Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 10 Haziran 2004

Rasıh Keskiner

 

YURTTAŞLIK HAKKI

Rasıh Keskiner – Yeniçağ Gazetesi - -8 Ağustos 2003

(Görülen lüzum üzerine yeniden yayımlıyoruz)

Bu konu belli ki gündemdeki yerini uzun süre koruyacak.

Çünkü statükocuların yerine geçmek için yanıp tutuşanlar bu konuyu saptırıp devamlı propaganda yapacaklar.

Neymiş biz Türkiyelilere karşıymışız.Neymiş burda doğmuş insanları kapı dışarı edecekmişiz. Neymiş otuz yıl burada yaşamış insanların yurttaş olma hakkı yokmuymuş vs. vs.

Bu şekilde konuşanlar bizim neye karşı olup neye karşı olmadığımızı çok iyi biliyorlar.Hatta bu konuda bizimle aynı düşündüklerini de söylüyorlar.Ama iş oy avcılığına gelince akar sular durur.

Şimdi olaya bir normal koşulların var olduğu bir ülke ile anormal koşulların , devam ettiği Kıbrıs’ın kuzeyi için bakalım.

Olaya bir normal bir göçmen olarak, bir de Türkiye’den taşınan nüfus olarak bakalım.

İsteyen, çeşitli nedenler sonucu bir ülkeye gidebilir.Siyasi sığınma isteyebilir.Ekonomik sıkıntı nedeniyle iş için gidebilir.Ve o ülkenin yasaları çerçevesinde, ayrıca uluslararası kuralların o kişiye tanıdığı haklar çerçevesinde o ülkede kalır, çalışır, yaşar.Süreç içinde yine o ülkenin yasaları çerçevesinde ve uluslararası hukuk çerçevesinde,yurttaş olmak isterse, yurttaşlık için başvuruda bulunur.İlgili ülke konuyu değerlendirir ve o kişiyi yurttaş yapar veya yapmaz.Yurttaş olanlara, çoğu ülkelerde yerel seçimlerde, bir kısım ülkelerde de her seçimde seçme ve seçilme hakkı tanır.

Kıbrıs’ın Kuzeyindeki olaya baktığımız zaman durum normal bir ülkedeki durum gibi değildir.1974 de Türkiye adanın yarısını ele geçirdi, süreç içerisinde kendine bağımlı bir yönetim oluşturdu, burdaki varlığını garanti altında tutmak için de buraya nüfus taşıdı.Cenevre Konvansiyonları madde 49 açıktır.Herhangi bir ülkeyi işgal eden ülke, o işgal ettiği topraklara nüfus taşıyamaz.

Yani bu ülkedeki yüz binlerce Türkiyeli nüfus buraya diğer ülkelere giden göçmenler gibi gelmedi.Bilinçli olarak ve uluslararası hukuka aykırı olarak Kıbrıs Türk Toplumunun özgür iradesinin yansımasını engellemek ve süreç içerisinde eritilmesini sağlamak için getirilmişlerdir.

Dolayısıyle olaya böyle bakmak ve bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.Türkiye’den buraya şu veya bu şekilde gelenler veya getirilenler bu ülkede kalabilirler, çalışabilirler. Ama yasalar, uluslararası kurallar çerçevesinde.

Ancak yurttaş olmaları tamamen bir başka konudur ve insani konularla karıştırılmamalı ayrıca popülist politikalar için istismar edilmemelidir.

Kimsenin kimseyi kapı dışarı edeceği yoktur.Gündemde olan kimin yurttaş olup kimin olmayacağıdır.Cenevre Konvansiyonlarına göre 1974 ten sonra buraya gelen ve getirilen hiç kimsenin yurttaş olma hakkı yoktur.Çünkü bunlar buraya uluslararası hukuk’a aykırı olarak getirilmişlerdir.

Kimin yurttaş olup olmayacağına bu ülkenin gerçek sahipleri olan Kıbrıslılar karar verecektir.Ne zaman mı?Bu ülkede andlaşma olduktan sonra.Andlaşma olduktan sonra yurttaş olmayı isteyen herkes “başvuru hakkına” sahiptir.Başvurusunu yapar, bu ülkenin sahipleri Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler otururlar uluslararası kurallar neyi öngörüyorsa onu yaparlar.

Şimdi böyle caba ocaktan yurttaşlıklar olamaz ve bunu kabullenmemiz de olamaz. Konu AİHM’dedir.

Türkiye’den bu ülkeye gelenler ve getirilenlere karşı bir tutumumuz olmadığı gibi, bu ülkede yaşamaları,çalışmaları ve bazı açık gözler tarafından sömürülmemeleri için gerekli her türlü katkı ve desteği yıllar vardır yapmaktayız.

Ama onlardan da beklediklerimiz vardır.Onlar da Kıbrıs Türk Toplumuna saygı duymalıdırlar.İrademizin engellenmesine ortak olmamalıdırlar.Bunca yıl bunu yaptılar.Artık onlar da ayağa kalksın ve yasadışı, uluslararası hukuk’a aykırı durumu reddetsinler. Bu şekilde Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları yeniden birleştirme mücadelemize katkı yapsınlar.O zaman, Avrupa Birliği içinde, çok daha iyi koşullarda hepimize yer olacaktır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org