Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Mayıs 2005

Rasıh Keskiner

 

DÖNEM BAŞLADI, HAYIRLI OLSUN !

Geçtiğimiz hafta içinde, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bir beyanatta bulundu.

Eskiden olsa bu beyanat karşısında yer yerinden oynardı.

Önce CTP yetkilileri başlardı feryada.

Ardından sıraya geçerdi yan kuruluşları.

Şimdi “tıs” yok.

Ne dedi Gül ki, tepki gösterilmesi gerekirdi de kimseden “tıs” çıkmadı?

“Kıbrıslı Türkler milli ve manevi değerlerini kaybettiler; Rum kimliği ve Rum pasaportu alıyorlar”.

Bu sözler öyle yenilir yutulur cinsten sözler değil. Tabir yerinde ise, kavgada bile söylenmez.

Biz, bu konu üzerinde konuşmak için biraz bekledik. Görelim bakalım kim, hangi örgüt ne diyecek diye.. Bir nevi test de diyebilirsiniz buna.

Bu konuda örgütlerden etkili pek birşey duymadık.

O onurlu partilerden de pek birşey duymadık.

Hani bir zamanlar, “ ne paranı, ne...” diye kükreyen örgütlerden de ses çıkmadı.

Bu konuda hakkını yemeyelim Sn. Talat konuştu:

Gül öyle demek istememiş! Gül’ün ne demek istediğini o biliyormuş, onun için önemli değilmiş söyledikleri. E.. Ne beklerdiniz yani Sn. Talat’tan. Daha dün kendisini oraya atayan ustalarının söylediklerine karşı mı çıkmasını? O da biliyor söylenenlerin “ne yenir ne yutulur” olmadığını ama, Ankara’nın temsilcisi olarak söylenenleri yedi, yuttu ve üzerinden bir de soğuk su içti.

Gül konuşmasında “ hatta hatırı sayılı kişilerin çocukları da bu kimlik ve pasaportları alarak...”diyerek Sn. Denktaş’ı da işaret etti, ama o da duymadı. Azledilmesini nasıl sineye çekmişse bu söylenenleri de duymamazlıktan gelerek sineye çekti.

Lider! Toplum lideri! Bir kimse kendisini lider ilan ederse, günü geldiğinde liderliğini göstermesi gerekir. Bedeli ne olursa olsun.

Senin temsil ettiğini iddia ettiğin topluma hakaret ediliyor, aşağılanıyor ve sen bunları sineye çekmek bir yana, bu sözleri söyleyeni savunmaya çalışıyorsun.

Şimdi yani bana diyeceksiniz ki, Gül, Kıbrıslı Türklerin aldığı kimlik ve pasaportların Rum kimlik ve pasaportu olmadığını, Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik ve pasaportu olduğunu bilmiyor mu? Bu hakkın 1960 andlaşmalarına göre Kıbrıs Türklerinin de en doğal hakkı olduğunu bilmiyor mu?

Bal gibi biliyor. Ama siyasi çıkarları için Kıbrıs Türk toplumunu aşağılamak, küçük düşürmek için yapıyor bunu. Demek istiyor ki “ parayı biz veriyoruz, her şeyde de hakkımız var. İster severiz, ister döveriz hatta istersek söveriz”.

Peki bu gerçekler karşısında, Sn. Talat çıkıp, “ Sn. Gül yanlış yaptı, Kıbrıslı Türklerin aldığı pasaport ve kimlikler Rum pasaport ve kimliği değil, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaport ve kimliğidir” diyemez miydi? Demek ki diyemezdi. Diyebilmek için kimseye diyet borcunuzun olmaması gerekiyor..

Dönem başladı...

Geçtiğimiz hafta dönemin başlangıcı ile birlikte yaşanmaya başlananları aktardık.

İşçilerin coplandığını yazdık..

KTHY’da grev kırıclığı yapıldığını yazdık,

“Başbakan”ın işçileri coplamak için kimin emir verdiğini bilmediğini yazdık,

“Başbakan”ın artık yasaların değil, savcılığın görüşünün esas olduğunu yazdık,

İşçilere en doğal yasal haklarının verilmediğini yazdık,

Dönem başladı!

Ve grevler yasaklandı.

Hani bir zamanlar, “İngilizin sömürge yasalarına dayanarak grevler yasaklanamaz” diyen o zat-ı muhteremler, şimdi o sömürge yasasına dayanarak Vakıflar Bankasındaki grevi yasakladılar.

Peki grevi yasaklanan o sendika yöneticilerinin herhangi bir tepkisini duydunuz mu? Hele hele ilgili sendikanın milletvekili başkanının bir tepkisini duydunuz mu?

Ne münasebet. Dönem başladı.

Nasılsa herşey kontrol altında. Sivil toplum örgütlerinin çoğunun yönetim kadroları dönemin adamları ya, hadlerine mi düştü konuşmak, karşı çıkmak..

