Olta, 25 Subat 2001
Hasan Örek
Bayrak ve Türban
Son Günlerde iki önemli simge yine ortaya çıktı; bayrak ve türban. Bayrak ve türban Türk halkı için çok önemlidir, ikisi de namus şeref ve bunun da ötesinde belli bir ülküyü temsil eder. Bu ortak yönleri dışında bir diğer ortak yönleri de malzemeleridir; İkisi de kumaştan yapılır. Ortak yönleri dışında en önemli farklarından biri ise özellikle Türkiye de, bayrağın tüm ülkeyi temsil etmesi uğruna kan dökülmüş olmasıdır. Türban ise kendini İslamcı olarak nitelendiren ve bu bağlamda kadınların başlarını örtmeleri gerektiğini düşünen insanlar için çok önemli bir simgedir. Bu simgeler belli dönemlerde yan yana bulunmalarına karşın aslında bir birine zıt iki görüşü temsil ederler bayrak kısaca devletin görüşünü temsil ederken türban ise İslamcı, dinci, ülkücü gibi aşırı sağ grupları temsil eder. Gerçi ülkücüler ile dinciler bir çok konuda anlaşamazlar ama türban konusunda genellikle beraber hareket ederler, bir fark ile ülkücüler türban demek yerine baş örtüsü demeyi tercih ederler.
Bayrak ve türbanın bu çekişmesi tabii ki ülkenin aydınlık yüzünün yetişeceği düşünülen üniversitelerde de yaşanmaktadır. Bayrağın simgeleştirdiği görüşlerin dayatıldığı ortamlara dönüşen ve bilim kurumu kimliğinden çok devlet dairesine dönen üniversiteler de haliyle türban 12 Eylül dönemi kurumu olan YÖK tarafından yasaklanmıştır. Bunun yansıması olarak da KKTC üniversitelerinde de türban yasağı gündeme gelmiştir. DAÜ (Doğu Akdeniz Üniversitesi) yetkilileri bu dönem türbanlı öğrencilerin kayıt yaptıramayacağını açıkladı. Bunu ne kadar uygulayabilirler bilinmez.
Bayrak bir simge dedik ya, geçenlerde İstanbul'da düzenlenen “Türkiye ITTE 2001 Uluslararası Seyahat ve Turizm Fuarı” KKTC için büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Neden ise bayrak. KKTC bayrağı katılımcı ülkelerin bayrağının asılı olduğu yerde yoktu. Bu affedilmez bir hataydı ve sadece bir kişi bunu ciddi anlamda protesto edip fuardan geri çekilmiş (Zümrüt Turizmin sahibi Sami Güdenoğlu). Haberlere göre İstanbul başkonsolosu da, organizatörlerle tartışmış. Fuar nedeni ile İstanbul da bulunan sayın Akıncı ise önemli bir şey olmadığını fazla büyütmek gerekmediğini söyleyip anavatanın yanında yer alıyor. Sayın Akıncı’ nın yaptığı açıklama Kıbrıs gazetesinde aynen şöyle:
“Akıncı, şu anda hem fuar alanının girişinde, hem de standların bulunduğu alanda fuara katılan 22 ülke bayraklarıyla beraber KKTC bayrağının da dalgalandığını dile getirdi. KKTC bayrağının katılımcı 22 ülkeyle birlikte asılmayışında herhangi bir art niyetin olmadığını belirten Akıncı, "Bilinçli bir şekilde asılmadı diye bir şey yok, tavır konmadı. Yanlışlık giderildi; şu anda büyütülecek bir şey yok. KKTC bayrağı hem girişte ev sahibi Anavatanla birlikte hem de içeride diğer katılımcıların olduğu yerde asılı" diye sözlerini tamamladı.”
Tabii ki bayrağı bilinçli olarak asmadık deyemezlerdi ve demediler de. Burada gözden
kaçan organizatörlerin KKTC yi ne kadar salladıklarıdır. Ve en önemlisi eğer bir bayrak tüm o ülkede yaşayan insanları temsil ediyorsa o zaman, o ülkenin bakanının da bu protestoya katılması gerekirdi.Türbana tekrar dönersek sayın Denktaş
bir soru üzerine diyor ki: "Bu uygulamaya yönelik olarak Türkiye'den bir istek geldi mi?" sorusu üzerine de, "İstek meselesi değil, tekrar ediyorum; bizim üniversitelerimiz YÖK'ün şartlarını uygulamak mecburiyetindedirler. Mesele budur". YÖK şartlarını uygulamak mecburiyetindeymişler... İlginç değil tabi gerçek bu bağlamda öğrenciler için kılık kıyafet yasası öğretim üyeleri için bir dizi yasa falan filan. Sayın Denktaş tabi ki hukuku bizden iyi bilir ama nasıl olurda gücünü ve kurallarını başka bir ülkeden alan kurumun kurallarına KKTC üniversiteleri uymak zorundadır der neden, çünkü ortada protokol var. Protokolün de ötesinde büyük bir Pazar var YÖK açıkça ne dedi zamanında evet buradaki üniversitelerin verdiği diplomaları geçerli kabul ederim ancak benim kurallarıma uyarsanız. Bu üstü kapalı tehditti sineye çekip protokol imzalandı. Beklendiği gibi bir iki idari değişiklik dışında YÖK KKTC ye pek karışmadı. Ama iş türbana gelip dayanınca, İşin rengi de değişti. YÖK bu defa üniversitelere türbanlılar için önlem alın dedi ve DAÜ den açıklama geldi. Şimdi, bu işin iki yönü var: Birincisi anayasal yönü yani YÖK kuralları bizim yaslarımızla ne kadar bağdaşır, ikincisi ise YÖK ün kuralları bilime veya eğitimi bu güne ne katabilmiştir.İlginçlikler ülkeyi acayip şekilde sarmış durumda, iki kumaş parçası için yapılanlar ve yapılabilecekleri düşünmek bile istemiyorum. Bu güne kadar dini konularda
kendi içinde herhangi bir sıkıntısı olmayan toplumun ülkesindeki üniversitelere yasaklar getiriliyor. Bağımsız bir ülkenin bakanı olduğu iddia eden bir adam bayrağına sahip çıkmıyor. Acaba diyorum bu cumhuriyeti kuranlar ve ilelebet yaşatacaklarını söyleyen ve her türlü barışın önüne engel çıkaran bu insanlar cumhuriyetlerine ne kadar sahip çıkıyorlar. Dışarıdan yönetilmeyi kabul ettikleri sürece, bu kısır döngü içinde dönüp duracaklar ve işin kötü tarafı hala daha bağımsızlık özgür KKTC gibi sloganlarla karşımıza çıkacaklar..