Olta, 9 Mayıs 2004 Hasan Örek | ||
OSURUKTAN TAYYARE Osuruktan Tayyare Kıbrıs’ın özeti yukarıda attığım başlıktır. En son yazımı yazalı 2 ay olmuş ve ben doğrusu yazacak konu bile bulamadım. Ne yazayım ki, sanal sorunun sanal kahramanları hakkında sanal fikir jimnastiği mi? Bilim kurgudan hiç haz etmem. Kıbrıslılar olarak hala daha uzayda yaşadığımızı bu son seçim döneminde ve sonrasında gösterdik. Etrafımdaki insanlara bakıyorum sağcısı, solcusu hayal aleminde, ipe sapa gelmez argümanlarla Annan planına karşı çıkanlar ve yine en az bunlar kadar abuk sabuk argümanlarla planı kabul edenler ve bunun yanında iki yüzlü politikacılar da cabası. Bizler bir defa karar vermeliyiz; Kıbrıslı’ mıyız değil miyiz?
Gerçekten ne istiyoruz. “Ben artık Avrupa Birliğine girmek istiyorum”. Sokak
röportajlarında pür makyaj ellerinde genellikle bir alış veriş çantası olan
genç kızlarımızın sarf ettikleri lakırdı. İyi girelim, hangi alt yapı ile, biz
sokaklarda bağırmayla ve Türkiye’nin kılavuzluğunda AB ye girebileceğimizi
hayal ediyoruz. Son zamanlarda iyi niyetli çalışmalar da yok değil ama bunlar
ne kadar yeterli, ve ne yapılıyor? Ben gerçek anlamda atılan bir adım
göremiyorum. Kanunları yazmakla bu işlerin olmayacağını Türkiye örneğinde
gördük. Artık tüm işleri paralel yapmak zorundayız, eğer hedefimiz AB ise.
Bunun yanında yaratılan sanal cumhuriyetçiğimizin Başbakanı sanal işlerle
meşgul. Eğer bu kadar Avrupa meraklısıysak o zaman Avrupalı gibi yaşamak için
gerekli olan atılımları yapmalıyız. Özellikle para gerektirmeyen (veya düşük
maliyetli) işlerden başlayalım, mesela polisin yapısını değiştirelim,
okullardaki müfredatı AB standartlarına çıkarmaya çalışalım, resmi dairelerdeki
insanlarımızı eğitelim vs. Amaç Avrupalı olmak değil mi? Şimdi yapılması
gereken kullanılabilir tüm kaynakları kullanarak adanın kuzeyini kalkındırmaktır,
sanal alemde yaşamadan ve KKTC tanınacak saçmalığına kapılmadan. Sonuç da
bizden akıllı olmasalar da Rumlarla birlikte yaşamayı hazmetmek zorundayız ve
bunun yolunu aramalıyız, zaten çok zaman kaybettik. Bu sanal dünyanın güney tarafı ise kuzeyi son dönemde
geçmiştir. Güven sorunu varmış Rumların! Bu nasıl bir zirzopluktur anlam
veremedim. Efendim biz Kıbrıslı Türkleri severiz ama Türkiye den korkuyoruz,
hade be. Yani Türkiye 1 mayıs’tan sonra AB toprağı olan bir yere saldıracak
öyle mi? Bundan daha saçma bir argüman duymadım. Sanal solcular birliği AKEL
eski SSCB, ve şimdiki Rusya’nın buyruğu ilen bu anlaşmayı dinamitlemiştir.
