Olta, 13 Mayıs 2003

Hasan Örek

 

Işık Hızı

Işık Hızı Kıbrıs’ta geç kalınmışlığın acelesi ve olacakların tasası ile ne yapacağını şaşırmış bir Denktaş rejimi ışık hızında reformdan reforma koşuyor. Bu politikacılara ne oldu ben anlamış değilim. Sınır kapısı üstüne sınır kapısı açıklama üstüne açıklam
a vay gavvolem.

Kapıların sınırların hiçbir altyapı çalışması yapılmadan açılmasının sadece izdihama yol açması, mucizedir. Aklı evvel politikacılarımız at gözlükleri ile düşündüklerinden ve uzaktan kumandalı çalıştıklarından ve hayatları boyunca fikir ve çözüm üretememiş kişiler olarak olabilecek izdihamı düşünemediler bile. Plansızlık ve öngörüden uzak bu olumlu gelişmeyi sonuna kadar desteklemem bir yana artık ciddi kaygılar içerisindeyim.

Bu ilk gülerdeki yoğunluk geçici gibi görünse de ilerisi için ciddi önlemler almak lazım. Bu önlemeler bizim aklı evvellerin anladığı polisiye önlemler değil de daha çok insanların serbest dolaşımını güvence altına alacak kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlayacak önlemlerdir. Bunlar en basitinden trafik konusunda bir şey yapıldığını düşünmüyorum zaten yetersiz olan yollarımız iyice dara düşmüştür. Özellikle mühendislik harikası Girne yolu bu bağlamda bir klasiktir. Güneyden gelen komşularımızla trafik yükü iki üç katına çıkan bu yolların bu yükü nasıl taşıyacağı ve trafiği hangi polis servisi ile düzene sokacağımız düşünülmemiştir.

Kuzeye geçen Rumlar piknik yapmak adanın her yerini gezmek istemektedirler ama mesela milli park olması gereken Karpaz için hiçbir önlem alınmamıştır. Rumlar doğa katliamı konusunda bu güne kadar yaptıkları ile sınıfta kalmışlardır. Doğru dürüst doğal rezerv olacak alanları kalmamıştır bu alanlar Kuzeydedir ve acil olarak korunması gerekir. Bu hengame içinde her iki tarafın politikacıları bu durumdan olabildiğince yararlanmak isteyeceklerdir. Ve bizim bir kere daha memleketimize sahip çıkmamız gerekecektir.

Buradan her zaman barışa olan desteğimizi dile getirdik ve bu barışın nasıl yapılmasını hangi temellere dayandırılması gerektiğini bu site ilk açıldığından beridir insanlar dile getirmektedir. Barışın bu şekilde geliyor olması beni kaygılandırıyor. Tek güvencem her şeye rağmen sağ duyusunu kaybetmeyen Kıbrıs halkıdır. Bu işten daha değişik beklentileri olan iktidar ortakları deyim yerindeyse babayı aldılar. Ancak kalıcı bir barışın sağlanması üç beş tane kapı açmakla olmaz eli ayağı düzgün çalışan organların oluşturulması ile olur. Bu da her iki taraf için yeni düzenlemeler ve uygulamalar, uygulamaları hayata geçirecek beyinler demektir. Kalıcı barış ancak bu teknik komisyonların çalışmaya ve insanları yönlendirmesinden sonra hayata geçeceği inancındayım ve en önemlisi bu işleri artık biz yapmalıyız ne Yunanistan ne Türkiye ne de herhangi bir ülke.

Ülkemde duvarların açılmasının bu kadar kolay olabileceğini hiç düşünmemiştim. Duvarda bir delik açmak bu kadar zaman almıştır ve bundan sonra daralan zamanda hem Türklere hem de Rumlara büyük görevler düşmektedir. Kıbrıs adasındaki gelir dağılımı dengesizliğinin çözülmesi bunların başında gelir. Bu kadar süredir kendi iradesi dışında yönetilen Kıbrıslı Türkler hak ettiklerini almalıdırlar. Yıllarca Denktaş korkusu salıp politika yapan Rumlar da buna ellerinden geldiğince yardım etmelidirler ve anlamlıdırlar ki politikacılar her zaman halkı temsil etmez. Bu son sınır geçişlerinde yaşadığımız olay her iki tarafın politikacıları için ders alınması ve silkinip kendilerine gelmek için bir fırsattır ve son olarak AKEL e deydirmeden geçemeyeceğim. Sınırların açılmış olması ile değil de kimin açtığı ile ilgilenip statükonun devamını savunmaları ne kadar solcu olduklarını ortaya koymuştur. Yıllar önce ENOSIS e evet diyen AKEL den ayrılan yurtsever Plutis Servas yaşasaydı ne derdi acaba. Bu süreçte özellikle sol (sol diye geçinen) partilere büyük misyon düşmektedir ve bu misyonları politik kaygılarla değil de yapmaları gerektiği gibi yani halk için yapmalıdır (Değil mi Sayın Talat?)..

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org