Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 28 Temmuz 2005

Rasıh Keskiner

 

KAMUOYU ARAŞTIRMASININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER

Geçtiğimiz hafta kamuoyu araştırma kuruluşlarından KADEM ve CYMAR’ın Kıbrıs’ın genelinde gerçekleştirdikleri kamuoyu araştırması sonuçları açıklandı.

Kamuoyu araştırmasının en önemli ve göze batan sonuçları hiç kuşkusuz Kıbrıslıların çoğunluğunun, bütün olumsuz propagandalara rağmen birbirleri hakkında olumlu şeyler düşündüklerini ortaya koymaktadır.

Umarım, ülkemizdeki politika cambazları bu kamuoyunun sonuçlarından ders çıkarır ve bu yönde politikalarında değişiklik yaparak halkın istekleri doğrultusunda hareket ederler.

Kamuoyu araştırmasının açıklanan önemli bir kaç hususunu değerlendirecek olursak önemli bazı gerçekleri görürüz.

Araştırma sonuçlarına göre, Kıbrıs’ta yaşayanlar Kıbrıs sorununun silahla çözülebileceğine inanmamaktadırlar. Artık savaş istemiyorlar.

AB’nin de dahil olacağı bir güvenlik sisteminin kendileri için yeterli olacağı hususunda görüş birliğine varıyorlar.

Kıbrısta yaşayanların önemli bir bölümü, Rumlar arasında yüzde 76, Türkler arasında yüzde 46, kendilerini Kıbrıslı görmektedir.

Türkler’in yüzde 57 si, Rumların yüzde 51 i yaşadıkları yerlerde diğer toplumdan komşuları olmasından rahatsızlık duymadığını belirttiler.

Toplumlar, kapsamlı bir çözümde diğer tarafın endişelerinin paylaşılması gerektiğine inanmakta, bu hususta Rumların yüzde 72 si, Türklerin ise, tüm ganimete rağmen, yüzde 41 i olumlu görüş belirtti.

Diğer toplumla evlilik durumu hakkında ise Rum toplumu daha tutucu görünmekle birlikte yine de yüzde 15 i bu olaya olumlu yanıt verirken, Türk toplumunda bu oranın, yüzde 42 olarak, epey yüksek olduğu görülmektedir.

Kamuoyu araştırmasını sonuçlarını önümüzdeki yazılarımızda da değerlendirmeye çalışacağız.

Bu kamuoyu araştırması pek çok olaya ışık tutmaktadır.

Her şeyden önce, tüm olumsuz propagandalara rağmen, Yönetimde bulunan politikacıların günü birlik şoven saldırılarına rağmen toplumların çoğunluğu bundan etkilenmemekte, aksine ısrarla bütün bir Kıbrıs ve Kıbrıslılığı istediğini söylemektedir.

Bu durumda, zaten politikaları iflas eden bu günün siyaset cambazlarının kendilerine çekidüzen vermeleri gerekmektedir.

Hristofyas’ın bu gerçekler karşısında Rum toplumun hazır olup olmadığına karar vermesi ve ona göre Papadopulos’un ardından gidip gitmeyeceğini kararlaştırması gerekmektedir.

Aynı şekilde Mehmedali ve Ferdi’nin de bu sonuçlar karşısında iyi düşünmelerini, tuttukları yolun yanlış olduğunu farketmelerini bekleriz.

“Toplumlar hazır değildir” masalı artık tutmamaktadır. Takke düştü kel göründü.

Toplumlar pek çok konuda hazır olduğunu gösterdiler. Hazır olmayan, koltuk hırsı ile hareket eden genelde siyasi parti yetkilileridir.

Şimdi, bu gerçekler karşısında, siyasi partilerin güven yaratıcı, çözüme yönelik ve anket sonuçlarının istediği şekilde yapıcı öneriler geliştirerek toplumların kuşku içinde olan kesimlerinin de endişelerini gidermeleridir.

Halka sormadan, “ halk böyle ister”, veya “halk hazır değildir” diyerek siyasi parti yetkilileri ömürlerini uzatmaya çalışma alışkanlıklarını terketmeli ve zaten önemli çoğunlukta var olan Kıbrıslıların isteklerini daha üst düzeye taşımak için politika yapmalıdırlar.

Şovenizm’i tırmandıran politikalarından vazgeçmelidirler ve Kamuoyu araştırmasının arkasında yatan gerçekler ışığında hareket etmelidirler.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org