Olta, 18 Temmuz 2004

Hasan Örek

 

Kim Samimi

Kim Samimi

Kim Samimi

         Son zamanlarda gerek yurt dışında olmam gerekse sürekli denizde olmam sebebi ile yazı yazamıyorum, aslında gündemi bile takip edemiyorum. Doğrusu gündemi takip edip etmemek de pek bir şey fark ettirmiyor bir ay öncesinden farklı bir durum söz konusu değil. Sonuç olarak bir sürü samimiyetsiz KKTC meclisine doluşup milleti kandırıyorlar.

         Anlamsız işler almış başını gidiyor, bu da bizim dünyanın gözünde kendi kendimizi yönetemediğimiz imajını daha da çok açığa çıkarıyor. Ülke de hiçbir konu üzerinde anlaşılamıyor, çıkması gereken yasalar çıkmıyor. Sayın meclis paşaları birbirini suçluyor. Sen onu dedin ben bunu dedim falan filan. Bu işin sonunda gene birileri muhtemelen TC ordusundan veya elçilikten işe el koyacak, çünkü bir incir çekirdeğini dolduracak iş yapılmış değil. Bırakalım Rumları, Türkiye’yi bir tarafa ve düşünelim, bunlardan bağısız Kıbrıs’ın Kuzeyi için ne yaptık. Bir çok idari ve teknik konu bilinen standartlar ve kabullerce kolayca çözülebilecekken sorun ne? Neden ilerleme olamıyor?

         Biz hala daha nedense sidik yarıştırmak ve iddialaşmak üzerine kurduğumuz, uzaktan kumandalı adamcıklarla yönetiliyoruz. Bir iş üretemeyen 50 tane adam, adı meclis olan bir odada tuhaf konularda tartışıp bir mercimek boyu yol alamıyorlar. İşin tuhafı 50 adamın hiçbir konuda bu halkın ortak çıkarları konusunda mutabakata varamamasıdır, böyle bir ortak konuları yok. Sonuç olarak bu 50 adamın basit ve genel kabul görmüş bir bireyin haklarını kapsayan, mesela adil yargılanmayla ilgili bile görüş ayrılıkları var anlamına gelir. Ben olsam bu utançla bu mecliste oturamazdım. Hiç kimsenin bu toplumun vaktini boşa harcamaya hakkı olamaz. Beni bir vatandaş olarak bu noktadan sonra bulunduğum bölgede ne kadar insanca ve hukuk altında yaşayacağım ilgilendirir ve bu mecliste oturan efendilerin, bunlar için gerekli yasaları hazırlamak birinci öncelikleri olmalıdır.

         Kimse hikaye okumasın, bu işler yapılabilir işlerdi ve bugüne kadar da yapılırdı. Yapılmıyorsa bir sorun var demektir ve bu sorunu da orada oturan efendilerin çözmesi gerekir. Ancak görünen o ki kişisel tartışmalar içine o kadar girmişler ki bunu düşünecek ne görüşleri  ne de perspektifleri var. Ben şahsen bu 50 milletvekilinin ellisinden de utanıyorum, kimse benim veya bir başkasının vaktini bu kadar cömertçe harcayamaz. Buna kimsenin hakkı yoktur; adı yetkisi ne olursa olsun.

         Ben birey olarak bu insanlardan (meclisteki 50 adet zat) sadece samimi olmalarını ve biraz da ülkelerini düşünmelerini istiyorum. Önümüzde halledilmesi gereken dünya kadar teknik ve hukuki sorun varken kişisel çatışmaları meclis dışında yapıp meclisten bu düzenlemeleri çıkarmalıdırlar. Halktan kimse onlara, gavede de yapabilecekleri tartışmaları meclis de yapsınlar diye oy vermedi. UBP ve Denktaş döneminde oldukça fazla vakit kaybedilmiştir ve artık vakit kaybetme zamanı değildir. Zaman samimiyetle çalışma ve bu ülkeye hizmet etme zamandır. Halk tarafından seçilmiş bu insanlar umarım bir gün orada, “mecliste” niye oturduklarını hatırlar....

 

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org