Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 22 Temmuz 2005 Rasıh Keskiner | ||
SES SEDA YOK... Her yıl tekrarlanan ve amacı iki toplum arasındaki olumlu gelişmeleri etkilemeyi amaçlayan “şükran” etkinliklerine bu yıl da devam edildi.Bu sene bu işi daha profesyonelce yapmaya çalıştılar. Belli ki bu adada bir andlaşma istemeyen fanatik çevrelerin yanına parası bol çevreleri de kattılar. Günlerce halka bu etkinliklere katılmaları için çağrı yaptılar. Tüm gazetelere tam sayfa renkli ilanlar verdiler. Neymiş, Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarına söyleyecekleri varmış! Sonuçta toplaya toplaya beşyüz kişi toplayabilmişler. Bunların içinde kaç tanesi Kıbrıslı bilemem ama resimlere yansıdığı kadariyle yüzde yirmi, bilemeden yüzde yirmi beşi geçmez. Her yıl bu ve buna benzer eylemler yapılırdı. Bu eylemler sırasnda çok değişik sesler çıkardı. Özellikle toplumsal muhalefeti temsil eden kitle örgütleri bu eylemleri kınayan bildiriler yayınlarlardı. Bu tip eylemlerin barışa hizmet etmeyeceğini söylerdi. Bu tür eylemlerin şovenizmi tırmandırdığını, iki toplum arasındaki iyi ilişkileri zedelediğini söylerdi. Ve şu an koltuklarda oturan arkadaşlar bu eylemleri düzenleyenlere veryansın ederdi. Ama her nedense bu yıl bir sessizlik var. Şükrancılar,günlerce gazetelere verdikleri ilanlarla barış ve çözüm’e karşı çıkan yayınlar yaptılar. Eylem yaptılar. Ama geçmiş yıllarda bu yapılanlara karşı çıkan örgütlerden hiçbirisi yoktu sahnede. Dün bu anlayışın temsilcilerine “hade barra” ve “ goncolozlar” diyen mikrofon bülbülleri de ortada yoktu. Hatta her olayı, televizyonlarda görünmek için fırsat bilen siyaset cambazları da yoktu ortada bu kez. Herkes susmuştu. Herkes halinden memnundu. Fanatik güçler isatedikleri gibi hareket edebilirlerdi, istedikleri gibi şovenizmi körükleyebilirlerdi. Bu eylemlere karşı çıkan tek Yeni Kıbrıs Partisi oldu. Konu ile ilgili düşündüklerini basına dağıttı. Ama , genelde her zaman olduğu gibi hiçbir yayın organı dağıtılan bu bildiriye yer vermedi. Fanatik güçlerin ilanları yer bulabildi yayın organlarında ama YKP’nin bu eylemlere karşı çıkan bildirisi yer bulamadı. Bize göre şu anda en büyük sorun, toplumsal muhalefeti yaratan kitle örgütlerinin sessizliğe bürünmeleridir. Kendi düşüncelerinde bir Yönetim işbaşında olabilir. Hatta bu siyasi görüşün üyeleri de olabilir bazı örgüt yöneticileri. Ama bazı olaylar vardır ki, sizin parti üyeliğinizden önce ülke ve toplum sorunları ağır basar. O zaman ses çıkarmalısınız. Eğer mensup olduğunuz parti yanlış yapıyorsa, o partiyi hizaya çekmek boynunuza borçtur. Yıllarca barış ve çözüm diyeceksiniz, barış ve çözümün önündeki engelleri yıkmak için için mücadele edeceksiniz, barış ve çözüm karşıtı hareketleri kınayacaksınız, ondan sonra hiçbir etkisi ve yetkisi olmayan koltuklara gömülünce ses çıkarmayacak susacaksınız. Hatta sessizliğinizle bu tür şovenizmi körükleyen eylemleri naylar duruma düşeceksiniz. Şovenizmin tırmanmasına sadece bizim taraftakiler mi hizmet ediyor? Hayır, o tarafta da benzer eylemler yapılmaktadır. Hem de bu eylemleri kendilerine ilerici diyenler yapmaktadır. Bütün bunlara rağmen, son yapılan kamuoyu araştırması pek çok konuda Kıbrıslının bu yapılan tantanalardan etkilenmediğini, birleşik bir Kıbrıs için var olduklarını göstermektedir. Bize düşen görev bu oranı yükseltmek için çalışmaktır. Bu yönde çalışırken, fanatik eylemlere, ayrılığı körükleyecek eylem ve söylemlere karşı da sesimizi yükseltmeli, çağdaş dünyada modası geçmiş gösterilerin etkilerini kırmak için çaba harcamalıyız. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||