Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 12 Ağustos 2005

Rasıh Keskiner

 

100 RAKAMININ ÖNEMİ

100 rakamı . Çok önemli hususlara açıklık getirir.

Talebelik yıllarımızda en fazla beklediğimiz not.

100 almak kolay mıydı bizim zamanlarda. 100 alanı parmakla gösterirlerdi.

Herhalde bir onuru, bir başarıyı işaret eder oldu 100 rakamı ki çok sık kullanılmaya başladı.

Mesela 100 numara. Neden 99 değil de 100 oldu bilmem ama her halde o çifte sıfırlar bir şeyleri anlatmaktadır.

100’ler kulübü.

100 önemli bilim adamı. 100 iş adamı.vs. vs.

Sergen Yalçın da geçtiğimiz hafta attığı 100’üncü golüyle 100’ler kulübüne katıldı.

Ve 100 gün…

100 günün getirdikleri, götürdükleri gündeme gelmeye başladı.

Memleketi idare edenler kuruluşlarının 100’üncü günü icraatlarını anlatırlar.

Moda oldu ya.

Bizim memleketi idare ettiğini sananlarda 100 günün bilançosunu anlattılar.

Masa etrafında sıralandılar.

Ve Ferdi anlatmaya başladı icraatlarını.

O bilinen, hani cümlenin sonu gelene kadar başını kendisinin bile unuttuğu üslubuyla anlattı neler yaptıklarını.

Anlattıklarının çoğu, hükümet programında olduğu gibi, her şey hazır ama yakında yapacaklardan ibaretti.

100 günün icraatlarını anlatmak için sıralandılar masanın etrafına ama asgari ücreti de 300 küsurdan 600 küsura çıkardıklarını da ekledi icraatlarının içine. Benim bildiğim 300 TL. asgari ücret 4 sene evvel olan ücretti Nasıl olduysa o da girdi 100 günün icraatları içine.

100 günün icraatları içinde Rum’a da bol bol sövdüklerini, hatta önümüzdeki 100 günde onlara hadlerini nasıl bildireceklerini de söyledi.

KKTC’nin dimdik ayakta olduğunu, “evet” in KKTC’nin varlığı için çok önemli bir sınav olduğunu anlattı.

Bu arada Anavatan’a da 100 gün içinde bol bol şükran çektiklerini anlattı.

Serdar ise 100 gün içinde çıktığı Afrika turunu, bu devr-i alem içinde nasıl Afrika kıt’ası ile Arapları hallettiğini anlattı.

Cek, cak’larla dolu açıklamalar içinde belki de tek yaptıkları ve şimdilik olumlu görünen,aslında ilerideki yıllarda yurttaş sayısını artırma ön hazırlığı gibi görünen, kaçak işçileri kayıt altına almaları oldu.

Keşke çıkıp, “arkadaşlar biz bu yüz gün içinde sadece bu üç dört işi hallettik” deselerdi daha çok güven vereceklerdi yurttaşlara.

Mesela bu yüz gün içinde trafik kazalarında kaç kişi kaybettiğimizi ve bunu önlemek için ne gibi tedbirler aldıklarını söylemediler.

TC tarafından inşa edilen karayollarının denetiminde hiçbir yetkileri olmadığını, dolayısı ile bu yolların birer tuzak haline geldiğinden bahsetmediler.

Doğanın tahribatını, orman arazilerinin, tarım arazilerinin, karakteristik bitki ve ağaç topluluklarının nasıl yok edilip yerlerine sağlıksız, izinsiz kaçak ne kadar inşaat yapıldığından bahsetmediler.

Son 100 gün içinde kaç kişinin evinin soyulduğunu ve bu soygunları yapanlardan kaç kişinin tutuklanıp adalete sevk edildiğini söylemediler.

Kaç kişinin darp edildiğini ve bu fiili saldırıyı yapanlardan kaç kişinin tutuklandığını da söylemedi.

Havayollarında çevik kuvvetin işçileri nasıl copladığını da söylemedi

Vakıflar bankasının kazanılmış haklarını nasıl gasp ettiğini söylemedi.

Vakıflar bankasını grevini nasıl ve hangi yasa veya emirnameye dayanarak yasakladığını söylemedi.

Ve “Yes be annem deyin Avrupaya girelim” sloganı ile ilgili olarak Kıbrıs sorununun çözümü için ne yaptıklarını söylemedi.

“100 günün içinden”, öylemi mi?

Salla gitsin, nasıl olsa ne verirseniz bu halk alır inancındasınız değil mi?

Belki bir kısım var. 100 günde allameyi cihan kesildiğinizin propagandasını yapanlar, size yağ çekenler var.

Ama halkın çoğunluğu her şeyin farkındadır.

100 günde yaptıklarınızın da farkındadır, merak etmeyin…

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org