Yeraltı Notları, 24 Subat 2001
Sevgül Uludağ

Cyberkids

Oğlum sinemadan heyecanla dönüyor...Filler ve Çimen’in sitesine her gün giriyor, Derviş Zaim’le ilgili yazıları gazetelerden ve dergilerden izliyordu...11 yaşındaki oğlum Burak, sinema-televizyon-tiyatroda ne olup bittiğini çok yakından izliyor, kendi de senaryolar yazıyor, hangi sanatçının hangi dizilerde oynadığını, hangi tiyatrocunun nerede eğitim aldığını, sinemaya ne zaman geçtiğini falan yakın takibe almış vaziyette...İnterneti de bu işler için kullanıyor.

Burak’ın ilgi alanları sürekli değişir ama bir konuya el atmaya görsün, dibine darı eker. Minicikken arabalara merak salmıştı – Matchbox ve Majorette topluyor, henüz bir yaşındayken hangi arabanın hangi marka olduğunu biliyordu. Ardından bayraklara merak saldı – bütün dünyadan bayrak toplamaya, bayrağını aldığı ülkelerde ne tür insanlar yaşadığını araştırmaya girişti – bu dönemde ona doğumgünü hediyesi olarak bir bayrak direği almıştık! Bütün yabancı tanıdıklar ise ona bayraklarla ilgili kitaplar getiriyor, Ankara’dan Filiz abla, Burak için artık tarihe karışmış eski devletlerin bayraklarını topluyordu.

Bunun ardından politika merağı geldi – hangi parti ne zaman kurulmuştu? Kimler o partide yeralmıştı? Bu konuda da kendi arşivini oluşturmaya çalıştı. Politika döneminde bir de kürsüsü vardı ve akşamları bize ülke sorunlarını nasıl çözeceği yönünde nutuklar sallıyor, biz de onu alkışlıyorduk.

Politikanın ardından, Kıbrıs’ta müziğe meraklandı – bu kez Kıbrıslı sanatçıların kaset ve CD’lerini toplamaya, bunlarla ilgili sağa sola telefon edip araştırma yapmaya girişti. Mehmet Kansu’nun Halkın Sesi’ndeki Kültür-Sanat sayfasında 15 hafta kadar süren bir de dizi hazırladı.

Müzik döneminde mikrofonlar, kareokeler, CD playerler, amfiler falan alıyordu – Türkiye’nin müzik piyasasını hala yakından izliyor. Bu arada talk-show’ları da kaçırmıyor...En sevdiği talk-show’cular Cem Yılmaz ve Okan Bayülgen...Mizah onun yaşamının parçası çünkü...

Şimdiki çocuklar medyayla içiçe yaşıyor. Televizyon, radyo, gazete, dergi, internet, onların yaşamını derinden etkiliyor. Genellikle “çocuk ve medya” dendi miydi hep olumsuz etkiler üstünde durulur oysa ben Burak’ta buna hiç tanık olmadım. Çünkü o aynı zamanda iyi bir okuyucudur – kitaplar elinden düşmez. Seçicidir. Neyi ne zaman izlemesi, ödevini ne zaman yapması gerektiğine falan kendi karar verir. Ona karışmayız. Çünkü o, yaşı henüz 11 olsa da, bir insan...Kendine göre bir dünyası, kendine göre değerleri var...

Biz küçükken yalnızca Rum televizyonu RIK vardı. Şimdi seçenekler çoğaldı – uydu aracılığıyla çocuklarımız tüm dünyayı yakından izleyebiliyor. Biz küçükken bebeklerle oynar, Ayşegül kitapları okurduk. Şimdi çocuklarımız ödevlerini bilgisayarda hazırlıyor, internet ellerinin altında.

Biz küçükken bir mektup arkadaşı bulur, onunla yazışırdık. Şimdiki çocuklar chat yapmayı tercih ediyor...Mesafeler kısalmış, dünya küçülmüş, sınırlar unufak olmuş...”Globalleşme” denen şeyin belki tek olumlu yanı bu: çocuklar için “başka bir ülke” hemen şu tuşların altındadır. Lemar Cineplex’te bu hafta hangi filmin oynanacağını Burak internet aracılığıyla öğreniyor...

Beni kapıda karşılıyor ve hemen Filler ve Çimen’in mesajını söylemek istiyor:

“Anne, devlet ne yaparsa yapsın, her zaman onu örtecek birşeyler bulunur...”

Kıbrıslı Derviş Zaim’in siyasetçi-mafya-istihbaratçı-polis, kısacası devlet içinde çeteleşmeyle ilgili, Susurluk’tan esinlenmiş Filler ve Çimen filmi dün Kıbrıs’ta gösterime girdi. Burak filmi çok beğenmiş...

Henüz büyüme çağında internetle içiçe yaşayan, dilediği bilgiye birkaç tuşa basıp ulaşan çocuklarımız için elbette “sınır” çizgisi, barikatlar, dikenli teller, bölünmüş bir ülke anlamsız olacaktır.

Dilediği her tür bilgiye ulaşan, “gizli” ya da “sakıncalı” ya da “ayıp” kavramlarını internet aracılığıyla aşan çocuklarımızı, bir toprak parçasında dünyadan soyutlanmış, “milli dava” nutuklarıyla, şovenizm ve baskıyla yaşatabileceğini sananlar çok yanılıyor.

Çünkü çocuklarımız, dün bizim yaşadığımız çocukluk dönemimize göre çok daha özgürdür.

Onlar yeryüzünde sörf yapmak, uzakları yakın kılmak, sınırları kaldırmak, engelleri aşmak için teknolojiyi kullanıyor...Merak ettiği bir konuyu araştırmak, ödevi için bir resim almak için girip çıkmadık site bırakmıyor.

Şovenizme, ayrılıkçılığa, milliyetçi söylemlere karşı kozmopolit kimlikler geliştiriyor çocuklarımız.

Yüksek teknoloji çağının çocuklarına, küçücük bir adanın ikiye bölünmesini izah etmek mümkün değil...


Sevgül Uludağ|Ana Sayfa