Şimdi sırada spor kulüplerinin yönetimlerini ele geçirme operasyonu başladı.

Dönem Başladı. Hayırlı olsun.!

20/05/2005

----------------------------------------------------------------------------

Dönem başladı, hayırlı olsun!

Aslında bu dönem nerede ise on yıl önce başladı ama her ne hal ise insanımız herşeyi çabuk unuttuğu için dönemin şimdi başladığına nerede ise inanmıştı.

Dönem, birinci CTP- DP hükümeti zamanında, Menar işçilerinin coplanması ile başladı.

O zaman da, aynen şimdiki sergilenen tavırlar gibi, hem iktidar hem muhalefet gibi hareket ediyorlardı.

Dönem, ta o zaman, İTEM yasasının çıkarılması ile başladı.

Dönem, ta o zaman, birleşik faiz uygulaması ile başladı.

Dönem, ta o zaman, öğrencilerin yaka-paça evlerinden alınıp sınırdışı edilmeleri ile başladı.

Ve dönem, zaman içinde kurulan diğer CTP- DP hükümetleri ile devam etti.

Şimdi de doruk noktasına ulaştı.

Adına “yeni” dedikleri dönem, 101 pare topla başladı, 101 pare copla devam etti.

Dönem başladı, hayırlı olsun!

KTHY’nda çalışanlar, ücret anlaşmazlığı nedeniyle grev yaptılar. Çalışanların işverene karşı en büyük ve etkili silahı: Grev.

Bir de ne gördük: Alışık olmadığımız, ancak bu manzaraları Türkiye Televizyonlarında gördüğümüz çevik kuvvet ekiplerinin grev yapanların üzerine copla, kalkanla ve de küfürle yürümelerini gördük. Ne izledik, “al bunu da, al bunu da” emrediyordu bir komutan. Askerler de toplayarak arabalara bindiriyorladı çalışanları. Ondan sonra tutuklama, mahkemede dava okuma...

Dönem başladı, hayırlı olsun!

KTHY Yönetim Kurulu üyesi eski bir sendikacı televizyonda konuşuyor. Utanarak, kızararak “ görev mukaddes” olduğu için çalışanların aldığı ücretlerin yeterli olduğundan, bu ücretleri çalışanlara öderlerse şirketin batacağından bahseder ve sonunda çalışanları, “ çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” diyerek tehdit eder. Bu arada şirketin batma tehlikesinin, oradan hiçbir iş yapmadan avantadan geçinenler sayesinde olacağından hiç bahsetmez, bunu çalışana verilecek ücret artışlarına bağlar. Oysa, çalışma riski en yüksek olan bu işyerinde çalışanların ücretleri de o düzeyde yüksek olmalıdır.

Dönem başladı, hayırlı olsun!

Sn. Soyer’i izliyorum. Konuşuyor. Neymiş efendim da çalışanlara 7 maaş fazladan para dağıtılacakmış. Yasada yeri varmış % 10 kar payı dağıtılacakmış çalışanlara. Boşver yasayı, bu işlere parti karar verir. Ne demek partinin Vakıflara atadığı bir müdür, partiye sormadan yasayı uygulayakmış! Kimin haddine. Önce parti, sonra yasa.. Yıllardır “ bu mevcut düzenin savcılığı” dediği makamların görüşü allah kelamı olmuş onun için....Vakıflar KİT değilmiş dedi ya savcılık, akan sular durur.

Başka ne diyor, haberi yokmuş çalışanları coplayan çevik kuvvete kimin emir verdiğinden ve araştıracakmış. Yok haberi olacaktı. Ne araştırması, size verilen görev araştırma değil emirlere uymadır. Gelmiş geçmiş dönemlerdeki faili meçhul olayları araştırdınız da şimdi çevik kuvvete kimin emir verdiğini araştıracaksınız!

Dönem başladı, hayırlı olsun!

İzliyoruz Sn. Talat’ı. Memlekette asayişin sağlanması için kendisini ziyaret een sivil toplum örgütlerine kızıyor. “Siyasetçiye güveneceksiniz”. Yani demek istiyor ki, “madem bizi seçtiniz, bize güveneceksiniz, şikayet de etmeyeceksiniz. Biz ne söylersek onaylaycaksınız.. Ne demek, dün TC ile yapılan protokolleri tartışmak.”

Biz biliyoruz zaten , şimdi bu makamlara atananların, geçmişte TC ile imzalanan ve ülkemizi “sorma gir hanı”na çeviren protokolleri yeniden görüşeme yetkileri olmadığını. Ama bunu hala daha anlamayanlar, bu gibi şeyleri konuşmaya muktedir olmadıklarını Sn. Talat’ın ağzından bir kez daha duydular.

Dönem başladı, hayırlı olsun!

13/05/2005

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org