Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Eylül 2005

Rasıh Keskiner

 

TRAFİK VE KAZALAR ÜZERİNE

Ülkemizin başına kabus gibi çöken felaketlerden bir tanesi de trafik kazalarıdır hiç kuşkusuz.

Dünyadaki tafik kazalarında, nüfus oranına göre herhalde ilk üç sırada yer almaktayız.

Bu gidişi asgariye indirecek önemli hiçbir tedbir görmüyorum ben.

Aslında sürekli bu konu hakkında konuşanlar var.

Dernekler var, büyük iş yapar pozunda devamlı konuşurlar, tavsiyeler yaparlar.

Yönetime mensup kişiler var, onlar konuşurlar tavsiyeler yaparlar.

Trafik polisi yetkilileri var, onlar konuşur onlar tavsiyelerde bulunurlar.

Ama gel gör ki trafik kazaları durmaz, devam eder.

Sanki kadermiş gibi her yıl 60 dolayında insan hayatını kaybeder, herhalde beş yüze yakını sakat kalır ve milyarlarca zarar ziyan.

Şimdi bu tavsiyelerde bulunan zat-ı muhteremlere sormak isterim:

Genelde trafik kazalarında bütün suçu sürücülere bağlıyorsunuz, acaba tüm suç sürücülere mi ait?

Bir kere bilimsel olarak ortaya konmuştur ki, bir trafik kazasında etken olan üç husus vardır.

Sürücünün durumu, yolun durumu ve aracın durumu.

Bunlara tek tek baktığımız zaman acaba bu tavsiyede bulunan zat-ı muhteremler hiç araçların ve yolların durumu ile ilgili söyleyecek bir şeyleri yok mu?

Sadece sürücülerle ilgili konuştuklarına göre herhalde yoktur.

Eğer olsa duyacaktık. Görecektik.

Mesela kendilerini yeni inşa edilmekte olan Değirmenlik-Beşparmak-Çatalköy yol güzergahında görecektik.

Ve bu yolda inceleme yapsalar bu yolun trafik kazalarına her an sebebiyet verecek şekilde olduğunu görecekler ve muhtemelen trafiğe açmayacaklardı.

Yol kenarları 3 metre, 6 metre derinliğinde uçurumlarla çevrili bulunmaktadır. Dolayısıyle belki de yol boyunca bariyerler yapılması için de girişim yapacaklardı.

Yeni İskele- Ercan kavşağı yolu biteli 4 yılı geçmiştir. Bu yoldki tuzaklarla ilgili hususlar çok konuşuldu.

Hiç bir şey yapılmadı. Ama kaç insanımız hayatını kaybetti bu yolda?

Örnekleri vermeye devam edelim:

Lefkoşa Girne yolunun durumunun ne olduğundan haberiniz var mı?

Sağlı sollu yolun her iki yanına yerleştirilen kocaman reklam panoları..

Kumarhane reklamlarını dile getiren panolar.

Ve şimdi de devamlı dönen pano reklamlar.

Bildiğim kadariyle bir zamanlar bu anayoldaki reklam panoları çevre dairesi tarafından sökülmüştü.

Çok da iyi yapılmıştı.

Çünkü bunlar hem çevre kirliliği yaratırlar hem de trafikte görüşü etkilerler dikkat dağıtırlar.

Ama ne olduysa, memleketi kerhane ve kumarhane cennetine dönüştürdükten sonra bu reklamlar da serbest bırakıldı.

İşte size trafik kazalarına neden olan yollarımızın durumu.

Peki ya araçların durumu?

Trafik polisleri ellerine tomson gibi radar aleti ile sürücülere pusu kurmaktan başka bir şey yapmamaktadır.

Siz hiç şu kadar aracın, trafik kontrolleri sonrasında, ya aracın eskiyen lastiklerinden, zehir saçan patlak egsozundan, tellerle tutturulan kapılarından, olmayan dikiz aynasından vs.vs.seferden engellendiğini duydunuz mu?

Ben duymadım. Demek ki aracın durumunu kontrol etmek gelmiyor içlerinden, gerek duymuyorlar.

Onlara sadece hız kontrolu yapanları yakalayıp ceza kesin denmiş, onlar da bunu yapıyorlar.

Bunca yıldır yollarda seyredşyorum. Bir allahın günü de polis bana arabamın durumu ile ilgili birsey sormadı.

Evet, zat-ı muhteremler. Siz devam edin ahkam kesmeye: Suçlu sürücülerdir diye.

Asıl suçlu sizsiniz.

Merak etmeyin, kimsenin yanında kalmaz, bir gün bunun hesabını sorarlar size…

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org