Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Temmuz 2005

Rasıh Keskiner

 

ŞÖVENİZMİ YENMEDEN!

Bu memlekette başımıza ne geldiyse şövenizm’i yenemememizden geldi.

Tarihin her döneminde bu ülkede yaşayan insanlar birbirlerine kırdırılmıştır.

Bu kırdırma yapılırken de, egemenlerin en büyük silahı “şövenizm” olmuştur.

Egemenler bu silahı kullanırken ülkede yaşayan insanların farklı din, farklı dil gibi etnik ayrılıklarını ön plana çıkararak bu durumu yaratmışlardır.

İki toplumun birbirine düşman kılmak için çatıştırıldılar. Hatta İngiliz kendi çıkarlarını sağlama almak, iki toplumun arasını açmak için 1955 lerde EOKA’nın üzerine kendi askerlerini değil, Türk toplumuna mensup binlerce oksidari polisi gönderdi.

Süreç içinde egemenler ve onların yerli temsilcileri, bu iki toplumun kaynaşmaması için ellerinden geleni arkalarına koymadılar.

Bunun sonucu Kıbrıslılar çok acılar çektiler.

Hala da çekmektedirler.

Yıllar, birtakım kesimlere birşeyler öğretmiş olacak ki Kıbrıslıların birarada yaşaması için çok uğraş verdiler.

Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesine giden yolun şövenizmin yenilmesinden geçtiğinden hareketle önemli birliktelikler gerçekleştirildi. Egemenlerin bütün engellemelerine rağmen, geniş kitleler biraraya geldi, etkinlikler düzenledi, birlikte yaşayabileceklerini gösterdi.

Ama bundan rahatsız olan Egemenler bir takım manevralarla bu gidişi tersine çevirmeye başladılar.

Önce bir referandum olayı ile, nerede ise çok cılız duruma indirilen şövenizm, özellikle Rum toplumunda yeniden doruğa çıkarıldı. Bunun bu hale gelmesinde ne yazık ki ilerici olduğunu iddia eden AKEL de üzerine düşeni yaptı.

Referandum sonrası Egemenlerin Kuzey’deki statükoya yeni bir şekil vermelerinden sonra, bir ara çok cılız hale gelen şövenizm yeniden hortlamaya başladı. Yıllarca Dentaş ve takımının çok üst noktalara taşıdığı fanatizm, toplumal muhalefet güçlerinin mücadelesi ile zihinlerden kazınmışken, statükonun yeni temsilcilerin sabah akşam Rum’a sövme politikaları sonucu bu tarafta da şövenizmin yükselmesine neden oldu. Tabii şimdi şövenizmin yükselmesine CTP’nin politika değişikliklerinin önemli katkısı olmuştur.

Tıpkı Güneyde AKEL’in olduğu gibi, Kuzeyde de CTP’nin.

Bu iki partinin davranışları çok önemlidir. Çünkü bu iki parti ülkenin en büyük iki partisi. Kendilerini halkın ilerici, barıştan yana ve çözüm isteyen partileri olarak takdim etmektedirler. Bu iki partinin dolayısyle hareketleri şövenizmin geriletilmesi veya yükselmesine önemli rol oynamaktadır.

Bugün Kuzey Kıbrıs’ta sabah akşam Yönetimin “Rumlar andlaşma istemez” yönlü yayınları, Rum malları üzerindeki yağma her iki tarafta da şövenizme önemli malzeme teşkil etmektedir.

Aynı şekilde AKEL’in bir nevi “şükran” mitingleri ile geçmişi canlandırması şövenizme önemli malzeme yaratmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Yıllarca bu ülkede Yönetimde bulunup toplumlar arasında ayrılığı körükleyen zihniyetin temsilcileri şimdi ULKON adında yeni bir teşkilat kurdular. Bu teşkilat belli ki TC derin devleti ile de bağlantılı olup, Kıbrıs’ta şövenizmin horlamasını, dolayısıyle Kıbrıslıların ayrılığının korunmasını devam ettirmek için çalışmalar yapacaktır.

“Şükran” etkinlikleri çerçevesinde de Rum toplumuna yönelik ayrılıkçı faaliyetler yapacaklarını açıkladılar.

Peki barış isteyen, toplumların yakınlaşmasını isteyen bir Yönetimin, bu olanlar karşısında söyleyeceği, halka vereceği herhangi bir mesajı yok mu? Şu ana kadar olmadığına göre beraberdirler demektir.

Bu memlekete kalıcı çözüm ancak ve ancak şövenizmin yenilmesi ile gelebilir. Bunun için de buna inanan güçlerin şövenizmin yenilmesi için mücadelerini sürdürmeleri kaçınılmazdır.

Birşey daha, geleceklerini şövenizmin varlığına bağlayan siyasi hareketler ne yaparlarsa yapsınlar gün gele yenileceklerdir. USKON gibi fanatiklerin artık kendilerine taban bulması mümkün değildir. Cılız fanatik eylemleri sadece Rum toplumu içindeki yandaşlarının propagandasına yarayacaktır.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org