Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 26 Ağustos 2004 Rasıh Keskiner | ||
ELBİRLİĞİ İLE MEMLEKETİ HALLETTİLER! Evet..Elbirliği ile memleketi hallettiler.Milletin kafası Kıbrıs sorunu ile meşgulken memleketin kuzeyini hallettiler. Peki kuzeyini hallettiler de güneyini bıraktılar mı? Yok, yok hiç merak etmeyin belirli yerler dışında güneyini de hallettiler. Peki kim daha fazla tahribat yaptı bu hususta diye sorarsanız, son zamanlara kadar elbette ki onlar. Ama son yıllardaki hamle ile bu taraftakiler hepsini geçti. Hatta bu konuda dünyada bir rekor bile sayılabilir bu son tahribat. Göz göre göre doğal çevre yok ediliyor. Çevresine saygı duymayanlardan insanına saygı duyması beklenebilir mi? Nerede görülmüştür memleketin her yerine inşaat yapabilme lüksü. Üstelik memleketimiz bir ada.. Ormanları kıt, tarımsal arazileri kıt. Doğal yer altı su kaynakları kıt. Buna rağmen acımasızca bir doğa katliamı yaşanmaktadır. Aslında bu tahribata yıllar önce başlandı. Şehirlerimizin şehir olmaktan çıkması için ne gerekiyorsa yapıldı. Konu ile ilgili daire yetkilileri işin doğrusunu bildikleri halde yanlış yaptılar. Siyasilere boyun eğdiler. Veya bilgilerini bu ada ülkesinin pratiği ile birleştirme gereği duymadılar. Sanki burası bir kıta büyüklüğünde bir memleket, arazileri, ormanları bol. “Kes kes bitmez” anlayışı ile durumu bu hale getirdiler. Bu küçük ülkede yaygın kentleşme yerine dikey kentleşme tercih edilse idi, bu gün memleketin her yanı, dağı, taşı, tepeleri inşaat dolmamış olurdu. Her zaman ilgilileri uyarmayı bir görev bildik. Şehir merkezlerindeki binalarda kat sınırlaması getirme yerine, belli bölgelerde 4, 5 hatta 6 kat’a kadar yükselme olanağı tanınıp, şehrin su hudutları dışına inşaat yapma izni verilmese bugün dağlar, tepeler, ve karakteristik zeytin, harup ağaçları yerinde durmuş olacaktı. Bugün memleketin her yanı inşaat dolmayacaktı. Ne oluyor şimdi, dağların tepelerin içinde villa yapıyorlarmış! Yol açıp bırakıyorlar. Bir kaç yıl sonra o yollarda trafik olmadığı için asfaltın üzerinde ot bitiyor. Yollar yol olmaktan çıkıyor. Bunun tamiri ise devlete kalıyor. Bu şekilde alt yapısı da olmayan sağlıksız yapılaşma meydana geliyor. Belediyeler yeterli hizmeti veremiyorlar. Bu yerlere su yetmeyecek, elektrik yetmeyecek, Diğer alt yapı hizmetleri verilemeyecek. Bütün bu gerçeklere rağmen hiçbir tedbir alan yok.. Zaten artık neyin tedbirini alabilirler ki.. Eğer zamanında yatay değil dikey kentleşme tercih edilmiş olsa, her yolu olan araziye imar izni verilmese bugün bunlar yaşanmayacaktı. Çağdaş kentleşmelerde yapılan, özellikle toprağı kıt küçük ülkelerde, bir kent yükünü alınca, ona yakın bir yerde “uydu kentler” yaratmaya giderler. Alt yapısı her şeyi hazır uydu kentler. Yok bu şekilde yapmayan ülkeler de var diyorsanız, onlar da sizin kafadadırlar da ondan. Toplumlar çevresi ile de yaşarlar ve huzur bulurlar. Unutmayalım bu doğal çevre bizim değil sadece dünya insanlığını da çevresidir. Elimizde önemli bir fırsat vardı. Sahil şeridimiz bakirdi. Turizm potansiyeli açısından şansı vardı. Ama son yağma ile elbirliği ile hallettiler. Yazık.. Çok yazık... copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||