Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 15 Ocak 2004

Rasıh Keskiner

 

OLDU DA BİTTİ MAŞŞALLAH

Evet..Beklenen gerçekleşti. Talat baş vezir oldu. Lider olamadı. Görüşmeci olamadı. Ama başbakan oldu.

Kendine göre başbakan oldu..Ama aslında başbakan bile olamadı..

Çünkü, başbakan Ankara’da, bakanlar Ankara’da, hükümet de Ankara’da.

Denktaş’ı da İstanbul valiliğinde kabul ettiler ya..O da Kıbrıs valisi..

Vallahi pardon..Gerçi biz ne olacağını biliyor, ama bu kadarını da beklemiyordum. Bir başbakanlık, hem de hiçbir yetkisi olmayan bir başbakanlık için bu kadar kıvrılacaklarını, tavla teslim olacaklarını beklemiyordum.

Meğer bunların herşeyi yalandı. Söyledikleri, savundukları, vs. vs..

Düşünün...Mayıs’a kadar bir çözüm için yola çıktılar. Denktaş’la imkansız dediler. Görüşmeciyi değiştireceğiz dediler. Ne yaptılar? Kıbrıs sorununda çözüme giden yolda en önemli makamları Denktaşlara teslim ettiler. Baba Denktaş görüşmeci, Oğul Denktaş Dışişleri bakanı. Bu ne demektir? Kıobrıs sorununun çözümü Ankara’ya havale edildi. Bunlar, statükonun yeni bekçileri, olarak yandaşlarının menfaati için çalışacaklar.

Gerçi görüşmeci de Dışişleri bakanı da bunlar olsa da değişecek hiçbir şey olmayacktı ama en azından şekil olarak, bir müddet daha palavra atıp bazılarını kandırabileceklerdi. Ama artık oyunu açık oynuyorlar. Kendilerine inanıp oy verenlere hodri meydan çekiyorlar.Ve ilan ediyorlar ki “biz bütün bunları kara mersedesler için yaptık”. Yazıklar olsun...

Bütün bunları ancak, “biz bu hükümeti mayıs’a kadar, bir andlaşma sağlamak için kuruyoruz.Bunu başaramazsak da istifa edip erken seçim isteyeceğiz” diyerek yapsalardı belki yaptıkları kabul görülebilirdi bir müddet.

Bir bakıma bunlar yollarını çoktan çizmişlerdi.Ankara bunlara ne derse onu yapacaklardı. Önce Ankara ile anlaştılar. TC’li seçmenleri bağırlarına bastılar. Ankara gel dedi gittiler, git dedi geldiler. Denktaş görüşmeci kalacak dediler, kabul ettiler. Serdar Dışişleri bakanı olacak dediler, kabul ettiler. Büyük bir ihtimalle, BDH’yı hükümette görmek istemeyiz dediler, kabul ettiler. Kara mersedesler için yola çıktıklarına göre Ankara ve onun yerli temsilcisi Denktaş’a teslim olmaları doğaldır. Bunu bu şekilde görmek ve değerlendirmeleri de ona göre yapmakta yarar vardır.

Ancak bu curcuna içinde doğal karşılanması mümkün olmayan bir durum var. O da BDH’nın aylardır sergilediği durum. Hem Türkiye’nin müdahalelerine karşı, hem Türkiye’nin müdahalelerini istemekte. Hem hükümete girmeyi istemekte, hem istememekte. Hem Tayyip Erdoğan’a karşı tutum sergilediklerini iddia etmekte, hem de Tayyip Erdoğan’ın çağrılarına uyarak Ankara’ya gitmekte. Üstelik Ankara’da Erdoğan’a Denktaş’ı görevden almasını rica etmekte.Hem seçimlere müdahaleden şikayet etmekte, hem de seçimlere katılmakta. Hem BDH’nın meydanlarda doğduğunu söylemekte, hem de statükonun vitrinlerinden birisi olan “meclis”te süs olmayı sürdürmekte.

Durum açık ve net.Mayıs’ı unutun.Bunların hepsini de unutun.Seçim çare değildir dedik. Seçim hiçbir şeyi, statükonun temsilcilerinden başka, değiştirmeyeceğini söyledik.Öyle oldu. Siz sakın şu yanılgıya da düşmeyin. Hükümet 4’lü de olsa, 3’lü de olsa yine değişen birşey olmayacak, yine Ankara’nın dediği, Ankara’nın istediği olacaktı.

Ama umutsuzluğa da kapılmayın. İhanete uğradığını görenler, Kendilerine yalan söylendiğini fark edenler, ve herşeyleri ile iflas eden yöneticilerini bir kenara bırakabilenler yine sokakta, yine meydanda er geç Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların ortak geleceğini gerçekleştireceklerdir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org