Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 7 Mayıs 2004

Rasıh Keskiner

 

AB ÜYESİ BİR KIBRISTA POLİTİK YAPILANMA (1)

Artık AB üyesi bir ülke ve AB yurttaşlarıyız. Dolayısıyla bundan böyle ülkedeki hemen hemen her şey şekillenmek durumundadır. Bu çerçevede siyasi yaşam da yeniden şekillenecektir ve şekillenmelidir. Biz artık Kıbrıs’ın kuzeyinde politika yapan bir parti değil, tüm Kıbrıs ve Avrupa için, tüm Kıbrıslılar ve tüm Avrupalılar için politika yapan bir parti durumuna gelmeliyiz.

Bu çerçevede Yeni Kıbrıs Partisi adı altında tüm Kıbrıs’ta örgütlenmeli ve Avrupa içindeki bize en uygun parti gurupları içinde yerimizi alarak onlarla dayanışarak, “savaşsız ve sömürüsüz bir dünya’’ hedefi için mücadele sürdürmeli ve bu mücadeleye katkı koymalıyız.

Dolayısıyla 1989 da kurulan YKP programı yeniden düzenlenmelidir. Daha çok Kıbrıs sorunu üzerindeki hedefler üzerine oturtulan programda pek çok hedef geride kalmıştır. Yeni programda da mevcut programımızda yer alan, adaletten ve hukuktan yana olmak, devrimcilik, anti şovenizim, faşizme karşı olmak, emperyalizm ve sömürgeciliğe karşı olmak, barışçılık, halkçılık ve emekçilik, öncülük ve bilimsellik, anti militarizm ve çevrecilik ilkeleri korunarak bunlara temel insan haklarının eksiksiz kullanılmasından yana olmak,uluslararası hukukun üstünlüğünü savunmak ve emeğin küreselleşmesini savunmak, tüm insanların bağımsız özgür ve dokunulmazlığına inanan insanların oluşturduğu bir Avrupa’yı yaratmak gibi ilkeler de eklenmelidir.

Politik alanda bu yeni şekillenme yapılırken ülkemizde özellikle 1974 sonrası oluşan politik yapıyı hatırlayarak hareket etmeliyiz.Gelişen ve küçülen dünya dikkate alınmalı ve pek çok diğer gelişmelerin önünü açacak olan “gelişen ve demokratikleşmesi” ön plana çıkarılmalıdır. Ve bu yeni oluşum,mümkün olduğu kadar gençliğin üzerine örgütlenmelidir.

Mevcut Siyasi Durum ve yeniden yapılanma üzerine bir değerlendirme:

Özellikle 1974 sonrası oluşan siyasi partiler, Kıbrıs sorunu nedeniyle, hatırı sayılı grupların biraraya gelmesi ve benzeri yaklaşımlar sergilemeleri şeklinde oluştu. 1974,iki toplumda da sağlıklı politik bir ortamın oluşmasını engelledi. Şöyle ki tüm Rum siyasi partileri Kıbrıs sorunu üzerindeki politikalarında “ulusal konsey” şemsiyesi altında birleştiler. Türk tarafındaki siyasi ortam ise genel hatlarıyla “Kıbrıs’ta çözüm isteyen” ve “bölünmüşlüğü savunan” şeklinde oluştu.

1974 öncesinden başlayarak Rum toplumunda ortaya çıkan toplusal uzlaşma anlayışı,Rum toplumunda bağımsız düşünmeyi engellediği gibi, bireyciliğe teslimiyeti yarattı. Aynı zamanda bu durum var olan birtakım dogmaları sorgulamakta isteksizlik ve gönülsüzlük yaratırken bu durumun ‘’saklı kabullenme’’olarak kalmasını da sağladı. Benzer durumu Türk siyasi yaşamında da görüyoruz.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org