Yeraltı Notları, 26 Subat 2001
Sevgül Uludağ
Basında değişen ne?
Kıbrıs Türk basını, dergiler ve gazeteler mezarlığı gibidir.
1889’da “Saded” gazetesiyle başlayan serüven, bugün Hamamböcüleri’yle internette devam ediyor. Aradan geçen yüzyıllık zaman sürecinde basına daha yakından bakacak olursak, her dönem “resmi görüş”le “sivil”lerin çatıştığını, her dönem şükrancılarla işbirlikçiler ve özgürlüğü savunanların mücadele ettiğini, pek çok gazete ve derginin baskılardan ve parasızlıktan tarihe karıştığını görürüz.
Gazetelerin her dönem sorunları ortaktır: kendi matbaası yoksa işi bitiktir. İkide bir kağıt yokluğuyla boğuşurlar. Mutlaka “taraf”tırlar ve tuttukları taraf resmi üniformalarını giymiş taraf değilse vay hallerine! O zaman tehditler, baskılar, rüşvetler devreye girer. Türkiye’nin “yetkilileri” Kıbrıs’ta yayımlanan gazetelere “el” atar, sahiplerine “aylık” bağlamayı teklif eder: karşılığında gazetelerini kapatmak koşuluyla ya da “susmak” koşuluyla elbet...Zaten ikisi de aynı kapıya çıkar
Arabahmet’te halka açılan Derviş Paşa Konağı’nın sahibi Hacı Derviş, 1891’de “Zaman” gazetesini çıkarır. Zaman gazetesi haftalıktır. Başlangıçta dönemin padişahı Abdülhamit’e övgüler düzer, şükranlarını sunar. Meşrutiyetçilere saldırır. Derviş Paşa’nın gazetesi o denli başarılı bulunur ki Hacı Derviş Efendi’ye İstanbul’dan “Mir-i Miran” rütbesi gelir ve o artık Hacı Derviş Paşa olur. Ancak bir süre sonra bazı densiz ZAMAN yazarları, padişaha saldırmaya başlar. Bunun üzerine Hacı Derviş Paşa’nın paşalığı geri alınır. Dokuz yıllık serüven böylece noktalanır ve paşalığın elden gitmesiyle birlikte, ZAMAN da kapanır.
ZAMAN’dan sonra YENİ ZAMAN yayımlanır 1892’de...Bu gazete de padişaha sadakat göstermek üzere yayın hayatına atılır. Ancak bir süre sonra padişaha çatmaya başlayınca gazete kapanır.
Bunu 1893’te KIBRIS gazetesi izler. Bu da haftalık bir gazetedir. Küfizade Asaf tarafından çıkarılır. Önceleri padişaha “sadakat göstermek” üzere çıksa da sonraları Jön Türkçü kesilir. Yayınını altı yıl sürdürür. Aniden kapanır. Kıbrıs’ın sahibi Küfizade Asaf, dönemin “Dahiliye Nazırı Memduh Paşa” ile anlaşmış ve “ondan aldığı emir üzerine” gazeteyi kapatmıştır. Asaf Bey’e ayda 500 kuruş tahsisat bağlanmış, bu parayı gazeteyi kapattığı 1898’den 1908’de Meşrutiyet’in ilanına dek düzenli olarak almıştır.
Hacı Derviş’in ZAMAN gazetesinde çalışan Ahmet Tevfik ise bundan sonra 1896’da KOKONOZ adlı iki haftada bir çıkan Kıbrıs Türk basınının ilk mizahi gazetesini çıkarır. Ahmet Tevfik 1897’de ise yine iki haftada bir yayımladığı AKBABA’yı çıkarır. AKBABA Jön Türkçü’dür, Padişah’a keskin hicivleriyle saldırır. Abdülhamit onu idama mahkum ettirir – yazdıklarından ötürü idama mahkum edilen ve Türkiye’ye gitmesi yasaklanan ilk Kıbrıslı Türk gazeteci büyük olasılık Ahmet Tevfik’tir. AKBABA da kapanır ama Ahmet Tevfik baskılar karşısında yılmaz ve tarihler 1900’ü gösterdiğinde o bu kez haftalık MİRAT-I ZAMAN gazetesini yayımlamaya başlar. Jön Türk yanlısıdır. Kendi yağıyla kendi ciğerini kavurmaya çalışır. Ahmet Tevfik’in bir matbaa kuracak parası yoktur, şuradan buradan bulduğu birkaç kilo harfi kendi başına dizer, bu harflerin üstüne ağır bir mermer bastırarak gazetesini basar. On yıl süreyle arada suskunluk dönemleri olsa da, Ahmet Tevfik gazetesinin yayıını sürdürür.
