Yeraltı Notları, 30 Mart 2001
Sevgül Uludağ
Aynı gökyüzü altında
Yarın Ledra Palace Oteli’nde CTP Gençlik Kolları ile EDON’un düzenleyeceği “Aynı Gökyüzü Altında Umut Festivali”ne tek merkezden yöneltilen tepkiler yağıyor son birkaç gündür.
Adı üstünde: “Umut Festivali”
Gençler “Aynı gökyüzü altında” yaşamak istiyor, biri Türkiye, öteki Yunanistan bayrakları altında, ortada dikenli teller bulunan bir ülkede değil.
Devlet destekli asker emeklisi “örgüt”lerin tepkisi de tek faks ve tek bilgisayardan çıkarak faksımıza ulaştı.
Aynı “örgüt”ler 80’li yılların başlarında, “Kıbrıs Kıbrıslılarındır” diye yazdığım yazılarımı gerekçe yaparak bildiri dağıtmışlar, “elini kolunu kıracağız” diyerek paralı ilanlar vererek tehditler savurmuşlardı. Bu tehditlerin ardından başka şeyler gelmişti...Demek ki vitrinimizde, o günden bugüne bunların konumunda, statükoyu savunmalarında, kısacası savundukları çıkarlarda değişen birşey yok. Vitrinde de değişen birşey yok. Yine umudu ayakta tutan gençlik ve buna karşı duran statükocular var. Yine tehditler, halkı terörize etme girişimleri, baskılar var...
Devlet güdümlü bu “örgüt”ler, “bildiri”lerinde de şu soruları soruyorlar:
“CTP Gençlik Kolları’nın Rum gençlik kuruluşu EDON’la Ledra Palace’ta kimler tarafından finanse edildiği ve gayesi çok iyi bilinen festival devlet politikasına ters ve bugüne kadar verilen ve verilmekte olan milli mücadeleye zarar verici bir olaydır.
Adına UMUT FESTİVALİ denilen bu karnavaldan ne amaçlamaktadırlar? İki toplum gençlerinin biraraya gelip tanışıp iyi ilişkiler kurmalarını mı, yoksa dünya kamuoyuna Türklerin Rumlarla beraber yaşamak istediği, ancak liderlerinin buna fırsat vermediği mesajını vermek midir?”
Bu soruların yanıtı elbette kocaman bir “EVET”tir.
Evet, iki toplumdan gençler biraraya gelip tanışmak, iyi ilişkiler kurmak istiyor ancak Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejim buna fırsat vermek istemiyor.
Onlar için “barış”, “uzlaşma”, “anlaşma”, “yeniden yakınlaşma”, “birarada yaşama” birer kabus gibi sözcüklerdir.
“Aynı gökyüzü altında” yaşamak istiyorlar, birlikte yaşamak istiyorlar. İnsanların etnik kökenine bakılarak ayrı bayraklar, ayrı dayatma kimlikler, ayrı rejimler altında değil, birlikte yaşamasını, birlikte üretmesini, birlikte geleceğin düşünü kurmasını istiyorlar.
Ve gençlik, bu rejim için, tüketemediği bir tehdittir. Çünkü onlar umudu bu topraklarda görmek istiyor.
Amerikalıların örgütlediği “çatışmaların çözümü” grupları Kuzey’deki rejimin yasaklamalarıyla karşılaşınca, bunlara meydan okuyan bu gruplar değil gençlik olmuştu. Özellikle iki toplumlu ilişkilerde her zaman ve tereddütsüz öncü bir rol oynayan YBH Gençlik, Pile’de düzenlediği iki toplumlu etkinliklerle birlikte yaşama projesini toplumların bilincine çıkarıyordu. Bu süreçte, yaşları henüz 14-16 olan gençler de önce internette, ardından Pile’de buluşuyor, festivaller düzenliyor, lösemi hastası Andreas ve Kemal’e yönelik kemik iliği kampanyası için kan veriyor, “Böyle yaşamak istemiyoruz” diyordu.
CTP, TKP ve YBH Gençlik, tüm kısıtlama ve engellemelere karşın pek çok iki toplumlu etkinliğe katıldı, umudu ayakta tuttu,
Umudu ayakta tutan bir diğer proje de internette gelişiyordu. www.cyprus-peace.org yine gençlerin teknolojiyi kullanarak barış köprüleri kurabileceğinin canlı kanıtıydı. Çok kısa sürede bu site bütün dünyaya yayıldı, artık cyprus-peace.org pek çok resmi dökümanda kaynak olarak gösteriliyor, siteden binlerce insan yararlanıyordu...
Bugün gençlerimizden Burçin Kişmir’le birlikte aynı merkezden gelen “tepki” fakslarını inceliyorduk. Aynı bilgisayardan çıkmışlardı...Aynı mesajı, aynı öfkeyi, aynı kini, aynı mantığı taşıyorlardı: bu tür “zararlı” ve “vatana ihanet” anlamındaki etkinliklere izin veren makamlara, bunların yasaklanması gerektiğini duyuruyorlardı!
Burçin önündeki kağıda birşeyler karalıyordu, sonra bana gösterdi:
“Londra sokaklarında sürünmek istemiyoruz...Dışa bağımlılıktan kaynaklanan devalüasyon ve enflasyon altında ezilmek istemiyoruz...Bütün dünyaya barış, demokrasi, federasyon istediğimizi haykırmak istiyoruz...”
Gençlik...Onların umudu tüketilemedi. Onlar bu topraklara kök salmak, burada yaşamak, aynı gökyüzü altında birlikte bir gelecek projesi, birlikte yaşam projesi geliştirmek istiyor. Rejim buna izin vermek istemiyor. Elinin altındaki “örgüt”leri kullanarak onları terörize etmeye, halkı sindirmeye, barış umudunu yoketmeye, insanların birlikte bir gelecek tahayyül etmesini yasaklamaya çalışıyor. 21 Mart gecesi YBH Gençlik Genel Sekreteri Murat Kanatlı’nın basit bir adli işlem gerekçe yapılarak dörtbuçuk saat polis sorgusuna alınması gibi...Halk arasında “Meclis’e bomba konuldu”, “Duydunuz mu Girne limanından tanklar çıktı, Lefkoşa’ya geliyorlar” gibi “dedikodu”ların bilinçli olarak dolaştırılması gibi...Bugünlerde sağa sola gönderilen ve ilk kez insanların çocuklarını hedef alan ölüm tehditleri gibi...
Böylesi ağır koşullarda, yarın gençler Ledra Palace’ta olacak. Tanışacaklar, konuşacaklar, gülecekler, bizi ayıran şeylerin o kadar da fazla olmadığını, pek çok benzerliğimiz bulunduğunu görecekler. Birlikte gelecek projeleri düşleme cüretini gösterecekler.
Zaten gençlik böyle olmalı: toplumların bir adım önünde koşmalı. Cesur olmalı, risk almalı, sorgulamalı...
Bu bölünmüş topraklarda statükoyu reddetmeli...Düşlerini özgür bırakmalı...
Gençliğin bu dinamizmi ve statükoya karşı radikal duruşu bizi de ayakta tutuyor...Yitirmeye yüz tuttuğumuz umutlarımızı yeniden bulmamıza, ülkemize onların gözleriyle bakmamıza neden oluyor...
Onlar sanki hayat damarımız, nabzımız...
Bu nedenle bu topraklarda umut var diyorum ve gençleri seviyorum...