Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 12 Şubat 2004

Rasıh Keskiner

 

REFERANDUM...AMA KİM OY KULLANMALI

Bu makalemi kaleme aldığım zaman New York’tan daha herhangi bir sonuç çıkmamıştı.

Ancak madem görüşmeler kesilmedi bu demek ki bir sonuç alınacaktır.

Aslında benim umurumda bile değil, ister anlaşsınlar ister anlaşmasınlar. Kıbrıs’ın AB üyeliği bile bize yeter de artar bile.

Bazıları için 1 Mayıs son tarihmiş. Bazıları için 1 Mayıs sonrası felaketmiş. Bazıları için 1 Mayıs hayati bir mesele haline gelmiş...

Aslında 1 Mayıs yok..İş işten geçmiştir. Kıbrıs AB üyesidir artık.Söz konusu olan eğer o tarihe kadar taraflar Annan Planı çerçevesinde bir sonuca ulaşırlarsa Kıbrıs’ın Kuzeyi de eş zamanlı bu kervana katılacaktır.

Böyle bir durum bugünkü de-facto durumun ortadan kalkması için önemlidir tabii. Annan Planında insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı pek çok husus olmasına rağmen bu gibi hususlar, Kıbrıs’ı vatan yapmak isteyen Kıbrıslılar tarafından ilerde ortadan kaldırılacaktır.

Yoksa diğer haliyle, yani Mayıs’a kadar bir sonuç alınmaması halinde, büyük sıkıntılar çekileceği aşikardır.Ama hiçbir zaman dünyanın da sonu değildir.

Böyle bir durumda Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, üstelik içindeki etnik unsurlardan da temizlenmiş AB normlarına uyarlanmış bir çözüm gündeme gelecektir.O zaman bu çerçevedeki haklarımıza uygun olarak ülke yönetimindeki yerimiz için mücadele edeceğiz.

Geçtiğimiz gece Annan’ın desteklemek için Kuğulu Park’ta bir eylem vardı.Eylemi örgütleyenler, geçen yıl 60 bin insanı meydanlardan çekip sandığa hapsedenlerdi. Görüşme sürecine , sanki seçimin bir anlamı varmış gibi, bir yıl kaybettirenlerdi.

Yine nutuk atıyorlardı. Aynı kişiler..Sanki hiçbir şey değişmemiş gibi..Sanki kaybedilen bu bir yılda hiç suçları yokmuş gibi..Sanki seçim öncesi hiçbir şey söylememişler gibi..

Bunun adına “hem iktidar hem muhalefet” denir ama bu memlekette o da olmadığına göre, adına “ne iktidar ne muhalefet” desek daha iyi yakışacak.

Kitle arasında dolaşırken rastladığım eski dostlarla biraz sohbet etmeye çalıştım. Her konuştuğuma TC-Denktaşlar ittifakının Kıbrıs’ta çözüm istemediklerimi söylemeye çalıştım.Hemen hemen hepsinden aynı yanıtı aldım: “E.. Rumlar annaşma ister yani!” Belli ki kendilerinin antlaşma istemediğini söyleyemiyorlar ve bu şekilde yanıtlarla idare etmeye, güya barış yanlısı olduğunu göstermeye çalışıyorlardı.

Daha önce bu tip yanıtları UBP’lilerden duyardık.

Şimdi Sn.Talat Kermiya’daki sıkışıklığın sorumluluğunu Rumlara atar duruma gelmişse, onun destekçileri de hayda hayda böyle konuşur.

Böyle düşünen zihniyetlerle ha antlaşma yapmışsın ha yapmamışsın, ne farkeder ki! Eğer insanlar içlerindeki, şovenizmi yenememişlerse antlaşma yapsak da çok çekeceğimiz var..

Geçtiğimiz yıl 60 binlere “statükoyu yıkacağız” deyip helvasını da yediren aynı kişiler, yine kükrüyor mikrofonlardan. “Referandummmm” diyerek.

Herkes de “bravooooo” diyerek alkışlıyor.

Ama kimse sormuyor, “a efendi, referandum güzel de, referandumda kimler oy kullanacak” diye.

Evet! Biz soralım o zaman: Referandumda kimler oy kullanacak? Son seçimlerde oy kullananlar mı? Yoksa şimdiden seçmen kütüklerine yazılmak için pusuda bekleyen onbinlerce daha TC’lilerin katılımı ile oluşacak olanların tümü mü? Hadi yanıt verin..Siz yanıt veremezsiniz, çünkü Nuri Çevikel’e soracaksınız da ondan sonra..

Bu sorunun yanıtı da tektir. Böylesi hem Rum malının üstünde oturacaksın , hem de “antlaşmaya evet” diye adama yanıtlaması için soru soracaksın. İnsan haklarını ortadan kaldırmak için referandum yapılamaz. Bulgaristan’ı hatırlasanıza.

Ama ille de yapılacağı karar verilirse birtakım yerlerden, o zaman da referandumda bu ülkenin insanı, yani sadece Kıbrıslılar oy kullanmalıdır.

Ha , bu arada eylem gecesi tebrik kabul eden takım elbiseli, kravatlı yeni bakan, müdür ve müsteşarlar da geceye oldukça renk kattılar.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org