Kimse bunun bir ilgisi olmadığını iddia edemez. Rusya’nın Annan raporunu veto
etmesi bir rastlantı olamaz. AKEL, bundan böyle benim için solcu molcu değildir
(zaten değildi ya). Solculuk ezilen bir halkı her ne pahasına olursa olsun bu
ezilmişlikten kurtarmaktır. Ve AKEL’ in yaptığı tek şey Kıbrıslı Türkler
üzerindeki izolasyonun devamına onay vermek. Bu nasıl solculuktur ben anlamadım
ve hangi solcu, dinciler ve faşistlerle kol kola girip propaganda yapabilir, bu
ancak sanal alemdeki Kıbrıs da olur. Milli çıkarlarmış, eğer milliyetçi
solculuk yapacaklarsa neden Nasyonal Sol bir parti kurmuyorlar. En azından
kendilerini daha doğru ifade ederler, hatta yeni bir atılım yapıp Rum Ortodoks
sentezli Nasyonal solcu bir yağı bile oluşturabilirler. Ben bizim sayfada yazan dostlarıma da bir noktada
katılamayacağım, çünkü ben Rumların güvenini kazanmak için bir şeyler yapma
taraftarı değilim. Biz buradayız ve bize güvenebileceklerini en azında Annan
planına evet diyerek gösterdik. Biz de biliyoruz, Annan planın harika bir plan
olmadığını, içinde emperyalist dayatmalar olduğunu vs.. Ama elimizde bundan
iyisi yok ve adanın birleşmesi buna bağlı. Bunun dışında bir seçenek olmayacağı
da açık (En azından bu günkü konjenktör de). Sanal alemden dünyaya dönelim, ve
eğer gerçekten Annan planındaki bazı konuları değiştirmek istersek bunu bu
noktadan sonra ancak güçlerimizi birleştirerek yapabiliriz. Bizler Kıbrıslılar
birbirimizin düşmanı olmadığımızı anlamalıyız ve eğer emperyalizm, İngiltere,
Türkiye ve Yunanistan’ a karşı mücadele edeceksek bunu birlikte yapmalıyız. Ve
Kuzey bunu birlikte yapmak için ilk adımı atmıştır artık ilerleme olması için Rumların
bir adım atması gerekmektedir. Ne yazık ki Rumların büyük bir çoğunluğu bu
konuda o kadar da samimi olmadıklarını göstermişlerdir. Bunun yanında AB ve
adanın ekonomik güçlükler içerisinde olmasaydı Kuzey de yaşayan insanlar ayni
kararı veririler miydi bilemiyorum. Ada da kimseye bir birine karşı samimi değil aslında. Açık
konuşamıyoruz ne istediğimizi de bilemiyoruz. Sadece önümüze konan çoktan
seçmeli sınavdan geçmeye çalışıyoruz. Ama aslında ne bildiğimizi ve ne
anladığımızı daha iyi ölçebilmemiz için bizim seçeneksiz bir sınava girmemiz
lazım ki ne istediğimizi oraya yazalım, aracısız, sınava Denktaş’, TC
yetkililerini veya Talat’ ı yollamadan. Yazıyı bitirecektim ama aklıma son bir saçmalık daha geldi.
Aklı fazla olan kardeşler Kuzey Kıbrıs’ta yapılan yürüyüşleri, halk
ayaklanması, isyan, halkın gücü vs, gibi isimlendirmişlerdir. Şimdi sormak
lazım bu halk hangi ideoloji etrafında toplanıp ayaklandı ve liderleri,
örgütlenme şekli neydi? Ben çok merak ediyorum. Bu toplantılar bir modanın uzantısıdır,
bir heyecandır, yoksa ciddi bir halk ayaklanmasında istifası istenen ve hain
olarak isimlendirilen bir Cumhurbaşkanı sarayına giden yolu 30-40 tane polisle
koruyamazsınız, bunun dünyada örneği yoktur. Bence bu tür iddialı lafları da
bırakıp dünyaya dönmekte yarar var, yani hayatta duyduğun en komik tespitlerden
biridir bu. Yazarken bile gülüyorum, halk ayaklanmasıymış; yürü be kim tutar
bizi, biz bu hızla Filistin sorununu falan da hallederiz. Uyanalım dostlar bu
moda da geçecek ve bizler yine elimizde bir şey olmadığı gerçeği ile baş başa
kalacağız. Sonuç olarak osuruktan tayyare işleri bırakıp kaybettiğimiz
zamanı telafi etmeliyiz. Zaten elli sene ayaklanmayarak! (gene gülmeye
başladım) Denktaş, ve benzerlerini başımızda tuttuk artık kötünün iyisi Talat
bey ve ekibine yol göstermek lazım, fazla ayaklanmadan aman deyim yeterince
devrimcilik falan oynadık oynatıldık artık sanaldan gerçeğe dönme zamanıdır.
bizi kimse bu halimizle hiçbir yere almaz ve tecridin kaldırılması veya
hafifletilmesi de bir işe yaramaz. Zaman sanal cumhuriyetçikten çıkıp dünyaya
yüzümüzü dönme zamanıdır yeterince devletçilik, devrimcilik falan oynadık, ve
eğer bu işlere devam edersek, dünya sonunda bize oyun oynayacağımız bir bahçe
verecektir izole olarak. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||