Olta, 27 Ekim 2003

Hasan Örek

 

Konuşmalar...

Konuşmalar

Konuşmalar...

      Bir seçim heyecanı içine girdik gidiyoruz doğrusu bu seçim süreci ilk başladığı zaman, sol olarak kendini tanımlayan Kıbrıslı Türk oluşumların gene bu seçimi de yüzlerine gözlerine bulaştıracaklarından emindim. Yine değişik bir şey olmadı, yine ufak tefek hesaplar, partilerin olduklarından daha değerliymiş gibi kendileri görmeleri, burnu büyüklük sonuç tuhaf bir seçim ve seçim ortamı olacak. Yıllardır başımızda olan ve TC destekli kardeşlerden bahsetmek bile istemiyorum çünkü, yaptıkları geçmişte yaptıklarından farklı değil ve bunun farklı olmayacağı zaten biliniyordu. Sonuç olarak statükocu olarak nitelenen insanlar doğal olarak ellerindeki gücü sonuna kadar kullanacaklardır ve güce karşı üretilecek politikalar eskisi gibi olmamalıdır.

      Türkiye’de uzun yıllardır olmayan bir şey oldu. Artık Kıbrıs meselesi tabu olmaktan çıkıp ciddi ciddi tarıtışılmaya ve olası çözüm önerileri üzerinde konuşulmaya başlandı. Bunu yanında hiç de azımsanamayacak bir topuluk ise yine, şehit kanları üzerinden edebiyat pirim yapmaya devam etmektedirler. Bu konuşmalarında artık açık açık Kıbrıs’ın Türkiye için stratejik bir yer olduğunu da söyleseler, sonunda işi kanla sulanan topraklar, şehitler vb.. Duygu sömürülerine dayandırmaktadırlar.

      En çok konuşulan konulardan biri de R.R. Denktaş’tır. Özellikle yıllardır Kıbrıs politikasındaki tecrübesi göklere çıkarılan Denktaş’ın her nedense Kuzey Kıbrıs demokrasisine ne katkı yaptığı tartışılmaz. Hep Türkiye için yaptıkları göz önüne getiriliyor zaten, ülkesinde seçim süreci yaşanırken kendisi Anadolu’da başka bir seçim kampanyası sürdürmektedir. Bir cumhurbaşkanı düşünün ki ülkesindeki halkı başka bir halka şikayet etsin. Buradan çıkarılacak sonuç o kadar açık ki fazla bir şey söylemeye gerek yok.

      Bir diğer çok konuşulan konu ise, yıllardır Kıbrıs sorununa hiçbir alternatif üretemeyen laf ebesi basının eleştirdiği Annan planıdır. Yok tuzaklarla doluymuş yok Türkiye’yi dikkate almıyormuş falan filan. Peki bu insancıklara sormak lazım, eğer çözüm istiyorsanız neden bu kadar zamandır bir öneri ile ortaya çıkmadınız. Geçen tarih kitaplarına bir göz gezdirdim ciddi anlamda ne Rumların ne de bizim bu soruna bir çözüm önerisi getiren bir planları olmamış. Bu da demek oluyor ki hep birileri bizim için bir şeyler koymuş ortaya ve biz de bunları hep eleştirmişiz hatta, bu planlara katkı yapmamız için oluşturulması gereken komisyonları bile geciktirerek bu süreci dinamitlemişiz. Ama Anadan Yavruya bir sürü aklı evvel gazeteci yazar, hatta bilim adamı ortaya çıkıp yok efendim böyle plan olmaz da şurası şöyle burası böyle demekten de geri kalınmıyor ama kimsede çıkıp aha bu da benim planım “Hüseyin” planı diyemiyor. Sonuç yine önümüzde tek bir plan kalıyor.

      Türk tarihi veya Kıbrıs tarihi konusunda herhangi bir iddiam yok ancak görünen o ki biz Türkler (özellikle Kıbrıslı ve Türkiyeli olarak ayırmıyorum) siyaseti hala daha öğrenememişiz. Yılardır ne Araplarla ne de Avrupa ile düzgün bir zemine oturtulmamış ilişkilerin suçunu hep karşıya yükleyerek kendimizi avutmuşuz. Şimdi Irak’taki halkalar Türk ordusunu oraya istemiyor (Türkmenler dahil) ve bunu da utanmadan Osmanlı ya bağlıyoruz. Pes. Artık devir karşımızdaki halkaları da anlama devridir ve bir şeyler üretme devridir ancak bu tek adam, ümmet millet kavramlarından kurtulmadığımız sürece ve en önemlisi bir şeyler üretmediğimiz sürece hep bizim yerimize başkaları karar verecek bizlerde televizyonlarda gazetelerde mastürbasyon yapmaya devam edeceğiz, başkalarının bizim için yaptıklarına bakarak.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org