Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 14 Ekim 2004 Rasıh Keskiner | ||
TRAFİK VE TRAFİK KAZALARI Trafik kazaları ile ilgili, elimde statistiki bilgi olmadığı için, dünya ülkeleri içerisinde kaçıncı sırada geliriz bilmem ama herhalde ilk 5 e gireriz.Trafik ve trafik kazaları bu ülkenin günlük gündemini yıllardır meşgul etmektedir. Gün geçmiyor ki bir kaza olmasın, hafta geçmiyor ki trafiğe bir kurban verilmesin. Konu uzun yıllardır tartışılmaktadır. Yetkili yetkisizler, trafik kazalarını azaltmak için sadece cezaları artırdılar. Oysa bu bir eğitim meselesidir. İlkokul’dan başlayarak devlet daireleri dahil eğitim yaptırılmalıdır. Televizyonlar televole yerine trafik eğitimi vermelidir. Öncelikle trafiğe çıkanlara, karşısındakilere saygı duymaları gerektiği hususu beyinlere kazınmalıdır. İnsan yaşamının çok önemli olduğu da beyinlere kazınmalıdır. Trafik kazalarından şikayet edenlerin hemen hemen hepsi, aşırı süratten şikayet etmektedirler. Varsa yoksa sürat. Trafik kazalarına neden olan başka faktör yokmuş! Sadece sürat.. Oysa trafik kazalarının nedeni üç esas noktaya dayanmaktadır: Birincisi insan, ikincisi yol’un durumu, üçüncüsü de araç’ın durumu. Bu üç faktör birlikte değerlendirilmelidir trafik kazalarında. Fakat bizim bu memlekette, sadece “aşırı sürat” denilip işin içinden çıkılıyor. Yolların durumu da kazalarda önemli bir faktördür. Yollar gelişigüzel yapılmaktadır. Yol meyilleri usulüne göre yapılmamaktadır. Yollarda trafik işaret ve levhaları hemen hemen yoktur. Yol kenarları uçurum durumunda yollar vardır. Yol içleri çukurlarla doludur. Yol’da görüşü engelleyen pek çok husus var. Son birkaç yıldır yolda sürücünün dikkatini dağıtan kumarhane dev reklamları vardır. Araçların durumuna gelince.. Pek çok araç vardır ki seyrüsefere çıkmaması gerekir. Kapıları yola açılan ve trafiğe çıkmaması gereken pek çok otobüs vardır. Muayeneden geçmeyecek şekilde pek çok araç yollarda dolaşmaktadır. İşte trafik ve trafik kazaları bu üç önemli faktör ve en başta söylediğimiz eğitim olayı ile birlikte ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Yoksa “aşırı sürat” deyip işin içinden çıkmaya çalışmak geri kalmış zihniyetlerin söyleyebileceği bir iştir. Bir de şu yollara pusu kuran trafik polisleri ile ilgili de birkaç söz söylemeden yazımı bitirmek istemiyorum. Bunların derdi imanı para. O düşünce ile yola çıkıyorlar. Ve saklanıyorlar. Tam onlara yanaştığın an, atılıyorlar önüne o aletle. O aletle hani otomatik tabancaya benziyor. Peki ben soruyorum şimdi: Önüme aniden atılıp sürücüye doğru silah gibi o aleti doğrultan polisi o sürücü basarsa suç kimin? Sonra sürücü onun polis olduğunu nerden bilecek vs. Oysa radar kontrolü yapılacağında vatandaş bir km. önceden ikaz levhası ile “bu yolda radar kontrolü vardır” şeklinde uyarılmalıdır. Amaç av yakalamak olmamalı, sürücüleri süratli kullanmamaya teşvik edilmelidir. Tabii bu da bir eğitim meselesidir. Bu yönde çaba harcanırsa, trafik kazalarının azalması mümkün olabilir. copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||