Olta, 6 Mayis 2001
Hasan Örek
Akdeniz
Geçen hafta okulda olan ufak çaplı yangında ne yazık ki “internet” bağlantımız da kül oldu. Ardında da İskenderun Körfezine sefere gittim ve kısaca geçen hafta bu köşede Birikim'in benim adıma yazdığı özrü okudunuz. Bu hafta da doğrusu içimden ne yazayım diye çok düşündüm aslını isterseniz bu hafta bombalama olayları ile bir şeyler yazacaktım ama vazgeçtim. Bunlar çok mu? Önemli diye düşündüm, sonuçta Kıbrıs’ın Kuzeyinde bombalar patlayacak ve bunların sorumluları hiçbir zaman yakalanmadığı gibi gene yaka
lanamayacak. İngiliz üslerinden adam yakalayan polis, yani istihbaratı bu kadar güçlü polis bu failleri yakalamayacak. Evet yakalayamayacak hatta ben ipucu bulacaklarından bile şüpheliyim. Neyse tamam provokasyon ve toplumda huzursuzluk yaratmak amacı ile yapılmış eylemeler hakkında daha fazla konuşmayacağım belki daha sonra.Dedik ya mesleki sebeplerden dolayı ufak bir İskenderun seferine katıldık diye üniversite yıllarında İzmir Urla Limanında bir balıkçı bana “götüne deniz suyu kaçmış adamdan hayır gelmez dediydi” galiba haklı. Çocukluk yıllarımda başlayan deniz sevdası beni sonunda bir deniz bilimlerinin içine gömdü. Gerçi hayatımdan memnunum ama hala daha o yaşlı balıkçının söyledikleri aklımda. Akdeniz’in benim için çok ayrı bir yeri vardır tüm deni
zler güzeldir belki ama Akdeniz benim gerçek vatanımdır. Akdeniz neden özeldir derseniz size bir dünya haritasına bakmanızı veya herhangi bir tarih kitabını açmanızı tavsiye ederim veya bunları bırakıp bir deniz bilimleri kitabını da açabilirsiniz. Ama Akdeniz’i özel yapan bence insanıdır. Gidin, İtalya ya İspanya ya hatta Tunus a eminim ki Akdeniz insanını orada da kolaylıkla ayırt edebileceksiniz. Bu farklılığın nereden geldiğini açıklamak biraz zor; belki insanlar Akdeniz in sonsuz mavisine bakarak belki de yumuşak havasından etkilenerek bu kadar samimi ve bir o kadar da ateşli olabiliyorlar.Akdenizli olmak benim için bir gurur çünkü biliyorum ki ben insanları seviyorum onların küçük hataları benim için her zaman tahammül edilebilirdir. Bilirim ki din, dil, ırk benim için önemli değildir önemli olan dostluk komşuluk ve bunlarında ötesinde mangalımın başında dostlarımla gonyak içmektir. Akdenizlik bu açıdan bakıldığında biraz keyif pezevenkliği görünüyor aslında öyledir de. Akdenizli için insanın mutluluğ
u esastır bunu içinde bu şekilde yaşamak ister, bunun tembellikle veya siyasi bilgisizlikle ilgisi yoktur.En çok Akdenizlikten rahatsız olanlar galiba Türkiye de yaşayan bir kısım insan topluluğudur. Bunların içinde sürekli Kıbrıslı Türklere söven gazeteciler bile vardır. Akdeniz’i anlamak biraz da onu yaşamaktan geçer, eğer bir adam dostuyla, arkadaşıyla, veya ailesiyle oturup yiyip içemiyorsa bu insandan Akdeniz’i anlamasını bekleyemezsiniz. Büyük şehirlerde, en kötü şartlara kendini mahkum eden ve bunu
çocukları ve kendi iyilikleri için yaptığını zanneden zavallı insancıklar ancak rahat yaşamayı bilen kendiyle sonsuz derecede barışık olan Akdeniz insanını tabi ki her fırsatta yere vuracaktır, ama şunu iyi bilmeliler ben bir Akdenizliyim yaptığım işi sırf para kazanmak için değil biraz da zevk için yaparım. Benim için çok büyük paralar kazanmak önemli değildir ihtiyacımdan çok fazla üretip bunu pazarlamakla da uğraşmam gerektiğinde Marx a bile kafa tutarım çünkü karakterim bunu gerektirir.Akdenizli yaşam biçimi kıyısında yetişen binlerce medeniyetten kalan kırıntılardan oluşur. Akdeniz bu kırıntılarla var oldu ve olacak ve şehirlerin sıkıcılığından kaçan insanlar için hep bir sığınak olacak tabi biz izin verirsek. Son olarak Urlalı yaşlı balıkçıya burada
n bol selam, umarım hala daha o ufak kayığının üzerinde oturup şarabını yudumluyorsundur ve umarım o limana her gittiğimde orada hep bir ihtiyar balıkçı göreceyim, selam size gerçek deniz insanları, götümüze su kaçmış bir defa bu işin dönüşü yok.