Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 28 Haziran 2005

Rasıh Keskiner

 

MEMLEKET ŞANTİYE, ÖVÜNÜN!

Bu gidiş nereye?

Memleket şantiye halinde.

Bir zamanlar politikacılar kendilerini seçmenlerine iş yapar göstermek için memleketin şantiye halinde olduğunu söylerler bundan gururla bahsederlerdi.

Şantiye ne demek? Ve özellikle bizim ülkemizde şantiye ne demek:

Her taraf inşaat artıkları ile dolu. Demir, tahta, çivi beton vs artıklarını her tarafta görürsünüz.

Şantiye tarlasında yürümek için cambazlık yaparsınız. Sanki mayın tarlasındasınız.

Şantiyeler kaçak işçilerle dolu.

Bu şantiyelerin karını silip süpüren beş on müteahhidin nerede ise karın tokluğuna çalıştırdığı TC kökenli insanlar.

Şantiyelerinde su yok, elektrik yok, tuvalet yok, insan gibi yemek yiyeceği, duş alacağı bir yer yok..

Evet memleket şantiye halinde. Ne kadar övünseler azdır.

Ve bu şantiye Rum malları üzerinde yükselmektedir.

Ülkemiz bir ada ülkesi. Tarım arazileri kıt. Orman arazileri kıt.

Ama yıllardır korunması gereken ama yaygın inşaat furyası sonucu korunamayan doğa son bir kaç yıl içinde tamamen yok edildi.

İlgisiz ilgililer ise bu yağmayı sadece seyretmektedirler.

Memlekette elektrik sorunu var. Buna rağmen dağların, tepelerin üzeri, nerede ise memleketin her yanı inşaat doldu. Yapılan her inşaatın elektrik tesisatında her odaya klima için de tesisat döşenmektedir. Peki bu inşaatlara izin verilirken, bunun elektriğinin nasıl sağlanacağı sorulmuyor mu?

Memlekette su sorunu var. Dağların, tepelerin içine yapılan inşaatların su verilip verilmeyeceği hususunu bir tarafa bırakın, her eve yapılan yüzme havuzlarına syuyn nasıl sağlanacağı sorulmuyor mu?

Memlekette alt yapı sorunları var. Şehirlerde henüz kanalizasyon yapılamadı. Dağların tepelerin içerisine yapılan binlerce inşaatta bu sorunun daha başka ne gibi sorunları yaratacağı sorulmuyor mu?

Memlekette mevcut karayolları ve köy yollarının durumu ortada. Bu yolları mamur etmek için ülkenin kaynakları da ortada. Ama memleketin her tarafı yeni inşaatlar için parselasyon doldu. Peki bu yolların alt yapısını kim kontrol etmekte. Usulüne göre yapılıp yapılmadığını kim kontrol etmekte. Onbinlerce kilometrelik yolun asfaltlanıp asfaltlanmadığını kim takip etmekte?

Memleketteki yerel yönetimlerin, ellerindeki imkanlarla şu andaki şehir içlerine bile hizmet veremediği ortada. Her tarafı inşaat dolan ülkenin geneline çöp, aydınlatma,vs hizmetlerini nasıl götürecek soran var mı?

Arayan yok, soran yok..

Aldı başını gidiyor. Yarını düşünen yok.

Tarım arazisi kalmadı. Orman arazisi kalmadı. Ağaç, bitki örtüsü kalmadı. Tepe, yamaç kalmadı.

Peki ne var? İnşaat, inşaat, inşaat..

Ve bu inşaatların da yüzde 80 i sağlıksız, standart dışı malzeme ve işçilikle yapılmakta.

Memleket şantiye... Övünün.

Memleketi darmadağın ettikleri bir yana, bu durumu yaratanlar şimdi ülkenin birleşmesine en büyük engeli teşkil ettiler.

Rum mallarının bu şekilde yağmalanması, şu anda Kıbrıs sorununun çözümünün önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

Rum mallarının her önüne gelene dağıtılmasının bir hata olduğunu bazıları farketti. Farketti farketmesine de, bu hata karşısında bıraktık istifa etmeyi, bir özür, bir özeleştiri dahi yapmaya gerek duymamakta, nerede ise suçu Rumlara atmaktadır.

Bundan sonra bir tedbir alınabilir mi?

Alınsa ne yazar, alınmasa ne yazar.. Tahribat büyük...

Yaratılan bu yükün bedelini nesiller ödemekle bitirebilirler mi, bilmem.

Memleket şantiye.. övünün!

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org