Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 5 Ağustos 2003

Rasıh Keskiner

 

"BAKINIZ" !


Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. .

Hey gidi günler hey. .

1980’li yılların sonları. O yıllarda TKP yönetimi şu anda kurtarıcılığa soyunanların kontrolunda.

Denetimlerindeki Ortam gazetesinde Denktaş hemen hemen hergün ön sayfada.

Milliyetçilik, şovenizm diz boyu.

O durumu, o günlerde o gidişi benimsemeyen bizler, “Bu Memleket Bizim, Talimatla Yönetilmeye Hayır” diyerek mücadele başlattık.

“Vay, sen misin, Denktaş’a, Türkiye Yönetimlerine karşı çıkan” diyerek partiyi bizden arındırdılar. Disiplin Kurullarını bile çalıştırmadan partinin en dinamik unsurlarını partiden attılar.

Bunu Rejim’e yağ çekmek için yaptıkları açıktı. ”Biz kendimizi muzur unsurlardan temizledik” demeye getirdiler.

Biz, o günlerden bugüne çıktığımız yolda hiç zigzak çizmeden gidiyoruz. Dosdoğru.

Biz hep, taa o günlerde “bu memlekette andlaşma sağlanmadan bir seçim, ve dolayısıyle halkın iradesinin yansıması mümkün değildir”diyorduk. Hala daha aynı şeyi söylüyoruz.

Derken bu takım ilk kırbacı 1990’da yedi. Seçim günü, ”herkes bu seçimin sonuçlarına saygı duyacak” diyen kutrarıcı, seçimin ertesi günü, “Türkiye herşeyi ile müdahale etti” diyebildi.

Ama gerçekleri söylerken birşeyi yapmadı: Özeleştiri. . ve özür dileme.

“Partiden attığımız arkadaşlarımız haklıydılar” diyemedi.

Ardından hükümet oldular. Gerçek hükümetin Ankarada olduğunu, kendilerinin hiçbir etki ve yetkisi olmadığını gördüler, yaşadılar. Ama o koltuğa yapıştılar; ta ki kendilerini kedi yavrusu gibi atmalarına kadar.

Ama yine bütün bunlara rağmen kendi özeleştirilerini yapmadılar, hatalarını kabul etmediler, halktan bu olanlar için özür dilemediler.

Şimdi geçmişteki o filmi tekrarlamaya çalışıyorlar. Bu kez kurtarıcılığa soyundular. Nasıl mı? Kurtarıcının haklarını koruyacaklarını, Rum’a gerekli dersi vereceklerini ilan ederek. Türkiye’nin Kıbrıslı’nın iradesinin yansımasını engellemek için ülkeye, yasa dışı, taşıyıp yurttaş yaptığı onbinleri yanına alarak. .

Adım gibi eminim. Bu seçim sonrası da kurtarıcı yine müdahale ettiklerinden şikayet edecek, ama hiçbir surette ne özeleştiri yapacak, ne hatalarını kabullenecek ne de bu ülkede bazılarının haklı olduğunu kabullenme cesaretini gösterebilecek. .

Diğer kurtarıcıya gelince. İzledikçe, “ya bu insanlar bu memlekette yaşamıyor, ya da pardon” diyorum.

Pişkinliğe bakınız. Adam, dün söylediklerinin tam tersini bugün savunabiliyor. Başkasına ait sloganları hiç çekinmeden alıp kullanabiliyor. Yurtsever Birlik Hareketi kurultayının sloganını kendine seçim sloganı yapabiliyor. Pardon be arkadaş bu kurtarıcıdan korkulur.

Girdiği iki hükümet döneminde de, hükümet diye birşeyin olmadığını gördü, yaşadı ama hala daha kurtarıcıları kurtarma yarışında hodri meydan diyor.

Hey yavrum hey. Halkın ne düşündüğünü gözlerinden de okuyor ya. . Helal olsun. .

Hele hele Yurtsever Birlik Hareketi ile, Yurtsever Birlik Hareketi Gençlik ile görünmemeye, karıştırılmamaya o kadar hassas oluşu ayrı bir meziyet. .

Yurtsever Birlik Hareketi Gençlik, TC elçiliği önünde eylem mi yaptı, hemen bir bildiri yayınlayıp “biz bu işte onlarla birlikte değildik”. Veya Yurtsever Birlik Hareketi Gençlik, Rumlarla birlikte , savaşta topluca öldürülen insanların mezarlarına çiçek mi koydu? Hemen bir açıklama, ”biz o işte yoktuk, bunu yapan YBH‘lılardı diyerek ustalarına şirin görünme telaşına kapılmaktadır.

Bütün bunları niçin yapmaktadır, bu kılıklara niçin girmektedir?

Hiçbir anlamı kalmayan seçimlerde TC’li seçmenlerin oyunu almak için. .

Hiçbir anlamı kalmayan o koltuk için bu kılıklara girmeye değer mi?

Diğer kurtarıcıdan biraz farklı bu kurtarıcı. Ama özeleştiri yapmama, kendi hatalarını kabul etmeme, ve bu memlekette bazılarının gerçekleri görüp mücadele sürdürdüklerini kabul etme cesaretini gösterememe hususlarında aynı konumda.

Göreceksiniz, gün gele yine müdahaleden şikayet edecek, ama, ne özeleştirisini yapacak, ne de haksız olduğunu kabul edecek.

“Bakınız”. !


copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org