Olta, 22 Nisan 2001
Hasan Örek
Silah Ruhsatı!!!!!
Bundan yaklaşık 4 yıl önce “North-Cyprus Discussion List” (Kuzey Kıbrıs Tartışma Listesi) de internet ortamında 100-150 Kıbrıslı Türk ün oluşturduğu bir tartışma listesi vardı. Bu listede, 1997 Kasımının ilk haftasında silah ruhsatları üzerine bazı yazışmalar oldu. Dağıtılan ruhsatların gerekli olup olmadığı, Kıbrıs gibi küçük ve belki de her 4 insana 1 güvenlik görevlisi düşen bir ülkede bu ruhsatlı silahlara gerek olup olmadığı üzerine bayağı bir konuşuldu. Sonuçta orada konuşulanlar orada kaldı ve silah (Burada tabancadan bahsediliyor) ruhsatları tam gaz verilmeye devam etti. Kıbrıs gazetesinin verdiği habere göre: 1992'den günümüze kaydı yapılan tabancaların yıllar itibarıyla listesi şöyle: “1992: 299 adet, 1993: 52 adet, 1994: 173 adet, 1995: 322 adet, 1996: 158 adet, 1997: 334 adet, 1998: 83 adet, 1999: 59 adet, 2000: 20 adet, 2001: 4 adet”. Kabaca ruhsatlı 1500 tane tabanca şu anda Kıbrıs’ın kuzeyinde bir şekilde dolaşmakta. Şimdi biraz daha kafamızı zorlayarak ufak bir hesap yapalım. KKTC’nin nüfusunu 150 bin kabul edersek halkın %1 inde tabanca olduğu anlaşılacaktır. Bu silahların daha çok erkekler tarafından alındığı düşünülürse erkek nüfusun %2 sinde silah olduğu ortaya çıkar. Ancak bu erkelerin hepsi de silah taşıyacak kapasitede olmadığını düşünürsek (çocukları ve yaşı 25 e kadar olanları bu rakamdan ayıklarsak) çok kaba olarak her 10 yetişkin erkeğin birinde tabanca bulunuyor dememiz çok yanlış olmaz.
Oransal yaklaşım tamamen varsayımlara dayalı yapılmış olup aslında, ben bunun da çok önemli olduğunu düşünmemekteyim. Bu rakamlar sadece sokakta kendi halinde dolaşan vatandaşın sayısal olarak ne kadar tehlike altında olduğunu gösterir. Ancak işin bence daha önemli boyutu insani yönüdür. Tamamen insan öldürmek üzerine tasarlanmış bir aletin halka dağıtılması ve bu silahların sadece savunma amacı ile kullanılmasını beklemek herhalde biraz akılsızlık olur.
Şimdi neden bu hafta böyle bir yazı yazma ihtiyacı duyduğuma geldi sıra. KKTC basınını takip eden herkes bu hafta içinde ruhsatlı tabaca ile öldürülen
“Bilfer Palm Beach Hotel Müdürü Levent Soykut' u” duymuştur. Yazımını bu haberi okuduktan sonra yazmaya karar verdim ve birden haberdeki diğer isim gözüme çarptı “Serdar Denktaş”. Serdar Denktaş’ın cinayetle bir ilgisi yok ama öldürülen şahıs kendisinin çok yakın bir arkadaşı. Bu acıyı kendisi ile paylaşıyoruz. Serdar Denktaş 1997 de tartışılan konunun taraflarından biriydi ve verilen silah ruhsatlarını bir problem yaratmayacağını düşünüyordu. Ben kendisine bunun böyle olmayacağını silah taşıyan bir insanın bunu fırsat bulduğunda veya psikolojik durumu iyi olmadığında kullanabileceğini anlatmaya çalışmıştım. Tarih ne yazık ki beni haklı çıkardı. Keşke çıkarmasaydı böyle bir konuda haklı çıkmak bana ancak üzüntü verebilir.Gelelim o dönem yazdıklarımıza: işte özet olarak şöyle: (Bu yazışmalar sadece ben,m yazdıklarımdır Serdar beyin yazılarını kendisinden izin almadığım için şu anda burada yayınlayacak değilim merak edenler Serdar beyden isteyebilir veya eski liste arşivine girip ba
kabilirler).Not: Bu konu Kenan Akın ın o dönem silahlar üzerine yaptığı bir açıklama üzerine başlamıştı onun için yazılarda geçen Kenan Akın ismi sizi şaşırtmasın.
