Yeraltı Notları, 27 Mart 2001
Sevgül Uludağ
Ci transit gloria mundi
(Böyle geçer dünyanın debdebesi)
İnsan yüreğinin haritasını çıkaracak olsak neleri koyardık?
Duygular kadın yüreğinde, erkek yüreğinde nasıl bir yer kapsardı?
Aşk, hırs, öfke, korku, sevgi, istek, yüreğin neresine sığardı?
Dünyanın debdebesi bu duygulardan mı ibaret?
Almanya’da masterini yapan Ayşenur, 50’nci yaşına giren bir Alman kadının doğumgünü partisine katılmış. Kadının buzdan heykelini yapmışlar, fıskiyeler arasından çıkıveriyormuş. Şampanyalar patlamış, binbir çeşit yiyecek, insanlar geç saatlere dek gülüp eğlenmişler. Bunu anlatan arkadaşım Oya, belki de bizim de 50nci yaşımızda parti vermemiz gerektiğini söylüyordu.
Dünyanın debdebesi bu mu?
Bir fırtına gibi hayatımızı biçip geçen aşklar mı?
Bir militan ruhun isyanı mı? Öfkesi mi? Kararlılığı mı?
Sınırlarda boy atmış lapsanalara konup öten, bu mevsimin çılgın kırlangıçlarının sarhoşluğu mu yaşamın debdebesi?
Yoksa vahşi sevişmeler mi, soluksuz bırakan?
Hayyam’ı severim. Hayatta birkaç önemli şey olduğunu söyler neredeyse bütün şiirlerinde: dostluk, aşk, şarap, sevişmek, yemek içmek...
Çok sevdiğiniz bir dostunuzun arkadaşlığını neyle ölçersiniz?
Bir işe emek verip tamamladığınızda tatmin duygusunu?
Canınızı dişinize takıp verdiğiniz mücadele mi debdebe?
Neyle ölçersiniz dostlarınızla bir Partizan şarkısını hep bir ağızdan okumayı?
İşsizlik ve yaşamından bıkıp usanmışlıkla gitmeyi, yalnızca gitmeyi, herşeyi geride bırakmayı, bir daha asla dönüp geriye bakmamayı düşünen bir gencin umutsuzluğunu neyle ölçersiniz?
Yaşamın debdebesi onları da kapsar mı? Yoksa yanlarından geçip gider mi bütün bunlar, onları daha da umutsuz kılarak?
Nedir debdebe?
Havai fişekler midir, bir akşam çimenlere uzanıp 4 Temmuz’da, Maryland’da seyrettiğim, gençlerle birlikte?
Kıbrıs’ta hergün bu sınırlarda yaşadığım sürrealizm duygusu mudur debdebe?
Nedir?
Yoksa Singapur’un denetim altında tutulan vahşi ormanlarında gördüğüm kaplan mıdır, kendi kendine meditasyona dalmış fil yavrusu mudur, inanılmaz kuyruğu, bir o kadar çirkin yüzü olan karıncayiyen midir?
Singapur’da ara sokaklarda afrodizyak diye denizatları, kurutulmuş mantarlar satan dükkandaki yaşını kestiremediğim o adamın dişsiz gülüşü müdür debdebe? Pekin sokaklarında yalınayak koşturan, yanmış yağ kokusu giysilerine sinmiş, kibrit kutusu apartmanlarda yaşayan çocukların umutsuzluğu mudur?
New York’ta bir kilisenin bodrumunda sahnelenen “Yaşam bir rüyadır” oyunu mudur yoksa? O sokaklarda gözlerinin içine baktığım çılgınlık mıdır? Maine’de o hiçbir yere gitmeyen trenden dönüştürülmüş, yalnızca istakoz sandöviçleri servis eden lokantada kalmış gençlik düşlerim midir?
Yoksa Keşmirli arkadaşım Hamide’nin şiirlerine mi gizlenmiştir debdebe? Yoksa İspanya iç savaşından kalma anti-faşist bir şarkı mıdır? Belki Nazım’ın şiirlerinin ta kendisidir, yüreğime eşlik edip duran...
Ci transit gloria mundi: böyle geçer hayatın debdebesi...Hergün yüreğimizden bir parça kopararak, isyanlarımızı, öfkelerimizi, aşklarımızı, dostluklarımızı bir yitirip bir bularak, hergün alınteri dökerek, emek vererek biçimlendirdiğimiz bu hayat, hem olağanüstü güzel, hem olağanüstü düşkırıklıklarıyla dolu...
Bence hayatın debdebesi herşeyi içerir: kaosun, karmaşanın, çelişkilerin ta kendisidir...Aşkla acının, yaşamla ölümün, jing ve jung’ın, karanlık ve aydınlığın birlikteliği...