Bu dönemde yine Jön Türk yanlısı FERYAT gazetesi 1899’da yayın hayatına atılır. Osmanlı hükümeti buna da el atar ve sahibi Hocazade Osman Enveri’ye ayda 300 kuruş tahsisat bağlanarak gazetenin kapatılması sağlanır.
Birinci Dünya Savaşı ardından yayımlanmakta olan DOĞRU YOL ve SÖZ gazetelerine bir kez daha Türk hükümeti el atar ve zor durumdaki bu gazetelerin sahipleri TC Konsolosu tarafından akşam yemeğine çağrılır. Türkiye hükümeti bu iki gazeteden memnundur: kendilerine yardım yapılacaktır. Ayda 5 Kıbrıs Lirası katkı üzerinde uzlaşmaya varılır. DOĞRU YOL kapandıktan sonra dahi yazarı Ahmet Raşid bu “katkı”yı almayı sürdürür. 1930 Kavanin Meclisi seçimlerinden az önce Türkiye hükümeti, SÖZ gazetesi için Kıbrıs’a bir matbaa gönderir – gazete artık Latin harfleriyle çıkacaktır ve TC parasal yardımını artırır.
En çok hırpalananlardan biri ise İSTİKLAL gazetesi sahibi Necati Özkan’dır. Necati Özkan, HALKIN SESİ’ne rakip İSTİKLAL’i çıkarır. Dr. Fazıl Küçük bu duruma çok bozulur. Hikmet Afif Mapolar’a göre Necati Özkan, KATAK aleyhine yayın yaptığı gerekçesiyle dava edilir ve tazminat ödemeye mahkum edilir. Necati Özkan’ın Türk Hava Yolları acenteliği ondan alınarak M. Seyfi Akdeniz ve Oğlu firmasına verilir. Politikaya karışması önlenmek istenen Necati Özkan’la bizzat Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nda görevli ve Kıbrıs Derneği İdare Kurulu’nda etkili kişi Mehmet Ali Pamir uğraşmaya, onu kötülemeye girişir. Necati Özkan, Kıbrıs’taki TC Konsolosu Burhan Işın’a karşı yayın yapınca, Türkiye’ye girişi yasaklanır. Hikmet Afif Mapolar’ın da bu dönem Türkiye’ye girişi yasaklanmıştır. Necati Özkan’a baskılar bununla kalmaz ve uğradığı saldırılda dövülerek bir gözünü kaybeder. Sonra da Asmaaltı’ndaki evi, dükkanları ve işyerleriyle sigara fabrikası yakılır...
Tüm bu örnekleri çoğaltmak, Ahmet Muzaffer Gürkan’dan, Ayhan Hikmet’ten, Kutlu Adalı’dan, AVRUPA gazetesine yapılan baskılardan, casusluk komplolarından, resmi görüşe karşı çıkanların başına gelenlerden, bu süreçte üç kuruşluk avanta, beş kuruşluk bir “katkı” için kendi halkına sırtını dönüp uzaktakilerin istediklerini yapanlardan sözetmek mümkün...
Tüm bu anlattıklarımız tarih midir? Yoksa bugünün izlerini mi taşıyor?
Kıbrıs Türk basınında değişen ne var?
Şükrancılar ve işbirlikçilerle, bağımsızlık ve özgürlükten yana olanların mücadelesinde değişen ne var?
Belki bugün yazılı basınımız gazete kağıdıyla boğuşmayı sürdürse de, bizim elimizin altında internet var...Kendi matbaamızı kurmamız gerekmez, kurşun harfler, daktilolar, dizgi makineleri, lettrasetler tarihe karıştı...
Ama mücadele sürüyor...Şükrancılar, işbirlikçiler hala kendi avantalarını, biz hamamböcüleri hala bağımsızlığı, özgürlüğü, insanca yaşamayı savunuyoruz...Onlar pislikleri örtme, biz ortaya çıkarma çabasında...
Yüz yıllık basın serüvenimizde değişen fazla birşey yok aslında...