Olta, 23 Mayıs 2003

Hasan Örek

 

Bizim İnsanlarımız

Bizim İnsanlarımız

Bizim İnsanlarımız

Kuzey Kıbrıs’ın demografik yapısı özellikle 1976 dan sonra bilinçli olarak bozulmuştur. Bunu yapanlar gelecekte ne olacağını göremeyen görüşü dar kötü niyetli, milliyetçiliği kendilerine el kitabı edinmiş politikacılardı. İnsan unsurunun doğasından hiç anlamayan bu insanlar, o yıllarda adaya getirdikleri insanlarla şimdi ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Bu insanlar adaya şu veya bu şekilde gelmiş, bir kısmının çocukları da burada doğmuş, bir kısım çok genç yaşlarda adaya gelmiştir. Sonuç olarak bu insanlar adada yaşıyorlar ve tüm vatandaşlık haklardan yararlanmaları gerekiyor. Sırf kökeninden dolayı kimseye haksızlık yapılmasını kabul edemeyiz. Hele hele Kıbrıs da doğmuş bir insanın bu ülke haklarından faydalanma deyemeyiz.

İleriyi göremeyen politikacılar tarafından hesapta adanın nüfus yapısını güçlendirmek için ve oy kaygısı ile vatandaş yapılan bir çok kişi vardır. Bu kişilerin önemli bir kısmı Kıbrıs da yaşamakta ve bence artık Kıbrıslı olmuş insanlardır. Bir kısım ise sırf prestij amacı veya peşkeş amaçlı vatandaş yapılmışlardır ki bunları diğer vatandaşlarla ayni kefede tutmak hatadır. Zaten Kıbrıs da adresi bile bulunmayan vatandaşları kimin ne için yaptığı ortadır.

Sırf kendi çıkarları için insanları kullanmak ve daha sonra bu insanları ortada bırakmak ancak, ucuz milliyetçi görüşün eseri olabilirdi, aynen de öyle oldu. Yıllarca insanlara yalan söyleyerek olmayacak vaatlerde bulunarak kandırılmış olan bu topluluk bugün ne yapacağını şaşırmıştır. Bu psikoloji ile nedense milliyetçiliğe sarılmışlar ve gazetelere biz parayla milliyetçi olmadık gibi ilanlar ve açıklamalar vermeye başlamışlardır. İşte yanılgıya düşülen nokta burada. İnsanlar yaşananlardan ders almamakta, nedense çok ısrarlıdır. Milliyetçilikten bu kadar zarar görmüş bir topluluk nasıl olur da çıkar yolu, benzer söylemlerde arar. İnsanlarımız olaya çok duygusal yaklaşıyor. Belki de haklılar ama yine de aklın yolu birdir. Bu gibi görüşlerin çöküşünü görmek için daha kaç tane örnek olmalı. Kendilerine kazık atıp orta yerde bırakan bir söylemin arkasına sığınmak ne kendilerine ne de bize bir yarar sağlamayacaktır.

Dönem akılın yolunda yürüme dönemidir, bu insanlara haklarını vermek zorundayız. Bu insanlar şu veya bu şekilde Kıbrıs’tadırlar ve burada hayatlarını devam ettirmektedirler en azından önlerine Kıbrıs mı? Türkiye mi? Seçeneği konmalıdır ve Kıbrıs’ı seçenler en az benim kadar tüm haklardan yararlanmalıdır. İsmini vermeyeceğim bir dostum var, kendisinin annesi ve babası Türkiyeli ancak o en az benim kadar Kıbrıslı. Şimdi bu adam bu haklardan yararlanmazken ben nasıl gönül rahatlığı ile bunlardan faydalanabilirim. Buna acil olarak bir çözüm bulmalıyız bu insanları cezalandırmaya hakkımız yok. Onları bir kimlik bunalımına sokmak sorundan başka bir şey getirmez. Ancak bunun yanında haksız yere vatandaş yapılan ve ülkeyi sömüren insanların da ayni zamanda vatandaşlıktan çıkarılması gerekir ki gerçek hak sahipleri ortaya çıksın.

Her zaman insan haklarından bahsederiz ama özellikle kendi haklarımıza tecavüz olduğunda avazımız çıktığı kadar bağırırız. Halbuki insan hakları biraz da başkalarının haklarını korumaktan geçmez mi? Bize yapılmasını istemediğimiz bir uygulamayı sırf kökenlerinden dolayı insanlarımıza uygun görmek bence insan haklarına inanan kimseye yakışmaz. Evet bu uygulanırsa haksız yere bu haktan yararlanacak belki yüzlerce insan olacak ama ben yine de, buna rağmen bu hakkın bu insanlara, insanlarımıza verilmesinden yanayım. Diğer türlü başımız dik bu olanaklardan yararlanmak bize yakışmaz, çünkü biz yaşadıklarımızdan ders alan bir toplumuz, olmalıyız. Tepkisel ve intikam fikirleriyle yola çıkarsak kendimizle ters düşeriz. Kendimiz için iyi olanı başkaları için de istersek ancak insan hakları hayata geçer diğer türlü bu bireysellikten öteye geçmez.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org