Olta, 13 Mayis 2001
Hasan Örek
AİHM Üzerine Çeşitlemeler
Avrupa insan hakları mahkemesinin, Türkiye hakkında verdiği her karardan sonra, malum çevrelerce hemen TC yalakalığı başlar. Nedir bunlar Avrupa yanlış yaptı, gerçekleri saptırttı, kahraman Anadolu halkı, yüce Türk ulusu tüm dünyayı dize getirmiş millet vs. Bu söylemler yıllardır söylenir ve acayip da etkili olur!! öyle böyle değil bütün dünya tir tir titrer Türkün gücü karşısında. O kadar ki bu tepkilerden sonra hatta AİHM Türkiye den özür diler. Bir de daha seviyeli eleştiri yapanlar vardır bunlar da kararı hukuka aykırı ve siyasi olarak bulurlar.
Bunu söylerken utanmadan Türkiye’nin bu tür hukuka uygun olmayan adaletsiz kararları tanımayacağı da eklenir.AİHM’nin ne kadar adaletli kararlar verdiğini tartışmak, teknik olarak benim yapacağım iş değil. Önemli olan sizin bu mahkemeye tanıyıp tanımamanızdır. AİHM’ nin sizi kolunuzdan tutup hapse atacak bir yaptırımı yok ancak tazminat mazminat cezaları verir. İşin esas yüzü ise Türkiye ne kadar Avrupa’ya yaklaşmak isteyip istememesidir. Özellikle Kıbrıs konusunda açılan hemen hemen tüm davaları TC kaybetmektedir. 1974 yılında yapılan harekat sonrası tutumu ile uluslar arası hukuk ve anlaşmalar önünde haksız duruma düşmüştür. Dünya olayı bu çerçevede algılamaktadır. Sizin eğer uluslararası hukuka ve anlaşmalara inancınız yok ise o zaman iş başka ama hem bunlara inanıp hem de bu kurumları olur olmaz eleştirmek yanlış olur. Biri çıkıp derse ki ben ne Avrupa’yı ne de uluslar arası hukuğu ve anlaşmaları tanımıyorum derse ona lafım yok.
Bizim politikacılar hep ikilemler içindeler. Hukuk devleti olmayan yerlerde herhalde kronikleşmiş bir olgu. Ülkede yaşayan topluluğun sürekli olarak bir şeylere karşı olmalarını sağlamak ve yapmaktan korktukları işlerden kaçmak için hep ikilemler içinde olurlar. İnsanları bu ikilemlerle kandırmaya çalışırlar. Okumayan ve medyası devlet güdümünde olan ülkelerde bu aldatmacaya kanmak insanlar için çoğu zaman kaçınılmazdır.
Bu aldatmacalar genellikle Denktaş gibi kurt politikacılar tarafından çok iyi kullanılır. Birkaç yıl önce diyabetlilerin düzenlediği bir toplantıda bile bu hastalık üzerine konuşacağına lafı dönüp dolaştırıp ana vatan ve pis Rumlar eksenine döndürmüştü. Büyük başarı! bugün ise barış görüşmelerine gitmemek için AİHM nin kararlarını bahane ediyor. Sayın Denktaş bu işten kaçmak için elinden geleni yapıyor. Burada dikkat edilecek husus bu açıklamaları yapan insanların hiçbirinin kesinlikle bu kararlar karşısında aksi argümanlarının olamamasıdır. Tabi kendileri en büyük Türkler, kahraman ulusumuz kaka Rumlar söylemlerini karşı argüman olarak görüyorlarsa o başka.
Aldatmaca daha ne kadar sürer bilemem, bilinmesi gereken bizim dışımızda da bir dünya olduğu ve onlarla birlikte yaşamak istiyorsak en azından altına imza koyduğumuz anlaşmalara uymak zorunluluğumuzdur. Plansız, programsız ve politikasız yürütülen dış siyasetin ve iç yönetimin bu yönünü düzeltmesi şarttır. Bireylerin ise artık bu saçmalıklara inanmamaları gerekiyor. Herkes en azından çevresindeki bu sahtekarların yalanlarına karşı uyarmalıdır.