Olta, 4 Mayıs 2003 Hasan Örek | ||
BAYGUŞ Geçen haftayı Kıbrıs’ta geçirdim. Benim geleceğimi duyunca sayın politikacılar hemen akabinde kapıları da açtılar sağ olsunlar. Bu benim açımdan herkes açısından büyük bir sürpriz oldu, en azından benim için. Ancak ben hala daha bu işin iç yüzünü öğrenmediğimiz düşüncesindeyim. Sonuç olarak yıllardır söylenen sözlere bakıldığında bu işin ne kadar saçma olduğu açıktır (kapıyı açma kararı alan grup yönünden). Kapıları hangi baskılara maruz kalarak açtıklarını açıklamamakla birlikte ortaya atılan en kuvvetli görüş haberin TC hükümeti tarafından dayatıldığı konusundadır. Kapılar konusunda, bence daha çok bir şey belli değil. Beklemek lazım bu cicim ayları geçtikten sonraki gelişmeler bizlere daha doğru analiz yapma fırsatı verecektir. Her şeye rağmen bu olumlu bir adımdır ancak çok dikkatli olmak gerektiğine de inanmakta ve bizim politikacıların bu işe çok razı olmadıklarını da bilerek düşünmek lazımdır.Kıbrıs’ da 10 gün geçirdim. Kıbrıs tan uzak yaşamanın bazı avantajları ve dezavantajları vardır. Bu dezavantajlardan en büyüğü Kıbrıs’taki arkadaşlık ve aile ortamını dünyanın başka yerinde yaşayamamamızdır. Bunun yanında Kıbrıs’ta uzun süre kalan insanlarda bazı konularda duyarsızlaşma başlar. Özellikle çevre konularında bu defa beni hem umutlandıran h em de tasalandıran gelişmeler oldu. Umutlandıran konu; memlekette kurulacak Orkinos semirtme çiftliğine karşı sivil toplum kuruluşlarının gösterdiği tepkiydi. Beni üzen olay ise bir canlıya yardım edemememizdi. Kız arkadaşımla çıktığımız Kormacit gezisi sırasında eski fener evi içinde bir baykuş bulduk uzun süre ne yapmamız gerektiğini ne yağabileceğimizi konuştuk. Hayvan uçamıyordu ve yuvası da pek açıkta değildi. Muhtemelen tavan arasındaki yuvasına ulaşmamıza ise imkan yoktu. Hemen aklıma Kuşkor geldi, ancak bende telefonları yoktu onun yerine annemle kız kardeşlerimin kedilerine bakan veteriner aklıma geldi onu aradım ama herhangi bir destek bulamadım neyse sırası ile birçok kişi ile konuştum ve sonuç olarak bize yardım edecek birini bulamadık.Böyle bir durumda insanların bu kadar duyarsız olması özellikle bazı meslek grubundakilerin olaya umursamaz bakış açıları beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye gibi bir coğrafyada birlikte çalıştığım arkadaşlar ile Türkiye nin dört bir tarafından bize gelen yaralı, veya ölü Akdeniz foku olaylarına en geç 36 içinde müdahale ederken Kıbrıs gibi küçük bir yerde, 3 günde Kuşkor a ulaşamadım. En sonunda merkezlerine gittim tabi ki kapı duvar bir telefon numarası aradım ama o da yok, çünkü biz hayvanı Cuma akşamüstü bulmuştuk ve Pazar gün hayvan ne yazık ki ölmüştü. Bunun üzerine internetten Kuşkor un sayfasını buldum orada da telefon numarası yok. Doğrusu ben bu kuş koruma işini anlamadım. Bir ekosistemin sağlıklı çalışıp çalışmaması o sistemdeki yırtıcı hayvanlara bakılarak çok kolay anlaşılabilir. Pratik olarak baykuşu, kartalı, doğanı, şahini vs korursanız tüm ekosistemi korumuş olursunuz bu bağlamda yardıma ihtiyaç duyulan durumlarda size ulaşılması gerekir ki bu geçek çerçevesinde bir koruma yapabilesiniz. Sadece avcılığı yasaklanmasını savunmakla çevreci olunabileceğini düşünmüyorum, eğer bu işe gönül vermişseniz insanlar size her ihtiyaç duyduklarında rahatça ulaşa bilmelidirler yoksa yaptığınız iş kişisel kalır ve sizden başka kimseye de faydası dokunmaz. Doğrusu Kıbrıs gibi küçük bir yerde insanların bu kadar duyarsız ve duyarlıların ulaşılamaz olması beni hem üzdü hem de büyük bir hayal kırıklığına sürükledi. Kendi kendime olamaz dedim benim ülkemin insanı, bu kadar mı duyarsızlaştı. Doğrusu memlekette ne sivil toplum kuruluşlarımız ne de devlet kuruluşlarımız düzgün çalışmaya başlamazsa bu birileri gelip bizim yerimize bu ülkede daha çok at koşturur. Böyle küçük bir olaydan bu çıkar mı çıkmaz mı herkesin ayrı takdiridir ancak bu benim için bir göste rgedir.
| ||