Olta, 12 Temmuz 2001
Hasan Örek
Denizlerde
İnsanın denizde olması
bir gemi içerisinde olması, yattığı yatağın dalgaların etkisi ile oynaması, zaman zaman altınızdan kaçmak istemesi, bilimsel kaygılarla iş yapma zorunluluğu, bol miktarda bira ve tabi ki erkek egemen argonun diz boyu hüküm sürdüğü bir yer (Bu seferde bayan araştırmacı olmaması işi iyi çığırından çıkardı!!!!!). İşte bizim gemi son seferde böyle özetlenebilir. Yaklaşık bir buçuk aydır kay denizde zaman zaman limanda bekleyerek ve bence bir çok iyi ölçümler yaparak seferi tamamladık. Merak etmeyin bu bir sefer sonu raporu olmayacak hatta ne olup olmayacağı hakkında bende çok emin değilim.Bir adada yaşamamıza rağmen nedense bizler
(şu anda adanın kuzeyinde yaşayan Türk asıllılar) nedense denize pek de yakın değiliz. Evet arada sırada denize gireriz, belki de bir deniz gözlüğü takıp altına bakmışızdır da, hade bir kısmımız utanmadan dalgıçlık falan da yapmıştır ama o kadar. Benim deniz merakı taaa çocukluğumdan gelir kendimi hep denize yalın hissetmişimdir gerçi çocukluğumuzda yeterli bilgiyi ve belki de öğrenmemiz gerekenleri öğrenemedik ama olsun yine de kendi çapımızda bir şeyler yapıyorduk. Bu işe atılmamda kuşkusuz pederin balık merakının da rolü vardır özellikle olta işindeki sabırsızlığım ve merak yüzünden pederle balığa gittiğimizde genellikle o oturup saatlerce bir kayanın tepesinden oltasına bakarken ben kayalık kıyıda zivri zahara gibi dolaşır bakar inceler ve zaman zaman da yengeç kabuğu veya karından bacaklı kabukları toplayarak günümü geçirirdim. Daha sonra bir dalgıçlık merakı zıpkın işi falan derken işi biraz abartıp deniz bilimlerinde doktora yapma seviyesine kadar getirdik, iyi mi? yoksa kötü mü? Yaptım onu da zamana bırakıyorum.Gemide insanın yaşam alanı yattığı ranza yemek yediği mutfak çalıştığı laboratuar, ve örneklerini almak için çıktığı kıç üstüdür.
Hayat genellikle bu üç dört mekan içinde geçer. Alanınız dardır ve kendinize ayırabileceğiniz özel zaman bulmanız oldukça güçtür. Ben bu seferde boş zamanlarımı okumakla geçirdim. Yıllardır bu kadar verimli bir kitap okuma zamanı geçirmemiştim. Amin Maoulof’ tan düşünceye özgürlük, ve bay pipo ya kadar çeşitli kitaplar okudum ama bunların içinde bana en çok keyif veren, Amin Maoulof un Semerkant kitabi oldu. Ömer Hayyam’ın hayatını ve yazdığı Rubayiattın öyküsünü anlatan bu kitapta Ömer Hayyam’ın ne kadar açık fikirli ve belki de anarşist denebilecek bir hayat yaşadığını görmekteydim. Ömer Hayyam benim için hep edebiyat kitaplarının sıkıcı sayfalarında kalmış sempatik bir yazardı.Hayyam bilindiği gibi çok yönlü bir adamdı sanat ve bil
imin çeşitli dallarında önemli çalışmaları olan bu adamın neler yaptığını benim yazmam gereksiz ve yersiz olur zaten o kadar da tarih birikimim yok. Benim bahsetmek istediğim Hayyamın hayatı ne kadar da bir hikaye gibi anlatılmış olsa da kitabın her yerinde Hayyamın hayatı boyunca ne kadar özgürlükçü ve doğru bildiğinden şaşmadan ve şiddete hiç başvurmadan yaşadığı anlatılmaktadır. Bu şekilde yaşamak bugün bile ülkemizde ve Türkiye de hala daha suç olabilmektedir ki egemen sınıfa göre kesinlikle suçtur.İşte deniz üzerinde hayat benim açımdan böyle geçti. Ben denizde çok mutluydum çünkü ne televizyon izliyor ne de gazete falan okuyordum zaten gemide internet de yok oh gel keyfim gel. Darısı başınıza..... Son olarak, Kıbrıs açıklarında derinliğin 350 metre olduğu bir yerde yüzdüm herkese tavsiye olunur.