Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 5 Şubat 2004 Rasıh Keskiner | ||
DEĞİŞEN SADECE ROLLER Biz hep vurguladık. Uyarmaya çalıştık. Kıbrıs’ta egemenlerin yarattığı bu olağanüstü koşullar değişmeden hiçbir şey değişmeyecektir diye..Geçen yıllar bizi hep haklı çıkardı ama yine de kitleler her seçim davulu çaldığı zaman heyecanlandılar. Belki bu kez bir şey değişir diye! Oysa kendilerinden değişiklik yapmalarını bekledikleri daha önce defalarca denenmişti.Ve her defasında onların da diğerlerinden farkı olmadığı görüldü. Şimdi bir kez daha yaşanarak görülecek. Ne demiştik. “Statüko değil, belki statükocular değişecek”. Öyle değil mi, “statüko”, aslında de facto durum yerinde durmuyor mu. Duruyor. Peki değişen ne? Aktörler! Evet değişen sadece aktörler, ve dolayısıyla roller. Film aynı film. Daha önceleri hak arayan kitleler yine kuğulu parkta toplanırdı.Yağmur demez, çamur demez “meclis”e yürürdü. Kitleler “meclis”e yürürken önleri joblu polislerle kesilirdi. İtiş kakıştan sonra o mübarek mabedin gancellisine ulaşırlardı.Hep bir ağızdan “halkçılar buraya, hükümet istifa” diye haykırırlardı.Derken o zaman, hani kendilerini muhalefet görenler bir bir çıkarlardı “meclis” dışına, karışırlardı kitlelerin arasına ve Eroğlu’na veryansın ederlerdi. Şimdi ne oluyor. Hak arayan kitleler yine kuğulu parkta toplanıyorlar. Yine “meclis”e yürüyorlar. Önleri yine joblu polislerle kesiliyor.İtiş kakıştan sonra yine o mübarek mabedin gancellisine ulaşıyorlar ve hep bir ağızdan “halkçılar buraya, hükümet istifa” diye haykırıyorlar. Bu kez Eroğlu, Miroğlu ve diğerleri çıkıyor “meclis”ten dışarı karışıyor onların arasına ve Talat’a veryansın ediyor. “Meclis”te konuşuyorlar. Eskiden Eroğlu ve takımı hükümet programlarını okuyor, “cek, cak” larını sıralardı.Bazı amigolar da sataşıyordu devamlı olarak kürsüde olana. Şimdi Talat kürsüde, bu kez o sıralıyor hükümet programındaki “cek, cak” ları. Bazı amigolar da ona sataşıyor. Eskiden CTP ve TKP “meclis”in açılmaması için salona girip nisap sağlamazlardı, şimdi UBP aynı şeyi yapıyor. Bereket ki bu sefer bazı kilitçiler var da devamlı olarak kilitlenmeye çalışılan kapıları açıyorlar. Yoksa memleketin hali nereye varacaktı! Eskiden Eroğlu Anavatan’a şükran çekerdi, şimdi buna Talat da eklendi. Eskiden Rum’a Denktaşlar ve Eroğlu uzlaşmaz derdi, şimdi buna Talat da eklendi. Peki değişen ne? Madem ki hamam aynı hamam olarak kalacaktı ne gerek vardı bunca tantanaya. Madem ki bazıları kılık değiştirip var olan rolleri devralacaktı ne gerek vardı bütün bunlara! Farklı hiçbir şey yok mu yani? Var tabii. Bakanlar bu kez dışardan. Ne fark ederdi ki, ha içerden bakarlar, ha dışardan. Asılları Elçilikte olduktan sonra! Yapılan bu farklılık tasarruf hükümeti olduğunu iddia edenlerin bütçeye yükledikleri ekstra bir yükten başka bir şey değildir. Ha... Bir de şu müdürler vs hikayesi var ya! Yüzlerce partizan daha dairelere yerleştirilip bütçeye bir o kadar daha yük yüklenecek. Mevcut diğer partinin partizanlarını durduramayacaklarına göre, aynı mevki için 2 kişi 3 kişi ödemek zorunda kalınacaktır. Keşke, sadece müsteşarları değiştirip bizi bir kez olsun yanıltmış olsalardı. Bunlar için yaptığımız tespit için, “bunların diğerlerinden farkı yok”, özür dilemek durumunda kalsaydık. Evet, değişen bir şey yok. Sadece roller değişti.. Bir de Nuri Çevikel’in “meclis” kürsüsünden yaptığı ve pek çok kimsenin üstünde durmadığı konuşması var. Onun üzerinde de ayrıca ilerleyen haftalarda duracağız. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||