Olta, 27 Mart 2001
Hasan Örek
Neler Oluyor Hayatta
Bugünlerde gene ortalık karışacak gibi. KKTC iç politikası yine sallanmaya başlayacak gibi birileri düğmeye mi? Basıyor ne? Son birkaç yıldır benim gördüğüm ilginç işler olmakta Kıbrıs’ın kuzeyinde. İlk önce muhalif sesler artık kendilerini çok daha gür ve bugüne kadar görülmemiş bir halk desteği ile yükseltmeye başladılar. Daha sonra malum çevrelerden antidemokratik hatta faşizan tepkiler ve önlemler geldi. Bunlar bize yansıyanlar. Peki bize yansımayanlar yani bu tepkilerin temelinde
yatan faşizan davranışların kaynağı ne olabilir. Hangi güçler bunları planlamakta. Belki bir çok insan şimdi hade yahu bunları bilmek için müneccim mi olmak lazım diyecek ama olsun biz gene de biraz beyin jimnastiği yapalım iyi gelir.Yapılan eylemler en
çok ülkenin egemen güçlerine dokundu. Bu güçlerin kaynağı da gerçek Kıbrıslı Türklerden almadığına göre Türkiye Cumhuriyetinin egemen güçlerinden gelmektedir. Bu güçlerin en tepesinde de yıllardır sayın Denktaş oturmaktadır. Gazetelerde son zamanlarda UBP nin başkanlık seçimlerinde Ertuğrul Hasipoğlu’ nun Elçilik ve Denktaş çevrelerince el altından destekleneceği söyleniyor. Bu gelişme çok da acayip değil UBP içinden özellikle de genç kuşaktan olanlar bir çok insan bugün Türkiye’nin Kıbrıs politikasını doğru bulmuyor. Buna en büyük tepkiyi de Denktaş’a Eroğlu’nu alternatif olarak çıkardıklarında gösterdiler. Bugün UBP biraz da Kıbrıs Türklüğü mikro milliyetçiliğini yapmaktadır. Bunu fark eden egemen güçler hemen Eroğlun’ a ama bu sefer daha çok destek ile bir alternatif sunuyorlar. Parti demokrasi çoğu partide olduğu UBP de de büyük sorun olacak gibi ama bunu alternatifi tabi ki dışarıdan destekli biri değil parti içinde de destek bulan bir isim olmalıdır.UBP nin ne yapacak göreceğiz ancak bizim esas derdimiz tabi ki UBP veya başkan adaylarıyla değildir.
Esas mesela egemen güçlerin artık kendilerine yakın olan adamlara ve politik görüşe sahip insanlara da müdahale etme gereğini duymasıdır. Son dönemlerde KKTC de aşırı milliyetçi bir yapılanma görmekteyiz ve bunların tümü de doğal olarak anavatan desteklidir. Buna en güzel örnek vatan, millet, Sakarya mitingiydi. Bir sürü sağ fraksiyon çoğuna neyi savunduklarını sorsanız bilmezler ama sürü pisikolojisi içinde davranırlar.Toplumu sürüleştirmek işte amaç burada günümüze değin her hareketimiz TC hükümetleri tarafından bizim için planlandı, seçim yaptık müdahale ettiler Denktaş ın devrilme riski ortaya çıktı Eroğlu nunun kulağını çektiler, ortak görüşmelere balta vurmak için çeşitli uygulamalarla balta vurdular vs... Tüm bunlar daha fazla demokrasi ve barış gelmemesi için. Kıbrıs Türk halkı sömürge döneminde özgürlüğü bu kadar kısıtlanmış olamaz. Bir çok yetkinin askerlerde ve tek bir şahısta toplandığı ülkede alınan her karar antidemokratik olacaktır.
Milliyetçi oluşumlara pirim verildiğini daha önce de vurgulamıştık ve bu davranış devlet güdümlü odakların yönetimi tekrar ele geçirmek baş vurduğu bir yöntemdir. Bu tür odaklar az veya çok ama her zaman devletler tarafından beslenirler bu gibi zamanlar da aktif hale getirirler. Ancak nasıl ki getirdikleri taşıma nüfus bile en azından son seçimlerde Denktaş ı seçmediyse aynisi bu milliyetçilik olayında da olacaktır. Bu uygulamayı yapmak da bayağı geç kaldılar çünkü KKTC artık bir Kıbrıslı Türk milliyetçiliği gelişmeye başlamıştır ve bu milliyetçilik anlayışı Türkiye deki ülkücülerin anladıkları gibi değildir.
Neler oluyor hayatta, Milliyetçilikten medet umanlar kendi mezarlarını kazdıkların habersizler ya da bunu düşünmek bile istemiyorlar. Tabi barış ve halkların kardeşliğini savunmak dururken en üst düzeyde şiddet ve tutuculuk içeren bu akımların önü açılırsa o zaman da kardeşlik yerine kardeş kavgası başlar. Belki de yapılmak istenen bu kim bilir....