Date: Thu, 13 Nov 1997 17:22:25 +0200 (MET)
From: Hasan Orek <orek@soli.ims.metu.edu.tr>
To: Northern Cyprus Discussion List <NCYPRUS-L@vm.ege.edu.tr>
Subject: Re: Kenan Bey......
“Bu Kenan bey konusunu beni başka bir noktayı tartışmaya açmaya yöneltti. Son yıllarda memlekette peynir ekmek gibi silah taşıma ruhsatı verildiğini bazı yakın arkadaşlardan ve amcalardan ve bizzat gözümle ve kulağımla tanık oldum. Bu gelişmenin özellikle ülkemizde
faaliyet gösteren Ülkü ocaklarının açılması ile artığını görmekteyim. Aslında memlekette galeyana gelen (Genellikle her TC milli maçından sonra gelinir) aşırı milliyetçi silahlı vatandaşların neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum.
Türkiye’nin tüm absürd taraflarını memleketimize sokan ve kendilerini son zamanlarda Kıbrıslı Türk Milliyetçisi olarak tanıtanlara selamlar. Eğer gerçek Kıbrıs Türk Milliyetçisi iseniz bu verilen silah taşıma ruhsatlarını hemen iptal eder silahları da toplarsınız KKTC gibi bir yerde 40000 asker+polisin olduğu yerde kimsenin artı bir korunmaya ihtiyacı olamaz, ihtiyacım var diyen ya mafyadır ya geçmişinden korkmaktadır veya TMT tetikçisidir. Memleketimize at avrat silah mantığını sokarsak ilerde olacaklardan hiçbir Kıbrıslının memnun kalacağını zannetmiyorum.”
Date: Fri, 14 Nov 1997 16:11:49 +0200 (MET)
From: Hasan Orek <orek@soli.ims.metu.edu.tr>
To: Northern Cyprus Discussion List <NCYPRUS-L@vm.ege.edu.tr>
Subject: Re: Kenan Bey......
“Bence KKTC devletinin esas görevi silah ruhsatlarını kolaylaştırmak değil zorlaştırmak hatta Polis asker ve koruma görevlileri dışındaki insanlar dışında silah taşımanın yasaklaması gerekir. Bir silahtan bahsediyoruz insan öldürmek için yapılmış bir araçtan ve bunun da bir zevk aracı olması kusura bakmayın doğru değil yani siz zannedersiniz ki silahı olan kardeşlerimiz bu silahları sadece poligonda mi kullanacak?. Serdar bey aslında bu konu pek politik de değil daha çok insancıl bir konu ve ben şahsen insanı seven ve insanlık için yararlı uğraşlar içinde olan birinin silaha ihtiyacı olduğunu zannetmiyorum. Unutmayın Bir filim karesinde silah göründüyse o silah o filimin bir yerinde patlar.”
Yazıma burada son vereceyim çünkü 4 yıl önce yazdıklarımdan farklı düşünmüyorum. Bununla birlikte bu olay sonrası silahlarını teslim eden sayın politikacıları
da esefle kınıyorum. Hiçbir davranışınız geçmişte yaptığınız hatayı örtmeye yetmeyecektir şimdi silahlarınızı bırakarak veya polise bağışlayarak bir iş yapmış gibi görünüyorsunuz ama neden sonra bir masum insanın ölümden sonra, açıkçası bundan bile çıkar elde ediyorsunuz. Eğer gerçekten bir is yapmak niyetinde iseniz onu zamanında yapın. Gerçi silahlarını teslim eden insanlara takdirle bakıyorum, ama samimiyetlerinden emin değilim. Benim için bu yetmez bana toplumsal olarak bir şeyler yaptığınızı göstermeniz gerekir, bireysel gösterişe gözümüz tok.