında çözüm bulamayan emektar politikacılarımızın önüne bacan konan Kofi Annan plan çözüm önerisinden bahsediyorum. Ben doğrusu hala daha öneriyi okuyacak zaman bulamadım odur budur, içeriği iyidir veya kötüdür diye de bir şey yazmayacağım. Önemli olan böyle bir belgenin gündeme gelmesi ve tartışmaya açılmasıdır.

Güzel olan bu belge karşısında ne yapacağını bilemeyen ve sırtlarına Denktaş’a dayayıp bu güne kadar herhangi bir politika üretmeyen sağ partileri izlemek. Bir anda dünyaları dağıldı yok programda tuzak var yok öcü var aman bu kabul edilmez deyip daha sonra planın Türkçesi yok onu çevirttiriyoruz deniyor. Güzel olan Eroğlu’ nun bu planı kabul edilmez bulduğunu söylediği andı. Benim bildiğim sayın Başbakanın İngilizce bilmemektedir. Belge daha geçen gün Türkçe’ye çevrilmiş olduğun göre Eroğlu bu belgeyi okumadan reddetmiştir, sonucuna varmak çok da yanlış olmaz herhalde. Belki de romanın resimlerine bakmıştır sadece.

Bu gibi durumlar bizi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bizi yöneten bunlar mı? diye. Uzakta olmama rağmen her gün gazeteleri takip ediyorum ve sağcı kardeşlerin eli ayağı düzgün bir açıklamasını göremiyorum. Kolay değil bir anda fikir üretmeleri istendi, halbuki ne kadar da alışmışlarda TC den gelen parayı paylaşmak. Allah kolaylık versin bakalım şimdi ne yapacaklar izlemeye devam edin.

Şaka bir yana durum vahim. Biz hiçbir şekilde bu anlaşmaya hazır değiliz ve bunun için de bir altyapı oluşturulmaya çalışılmıyor, herhalde KKTC gayri ciddiliği ile bu işlerin olmayacağının farkında değiller.

Türkiye de, dengelerin altüst olması ve politik ortamın tamamen değişmesi aslında bizim politikacıları da paniğe soktu, çünkü bu gelen iktidar hızlı şekilde bazı olayları çözmek istiyorlar. Haklılarda, bunu nasıl yaparlar bilmiyorum ama Türkiye de bazı dengeler çok değişecek ve bunu az veya çok halk desteği ile yapıyorlar. Gelelim bizim dostlara, bu güne kadar herhangi bir konu hakkında düşünmemiş ve fikir yürütmemiş ve fikir yürüten adamları da memleketten uzaklaştıran arkadaşlar kafa isteyen ve ciddi bir planlama ve pazarlık sürecinden geçilmesi beklenen bu anda şapa oturdular. Açıklamalar komik bile değil. Halk artık bıkmış usanmış, memlekette genç kalmamış nüfus darmadağın, sistem yok, elçilik hükümetten daha aktif, iş yok vs..

Aslında o kadar tehlikeli bir döneme giriyoruz ki, kimse bunun farkında değil. Küçük kışkırtma ile olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum. Memlekete spor kulübü, sivil savunma ve öğrenci adı altında doldurulan ülkücüler her an bir halt karıştırabilirler. Diğer taraf da bizden iyi durumda değil gördüğüm kadarı ile yine başladı Girne’ye dayanacağız çığlıkları. Kimse önemli olanın kişiye tanınan haklar ve özgürlükler olduğunun farkında değil. İnsanlarda bir mal hırsıdır aldı gitti biz bu ülkede bir ev 10 dönüm tarla için mi? Yaşıyoruz ben bunu anlamış değilim, bazı konular tartışılıp çözümlenebilir zaten 10 sen daha çözülmezse kimse hiçbir yere gidip oturamayacak zaten o jenerasyon ortadan kalkacak. Diyeceğim odur ki toprak alıp verme göçmenlerin takası falan bunlar sonra da çözülebilecek konular ve bence hiçbir önceliği de yok önemli olan insanların bir birine güvendiği ve karşılıklı saygıya dayanan bir ortaklık kurmak ve bunu da sen onu al ben bunu vereyim ile yapılabileceğini zannetmem. Hatta biraz daha ileri gidiyorum, Karpaz yarım adası milli park olsun ve kimsenin de olmasın ve orası olacak olan bir barışın sembolü olsun............


Hasan Örek|Ana Sayfa