Olta, 26 Mart 2003
Hasan Örek
Ne Yazayım...
Ne Yazayım...
Ne yazmalı yaklaşık 4 gündür bunu düşünüyorum. İnsanlar Irak da ölürken, Amerikalı komutanlar New York borsasında kahkahalar atarken ve Kıbrıs’ın Kuzeyinde polis copları konuşurken, ne yazmak lazım gerekir bilemiyorum. Yoksa kendi sıkıntılarımdan mı bahsetsen. O da kimseyi ilgilendirmediğine göre dönelim sisteme. Bu arada Stan Getz gerçekten güzel saksofon çalıyor, tavsiye ederim bu kötü günlerde güzel melodiler dinleyin.
Sistemin adı kapitalizm. Kısaca para, para, para. Bunun başka açıklaması da yapılabilir; yok piyasada, serbest rekabet olacak da kalite artacak da şirketler hizmet için yarışacak da, yok insan doğasına en uygun sisteme, Darwin’in evrim teorisine kadar dayanır ve uzayıp gider. Bunun yanında hep insanlıktan ve insanca yaşamanın kurallarından en az olurlarından bahsederek kapitalizmi savunmak da başka bir yoldur. Bu yolların hepsi de her nasılsa dönüp dolaşıp kanlı çözümlere dayanıyor. Neden çünkü sistem tıkandıkça bir kaçış yolu arıyor, ve bu kaçış yolu da genellikle birilerini sömürmekten veya bir yerlerde karışıklık çıkarmaktan geçiyor. Kısaca kapitalizm şiddeti içinde bulunduran ama bunu gizlemek için de elindeki silahları olabildiğince kullanan bir sistemdir.
Bu karışıklık ve kan neden? Neden bir insan, bir insanı öldürmek ister, ben bunu anlamıyorum. Amerika bu sistemin başı. Başında da tabiri caizse geri zekalı bir adam var ve bu adam dünyaya dehşet saçmaya devam ediyor. Ancak bu zatın yaptıkları bana o kadar koymuyor da, İspanya ve Portekiz gibi solcu partilerin iktidar olduğu ülkelerin bu katliama göz yummalarını anlamış değilim. Solun hangi kitabında yazar acaba masum insanların üzerine bomba atmak ve böylesi haksız bir savaşa destek vermek.
Irak’ da bir diktatör olduğunu kabul ediyoruz ama yeni doğmuş çocukların suçu ne. Kabaca verilen rakamlarda Irak da (ilk Irak savaşından beridir) yılda 500 bin çocuğun beslenme yetersizliği veya ilaç bulunamamasından öldüğünü yazıyor ki bu rakam muhtemelen çok daha yüksektir ve buna şu anki savaşta ölenler de eklenecek (biz sayısını hiçbir zaman tam olarak da bilemeyeceğiz).
İnsanlar savaşın görmek istemedikleri tarafına bakmak istemezler. Hep savaşı haklı çıkaracak bir sebep aranıp bulunur ve bu sebep uğruna da her yol denenir ve uygulanır. Irak savaşının söylenen sebebi terörizm. Peki hangi terör örgütü uyguladığı ambargolarla yılda 500 bin çocuk öldürebilir. İşte soru bu? Kim? Birleşmiş Milletler örgütü!!! İşin absürd tarafına bakın dünya barışından sorunlu olması gereken bir kurum yılda 500 bin çocuk öldürüyor (evet öldürüyor çok mu radikal oldu, ama gerçek). Dünya üzerinde bu rekora ulaştıysa Hitler ulaşmıştır belki Stalin da biraz arkasından geliyor olabilir.
Çeşitli ülkeler timsah göz yaşları dökmeye başladılar, mesela göstermelik Fransa ve Almanya örneği. Bu kardeşler hava sahalarını Amerika’ya açmışlardır, yani bir şekilde bu savaşa onay vermişlerdir. Bu bağlamda söylemlerinin hemen hepsinin içinin boş olduğunu düşünebiliriz. Daha doğrusu bu söylemelerin insani kaygılarla değil de başka kaygılarla söylenmiş olduğu yargısına varabiliriz, ki Fransa ve Irak arasında yapılan anlaşmalar göz önüne alınırsa bu konuda çok da uzağa gitmemize gerek kalmaz.
Benim hayal ettiğim dünya bu değil silah tasarlayan bilim adamları, ekonomiyi canlandırmak için savaş öneren ekonomistler. Ve daha niceleri. Savaş bize çevremizi biraz daha iyi tanıma fırsatı veriyor. Bazen çevreme dönüp baktığımda aslında savaşların neden bu kadar kolay çıktığını anlıyorum çünkü insanlar bir birini anlamaya en az müşterekte buluşmaya ve karşıdaki insanın da doğruları olabileceğini göz ardı ediyor. Ve insanlar bunu gayet normalmiş gibi yapıyorlar, onun içindir ki Bush, ömrü hayatı boyunca bu yaptıklarından h,ç pişmanlık duymayacaktır, çünkü hayatı boyunca çevresindekilerin ne yaptığı ne düşündüğü onun için önemli olmamıştır. Eğer silahım varsa kullanırım demiş ve kullanmıştır.