Olta, 15 Nisan 2001
Hasan Örek
Bizi Kimler Anlar
Bizi Kimler Anlar!!!!
Uzun yıllardır Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gerek araştırma gerekse eğitim için, bir çok insanla tanıştım çalıştım konuştum ve şunun gördüm bu insanlar bizi anlamıyorlar. Bizi anlamadıkları için ilk önceleri bayağı bir kızdım, neden insanlar ben her ağzımı açtığımda beni Rum sempatizanı olarak algılıyorlardı. Bu soru uzun süre kafamda dolaştı. Ve sonunda gördüm ki aslında bu insanların önüne konan görüş kimse ordunun veya dış işlerinin Kıbrıs da yanlış bir işler yaptığını kabul ed
emiyordu, çünkü bu toraklar şehit kanı ile alınmış ve Türkiye için namus meselesi ve politik partiler açısından da evrensel uzlaşı noktası olmuştur.İnsanların bana söyledikleri sözler tamamen önlerini devlet tarafından konmuş reçeteydi. Peki ama neden insanlar bu konuda bu kadar bilgisiz bunun sorumlusu sadece onlar olamaz. Doğrusu ülkelerinde çok kötü şartlar altında yaşayan ve hapishanelerdeki ve emniyet birimlerinin yaptıklarına kayıtsız kalabilen bir halk Kıbrıs konusunda ne kadar bilgili olabilirdi.
Ancak bir gazetecinin veya gazetecilerin böyle bir lüksü olamaz. Uzun zamandır Cumhuriyet okurum ve doğrusu Türkiye hakkında ki görüşleri en azından gerçekçidir ama konu Kıbrıs olduğunda bir iki yazarın dışındaki Cumhuriyet ailesi ne yazık ki Kıbrıs hakkında resmi görüşün dalkavukluğunu yapmaktan öteye gidemez.En son bombayı ise sayın Leyla Tavşanoğlu patlattı. Röportaj yazılarını beğenerek okuduğun bu zatın Kıbrıs a gidip sadece egemenler ve onların güdümdeki
birkaç kişi ile konuşarak bir yazı hazırlaması beni şaşırdı. Kıbrıs konusunda hemen herkesin bir fikri vardır. Bu güzel bir şey gibi görünse de işin aslı öyle değildir. Herkesin bir fikri var ama sabit gelişmeye veya geliştirmeye açık değil. Bu görüş genellikle resmi politikalarla ve yazılmış abuk sabuk tarih kitaplarından ibaret. Bunun dışındaki kaynaklara ulaşmak neredeyse imkansız. Buna rağmen imkansız da değil. Kıbrıs konusunda yazılmış bir çok araştırma yazısı bulmak mümkün ama kaliteli ve bilimsel yaklaşımlarla yazılmış olanları çok az veya Türkçe ye çevrilmemiş. Bu kadar kaynak sıkıntısı çekilen bir konuda siz Kıbrıs a gidip bir tek egemen sınıfla konuşun ve bundan da yazı hazırlayın olacak iş değil. Peki ayni Leyla Hanım neden gidip Denktaş ile yaptığı gibi Kenan Evren’le sohbet etmez. Çünkü kendisini solcu görür ama Kıbrıs’taki aşırı sağcı bir liderle görüşmeyi gayet normal bulur. Eğer solculuğunuz bu ise size eyvallah.Bizi sokaktaki adamın anlamamsını bir noktaya kadar kaldırabiliyorum da daha fazla özgürlük bir kimlik için ülkemizde bir müdahale olmadan yaşama taleplerimizin kendini demokratik atfedenler tarafından anlaşılmamasını bir türlü kabul edemiyorum. Evet bilgi toplamak için Denktaş’ la veya herkim ile olursa olsun konuşabilirsiniz ama yazdığınız yazılar gerçeği yansıtmalı en azından objektif olmalıdır. Bizim yıllardır Türkiye solu gerçek anlamda sorunumuz olmadı çünkü 1980 den sonra, Türkiye de solcu bırakmadılar, bizdekiler malum, en büyük solcu grubun CTP olduğu bir ülke. Buna rağmen yine de iyi niyetli yaklaşımlar Kıbrıs sorununda bizim gibi düşünen insanlarla karşılaştık ancak ben okuru olduğum ama her Kıbrıs yazısından (genellikle) küfür ettiğim gazete yazarlarının da biraz daha dikkatli olmalarını umut ederdim. Gerçi yıllardır olmadı bundan sonra da olmaz. Pek umudum yok, yazarsa bir Aydın Engin adam gibi bir şeyler yazar, onun dışındakilerden pek umudum yok resmi görüşün dalkavukluğunu yapacaklardır.
Türkiye solu bizi anlamıyorsa peki biz kim anlar? Bilmem bir anlayan çıkacaktır herhalde. Eğer bir görüşün yanında olacaksak bence her yerde ayni görüşü savunmalıyız. Açıkçası Türkiye’de solcu Kıbrıs da sağcı Amerika da liberal olunmaz. Bir görüşümüz varsa tüm insanlık için ayni hisleri hissetmeliyiz yoksa sağcılardan ne farkımız kalır?