Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 11 Mart 2004

Rasıh Keskiner

 

SON ÇIRPINIŞLAR

Her ülkede böyle olmuştur:

Rejimin bekçileri gideceklerini anlayınca sağa sola saldırmaya başlarlar.

Vatanın elden gideceğinden, hainlerden bahsederler.

Gecenin karanlığını seçerek korku yaratmaya çalışırlar..

Ama sonunda giderler.

Bir daha dönmemek üzere giderler..

Hiç kuşku yok ki burada da böyle olacak.

Rejimin buradaki temsilcileri de gidecek.

Yakında. Hem de tarihin karanlıklarına gömülerek.

Gidişlerinin telaşı içinde kimi Ankara yollarını aşındırıyor, kimi kuzey Kıbrıs’ın…

Denktaş Anadolu’yu ayaklandırmaya çalışıyor!

Geçen hafta izledik kendisini salonda.

Hem onu izledik hem de onu alkışlayanları.

Demirel’i, Ecevit’i vs.yi

Politikaları iflas etmiş ne kadar varsa hepsi orda Denktaş’a alkış tutuyordu.

Tutsunlar bakalım. Onlar kendi gidişlerini durdurabildiler mi ki Denktaş’ın gidişini durdurabilsinler!

İşin tuhaf tarafı Denktaş hem görüşmeci hem protestocu.

İstediği zaman miting yaptırır, istediği zaman görüşmelere katılır, istediği zaman Tayyip’le, Gül’le görüşür.

Referandum için “hayır” kampanyası başlatır, Annan planına veryansın eder.

TC Milli Güvenlik Kurulunun kararlarını savunur aslında.

Ne demişti MGK: Düz sınır, iki bölgelilik, garantiler, asker sayısı...

Her neyse. Bunun burasında bir hafta kaldı. Bunların andlaşamayacakları kesin.

Ondan sonra Türkiye ve Yunanistan devreye girecekmiş!

Sanki şu an devrede değilmişler gibi!

Onlar andlaşacaklar mı? Eğer ABD karar verdiyse evet. Yoksa, Annan’a yalvar yakar görüşmeleri Mayıs sonuna erteletmeye çalışacaklar.

Bu süreç ilerleye dursun biz yine yazımızın başında sözünü ettiğimiz Rejimin temsilcilerinin son çırpınışlarına.

Evet. Son çırpınışları. Avanta elden gidiyor ya! Ne yapacaklarını şaşırmışlar.

Onlar şaşıra dursun ya barış yanlıları ne yapıyor dersiniz?

Kimisi yandaşlarına mevki dağıtmakla meşgul,

Kimisi gökten kendisine inen vahi çerçevesinde şov yapmakla meşgul,

Kimisi kaptırdığı, paraları, sandalye ve masaları ve en önemlisi üyelerini geri almaya çalışmakla meşgul.

Geri kalanı ise bağlı bulundukları siyasi partiden gelen “sin ta ki gulle geçsin” talimatı sayesinde beklemede.

Yine her zaman olduğu gibi, “herkes gitti, yalnız kaldık meyhanede” misali yalnız kaldık.

Bu çerçevede sokaktan çekilerek sandıklara hapsedilen kitleleri tekrar sokağa çıkarmaya çalışıyoruz.

Durumun vahametini sivil toplum örgütlerine anlatmaya çalışıyoruz.

Sokakta, “Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi engellenemez” eylemleri düzenleyerek, bizi ayıran duvarların bugün veya yarın ama mutlaka bir gün yıkılacağını haykırıyoruz.

Bu eylemlerimizi barış yanlıları görmemekte ısrar ediyorlar.

Kafatasçı zihniyetin karanlıkta ancak dolaşabilen güçleri parti binamıza saldırıyorlar.

Bu yaptıklarımızı, o bazı önemli işlerle meşgul olan ve kendilerini “barış yanlısı” ilan eden siyasiler de görmedi, duymadı.

Varsın onlar görmesinler, duymasınlar bizi. Dünya bizi görüyor, duyuyor.

Kafatasçılara gelince. Onlar boşuna gayret gösteriyorlar. Gidecekler, son çırpınışlarıdır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org