Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 23 Ekim 2003

Rasıh Keskiner

 

Kravatı Kapan Koşuyor

Ha gayret! Bunun burasında ne kaldı ki..Sayılı günler.Koltuk aşkı ile yanıp tutuşanlar kıravatı kaptıkları gibi düştüler yollara.

Sağcısı, solcusu, orta yolcusu hepsi yollarda.Havalar sıcak..Ama onlara, koltuğun yolunun kıravattan geçtiğini söylemiş olacaklar ki taktılar sakkoları ve kıravatları ve düştüler yollara.

Hele bu işe yeni soyunanlar var ya, onlar işi bitirdiler bile.Bir tanesi bana, “ben seçimi şimdiden bitirdim ” dedi.Her karşılaştığı “merak etme bir oy da sana “demiş!

Yıllar önce seçimi 800 oy alarak kaybetmiş bir dostum, ertesi günü çarşıda dolaşırken kendisini her görenin ona oy verdiğini ve bu rakamın da 2000 civarında olduğunu anlatmıştı.

Yine aynı senaryolar tekrarlanıyor.Vatandaş herkese gülücük dağıtıyor.Yeniler de buna inanarak koltuğu çantada keklik görüyor.

Neyse hayal güzel şey.14 aralığı 15 ine bağlayan gece herkes mamurlayacak.Bu arada defalarca bu filmi yaşayıp da akıllanmayanlar da mamurlayacak.

Bu ülkede toplumsal muhalefeti parçalayanlar şimdi kendi aralarında yarışa başladılar.Eski statükocuları bıraktılar yeni statükonun lideri kim olacak onun yarışına giriştiler.

Bu çerçevede umduğunu bulamayan birileri “Kıbrıs Türklerinin onurunu tek biz savunuruz” diyerek şov yapmaya başladı.Sanki ayda yaşanıyormuş gibi bu ülkenin insanlarına ille de “ben” dedirtmek istiyor.

Bir kere bu ve bunun gibiler, hani kravatı takıp peşinden koşan bazı mikrofon bülbülleri, bu toplumun onurunu koruma adına konuşurken binkere düşünüp öyle konuşmalıdırlar.1989 da Kıbrıs Türk Toplumunun varlığını korumak için, TC asker-sivil Yönetimlerine karşı mücadele başlatanları partiden atan bu zatı muhteremler, şimdi seçim zamanı, başka kılığa büründüler.

Bir kere bu toplumda 1950 lerden başlayarak, her dönemde Türkiye Yönetimlerinin müdahalelerine karşı mücadele etmiş kişi ve kurumlar olmuştur.Bedel ödeyenler ve hala da ödemekte olanlar vardır.Bunları inkar etmek ve kurtarıcılığa soyunmak ve “bu toplumun onurunu korumak sadece bize kaldı” demek, bu toplumda yıllarca bu yolda mücadele sürdürenlere saygısızlık değil mi? Bu toplumun kurtarıcıya ihtiyacı yoktur.Bu ülkede bu toplumun onurunu da yıllarca savunan insanlar ve kurumlar vardır.Bu mücadeleye yeni yeni unsurların katılması bizi sevindirir.Ancak ne yazık ki, bu yapılanlar sadece seçim öncesi oy almaya yönelik programlardır ve göreceksiniz seçim sonrası yine topluma küsüp saklanacaklar bir yerlere.Bu mücadele öyle bayrakların altında nutuk atmakla, TC’den taşınan yüzbinlere verilen yurttaşlıkları kabullenmekle ve şövenizm batağında dolaşmakla yapılacak iş değildir.

Kendini topluma tek umut olarak sunan diğeri ise şimdiden kendini toplumun lideri ilan etmiş, bu ülkede kim ne yapacaksa ona sorması gerektiğini söylemeye başladı bile.Biri bir konferansta konuşacaksa, biri Erdoğanı eleştirecekse, biri Blair le buluşacaksa hep bundan izin alması gerekirmiş! Denktaş da böyle başlamamış mıydı yıllar önce.Herşeye o karar verecekmiş!Bunların ondan farkı ne?

Bu toplum kendi onurunu korur.Kurtarıcıya ihtiyacı yoktur.Bu güne kadar ne çektiyse bu kurtarıcılardan çekmiştir zaten.

Bir şey daha.Hesap ortada.Ortalarda tantana yapanlar ya hesap bilmiyorlar ya dayak yemediler.Seçmen sayısı 140 bin.Bu rakam muhtemelen 145 bin olacak ama biz140 bin olarak ele alalım.

Kıbrıs Türklerinin 1974 teki nüfusu 105 bin idi.30 senede 40 bin kişisini kaybettik ama ben 25 bin kişisini kaybettik deyim.Geriye 80 bin kaldı.Bunun ancak 50-55 bini seçmen ama ben 60 bin diyorum.Yani 140 bin kişilik seçmen içerisinde Kıbrıslının sayısı 60 bin.Bu 60 binin yarısı sağ partilere oy verir mi, verir.Ne kaldı geriye, 30 bin. Peki TC kökenli oylardani yani 80 binden kaç oy alır bizim aslanlar.Eğer elçilik ve asker vs onları rahat bırakırsa fazla fazla koyalım 30 bin, ne eder bizim hesap? 60 bin.Peki sonuç ne ? Sonuç açık ve net.

Eğer Elçilik müdahale edip oyların en az yarısından fazlasını, yani 45 binini bizim aslanlara yönlendirmezse durum açık.

Yok eğer yönlendirirse durum yine açık.Bu yine TC’nin kontrolunda bir başka statükonun devamı demektir.

Biz çağrımızı yineliyoruz.Yol yakınken gelin sokağa.Zaman kaybettirmeyin bize..

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org