Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 30 Ağustos 2003 Rasıh Keskiner | ||
HADE KOLAY GELSİN
Cenevre Konvansiyonlarına göre, herhangi bir ülke işgal ettiği bir diğer ülkenin topraklarına nüfus taşıyamaz. Uluslararası bu kurallara rağmen Türkiye, Kıbrısın kuzeyine 1974’ten başlayarak yüzbinlerce kişi taşıdı. Taşıması bir yana bunlara yurttaşlık da dağıttı ve dağıttırdı. O da yetmedi burada oluşturduğu göstermelik idarenin kontrolunu elinde tutmak için seçme seçilme olanağı tanıdı. Bu tablo içerisinde Kıbrıs Türk Toplumu yıllarca seçim yapmaya çalıştı.Ama her seçimden sonra da ,Kıbrısta seçimlerin demokratik olmadığından, seçimlere müdahaleleren şikayet etti. Bu kurulu düzeni yıkmak yerine, içeriye girip tadil etmeye çalışanlar da kısa bir süre sonra kendilerini kapının önünde buldular. Herşeyi ile Kıbrıs’ın kuzeyine çöreklenen TC asker-sivil Yönetimleri, buradaki yerli temsilcileri ile kurdukları sultanlığın devamı için her şeyi yapmaktadırlar. Kıbrıs’ta bir andlaşma onların sonunu getireceği için Annan Planına da karşı çıkmaktadırlar. Bütün bu gerçekler ortada dururken, bazılarının ortaya kurtarıcı olarak çıkması ve sanki bu ülkede herşey güllük gülistanlıkmış gibi arz-ı endam eylemesi karşısında bazıları , menfaatleri icabı, susabilir.Ama biz susmadık susmayacağız. Seçimmiş! Ne seçimi bre! Herşeyi ile tutsak kılınan bir toplumda hangi seçimden bahsediliyor.Kaç seçim yaşadık.Neler yaşamadık ki! Bu ülkedeki gerçekleri söyleye söyleye mücade sürdüren Yurtsever Birlik Hareketi , yine bu ülkenin en yakıcı sorununu,nüfus yapısının değiştirilmesini, uluslararası kuruluşlara taşıdı. BM daha 1964 yılında alşdığı bir kararla Kıbrısta iki eşit toplum olduğunu, ve bu toplumların temsilcilerinin görüşmeler yoluyle çözüm arayacaklarını hükme bağlamıştır.Ama o gün bu gün bu toplumlardan bir tanesine acaba temsilcisini özgür iradesi ile seçebilmesine müsaade edildi mi? Hayır. Hep müdahale edilerek atamalar yapılmıştır.TC buraya taşıdığı yurttaş yaptığı onbinlere oy kullandırarak, Kıbrıs Türk Toplumunun özgür iradesinin yansıması engellenmiştir. Bu durumu, dünyanın da bildiği ama tedbir almak istemediği özellille nüfus yapısını AİHM’ne götürdü.Mahkem verdiği yanıtta en erken bir zamanda durumu görüşeceğini duyurdu. Bu olay üzerine yerel basında konuya duyarlı yaklaşanlar oldu.Afrika gazetesi olayı halka duyurmakta önemli bir görev yaptı.Aynı gazetenin yazarları destek belirtti.Dayanışma belirtti. Fanatik şoven çevreler saldırılarını dile getirdiler. Türkiye basını, Güney Kıbrıs’taki basın ve Avrupada’ki önemli merkezler konuyu gündemlerine aldılar. Fakat birileri vardı ki bu önemli olayı hiç duymadı.Kurtarıcılığa soyunanlar bu olayı duymadı.Kıbrısta çözüm ve AB istediklerini söyleyip koltuklar için yanıp tutuşanlar bu olayı duymadılar.İki satırlık bir demeçle destek veya köstek olduklarını duyurma cesaretini bile gösteemediler. Olayı duymayan sadece onlar mıydı? Sendikalar, demokratik kitle örgütleri de duymadı bu olayı.Duymadıklarından olacak ki onlar da iki satır yazıp da desteklerini gösteremediler. +Birleşik güçler de duymadı olayı.Herhalde onlar da şimdi çok meşgul olacaklar ki desteklerini ihmal ettiler. Evet! Bizi bu mandra yaşamından bunlar kurtaracak..Ya ondan sonra bizi bunlardan kim kurtaracak? Yurtsever Birlik Hareketi bir hukuk savaşı veriyor.Onlar ise, hiçbir anlamı kalmayan bir seçim için... Hade kolay gelsin..
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||