Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 18 Mart 2004

Rasıh Keskiner

 

GİDECEKLER!

Bir ay daha geçirdiler. Kırk yılı geçirdikleri gibi..

Yavaş yavaş..Gıdım gıdım.

Onlar masada zaman geçiştirmeye çalışırken, kendi denetimlerinde olan örgütler de sustular. Yurtsever Birlik Hareketi onları sokağa çekmeye çalıştı ise de onlar bunu duymadılar, oralı hiç olmadılar. Tabanları kendilerini çok sıkıştırınca da İspanyadaki terör için yollara çıktılar.

Örgütlerimizin terör olaylarına hassasiyet göstermesi, hele Sn. Talat yerel idaresinin buna destek vermesi kutlanacak bir davranıştır.

Her ne kadar bu örgütler daha dün kendi ülkelerinde yer alan bombalama ve kundaklama olaylarını duymadılarsa da gene de eylemleri doğru bir harekettir.

Ancak, biz bu günlerde onlardan Kıbrıs sorununda süren ve uzlaşmazlıklarla devam eden görüşme sürecine müdahalelerini beklerdik.

Biz, Sn. Talat yerel idarenin başında görünüyor diye kitlelerin sürece müdahale etmekten çekinmeleri yerine tam aksine süreçte etkin olmalarını beklerdik.

Her gün izliyoruz. Sn. Denktaş konuşuyor. Ve görüşmeci heyet adına da konuştuğunu söylüyor.

Ankara’da düzenlenen kafatasçı mitinglere katılarak konuşuyor.

Her şeye itiraz ediyor.

Hazırlanan Anayasa’yı vermiyor.

Referandumda “hayır” için kampanyayı çoktan başlatmış bulunuyor.

Görüşme masasına ne getirilirse, bir yolunu bulup reddediyor.

En son bayrağı beğenmedi.

Gerçi bayrağı ben de beğenmedim, ama ben bir bayrakta da etnik ayırım yansıdığı için beğenmedim.

O ise Türkün rengini bayrağın aşağısına koydukları için beğenmedi.

Türk dediğin her yerde en önde, en üstte olmalı.

Kırmızı renk nerde varsa o da en üstte olmalı.

Mavi renk Rum’un mu, en aşağılara konmalıdır.

Peki şimdi ne olacak? Nasıl tatmin edecekler Sn. Denktaş’ı?

Renkleri dikey koyarlarsa bu defa da kırmızı solda olursa solculuğu çağrıştırdığı için, sağda olursa yine en sona konduğu için itiraz edecek mutlaka.

Renkleri çapraz sıralamaya çalışırlarsa bu kez de Türk rengi yatık olamaz diyerek yine itiraz edecek.

Hey yavrum hey. Analar neler doğurdu. Beş on tane daha doğurmadılar bunun gibi hiç olmazsa yadigar kalırdı topluma..

Bu ve benzeri manzarayı bizimle birlikte, BM temsilcileri, AB yetkilileri ve uluslararası diğer kuruluş yetkilileri ibretle izliyor.

Ve maalesef Sn. Talat da izliyor. Hiç bir şey söylemeden, ona müdahale etmeden izliyor. Susması onun bu davranışlarını onayladığı anlamına gelmeyebilir diye düşünülebilir ama yansıyan susmakla onun bu şekilde davranmasına yeşil ışık yaktığıdır.

Her neyse, çoğu gitti azı kaldı. Bu ve benzeri anlayışın temsilcileri artık gidecekler.

Bir daha gelmemek üzere gidecekler.

Öyle veya böyle..

Bugün veya yarın..

Ama mutlaka gidecekler..

Dünyada bu anlayışın temsilcileri bir bir gitmedi mi?

Şimdi sıra bunlarda.

Gidecekler!

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org