Olta, 12 Subat 2002
Hasan Örek
Birileri Bizi Kandırıyor mu?
Birileri Bizi Kandırıyor mu?
Denktaş, Klerides görüşmelerinin bilmem kaçıncı turuna gelinmesine rağmen ortada somut bir sonuç yok. İnsan, bizi kandırıyorlar mı? acaba diye düşünesi geliyor. Zaten bu görüşmelerde
de iyi niyetli gibi görünüp, arkasında gene bir çapan oğlu gizliyor gibi. Görüşmeler basına kapalı. Kimse içeride neler konuşulduğunun detayını bilmiyor. İşin komik yanı ise bu görüşmeler Kıbrıs Rumlarını ve Türkleri arasında bir barış sağlamak amacı ile yapılıyor, “iki halktan İzole”.Kıbrıs konusunda bugüne kadar çok acayip işler yapılmıştı
, ancak bu yöntem herhalde en acayipleri, çünkü amaç politik bir barış. Halbuki, sosyal barış olmadan politik bir barış kağıt üzerinde kalmaya mecburdur. İki halk, özellikle de 1974 den sonra doğanlar bir birlerini hiç tanımıyorlar, bu insanların bir şekilde kaynaştırılması gerekir. Bir barıştan söz ediliyor ama bu barışın ne olacağına, o barıştan etkilenecek olan halklar katkıda bulunamıyorlar. Bunun nedeni bence açık, işin doğrusu birileri bizi kandırıyor. Bir çocuk düşünün; bu çocuk 30 yaşına gelmiş ve annesi babası hala daha onu yerine kararlar veriyor ve bu kararları ona danışmadan onun yerine, en iyisini biz bilirizle işini hallediyorlar. Sorun acaba çocukta mı? yoksa anne babada mı? Biz Kıbrıslılar bir barış istiyorsak bunu biz yapmalıyız.Özellikle ben bizim için, Kıbrıslı Türkler için konuşmaktan yanayım. Geçen gün, 1974 den sonraki Rum ve Türk liderleri kronolojik olarak sıralayan bir liste gözüme çarptı. Bizim tarafta gerçi kronolojiye gerek yok, çünkü bizim hanede tek isim var. Kıbrıs konusunu hiç bilmeyen birine bu listeyi gösterseniz, bizim tarafı kraliyet bile zannedebilir; normal olarak. Bu bize demokrasimizin ne kadar merkeze bağlı ve dıştan kumandalı olduğunu gösteren ufak bir parametredir. Bunun yanında görüşmelere paralel olarak yasaklanan iki toplumlu görüşmeler de işin ayrı boyutu. Biz nasıl barış istiyoruz sorusuna yanıt aramamız bir şekilde engelleniyor. Ve ben, ki Rumları sadece kitaplardan tanırım, bu barışacağım toplumla hiçbir münasebetim olamaz, mesleki bile olsa. Peki bir barış olduktan sonra mı? biz diyaloga başlayacağız. Bu kaybolan zaman, iş, emek ve para kaybı olarak ileride bize yansımayacak mı?