Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 12 Kasim 2001
Turgut Durduran

Bir Panel'den Gözlemler --- 11 Eylül'ün Amerikan Aktivistine Yansıması

8 yıldır ABD'de okumakdayım ve anarşist, Trockist, Kübacı, İsacı, İslamcı, çevreci bir sürü grubun toplantısına katıldım. Bazı eylemlerde sokakda bildiri dağıtılmasına yardım ettim, gazete sattım. İlk defa yolum Demokratik Sosyalists of America'nın kongresine düşdü. Adını çok duyduğum, The Nation, The Progressive gibi dergilerde tarafdarlarının yazdıklarını okuduğum, Avrupa sosyal demokratlarıynan ilgisi olan ama onların burdaki Demokrat partiye benzeyen versiyonlarının solunda olduğunu iddia eden bir parti. Bir sürü ünlü aktivist, yazar, sanatçı, sendikacı barındırmakda bünyesinde. Değişik eyaletlerde işçi hareketlerinin desteğini almakda. Seattle'dan başlayan anti-globalizasyon hareketiynan görmeye alışılan gılıglardan, saç boyalarından farklı bir kitlesi var ama onların savunduklarını savunuyor. Kongre'nin bir parçası olarak yapılan bir paneldeydim. 11 Eylül olaylarına sırf savaş karşıtı bir yaklaşımnan gidmeyen daha bilimsel bir yaklaşım olacak diye reklamını yapmışdı tanıdığım biri. "Justice for All: Politics and Peace After September 11" (Herkese Adalet: 11 Eylül sonrasında politika ve barış).

Epeyce Vietnam savaşı karşıtı mücadelenin ve sivil özgürlükler hareketinin "gazileri" toplandı. 60larda uzattıkları saçları, geydikleri Hint modeli elbiseleriynan geldiler ve yarı yaşlarında genç bir gızın anlattıklarını dinlemekdeydiler. New York belediye başkanlığı için Yeşiller partisi adaylarının kampanyasını yürütmek için erken kalkıp bindiği metro da n çıkarken çöken binaların yıkıntılarının ortasında buldu kendini ve canını kurtarma savaşını yapdı. Bunu yaparken aklına terröristlerin tepesine bomba yağdırmak yerine Seattle'da verdikleri mücadele geldi. Orda da gaz maskesi takmak zorunda kalmışlardı ama bu defa çöken binaların tozu, o zaman ise polisin gözyaşı bombaları sorunlarıydı. Seattle'da verdikleri mücadele dünyadaki eşitsizliğin yokedilmesi içindi burda verdiği mücadele canını kurtarmak içindi. Orda yaşadıkları kıyamet gününü andırmış ancak onun için sonuçda politik bir gün olmuşdu. Eşitsizliğin, ırkçılığın, aşırı dinciliğin neler yaratabileceğini ve emperyalislerin bile bunlardan gurtalamaycağını görmüşdü. Herkese çağrı yapıyordu "savaşı destekleyceksen, destekle ama benim adıma yapamazsın. Benim adıma savaşa gidemez bu hükümet!". 60ların gazileri bunu dinleyip düşüncelere dalıyorlardı.

Sonra kürsüye "Black Radical Congress" 'den radikal zenci hareketlerinin sembolü, Mumıia Abu Jamal'ın posterlerinde gördüğümüz saçlarıynan bir şair/aktivist çıktı. Ona göre herşey dönüp dolaşıp beyaz adamla siyah adamın kavgasına dayanıyordu. Şimdilerde siyah adama laf atmanın modası geçmiş diye kahverengi adamları hedef gösdermekdeymişler. Sokakdaki siyah adam özgürlüğüne kavuşmadıkça, gettodaki siyah gençler fakir kaldıkça ve hapse girdikçe ve beyaz adamın savaşını savaşmaya zorlandıkça Amerika'da ve dünya da böyle olaylar olmaya devam edecek.

Bir başka konuşmacı "School of Americas" (SOA) diye bilinen ve Güney Amerikanın işkencecilerini, darbecilerini yetişdirmeknan ün yapan, onlar için gullandıkları ders kitapları ortaya çıkınca yer yerinden oynayan okula karşı protestoların en ünlü figurlerinden biri. Daha bir iki ay önce Cumhuriyetçiler kongresini protesto etmek için Sam Amca elbisesi geyip Philadelphia sokaklarında üzerlerinde Güney Amerikan ülkelerinin isimleri yazan ceset kuklalara varillernan kan döktüğü için hapse atılmasından beraat etti. Defalarca SOA protestolarından tutuklandı, tartaklandı. Guatemalla'da, Kolombiyada, El Salvadorda bulundu. Çok güçlü bir konuşmacı. Amerikan parasıynan alınan uçakların Kolombiya köylüsünün ekinlerini kokain diye zehirlemesinin aslında neye hizmet ettiğini dağıttığı kokain yaprağıyla yokolmuş tarlaların içindeki ölmüş muz ağaçlarının ortasından çıkan gümüş madeni parçasını elden ele gezdirerek gösderdi. SOA'da eğitilen askerlerin bastığı köyde vurulan anne-babasının cesetleriynan bir gün geçiren küçük kızın hikayesini onun annesinin cesedinden çıkardığı kurşunu cebinden çıkarıp izleyicilere gösderdi. Evet 11 Eylül kabul edilemez bir vahşetti ama bu küçük kız gibi binlerce insan ABD'nin okullarında eğitim görmüş askerlerin yaptıkları vahşeti yıllardır yaşamakdalar. George Bush terröristlerle onlara yataklık yapanlar arasında bir fark gözetmeycekse Georgia eyaletini bombalamakda gecikmedi mi?

Düşünün bu uçakların biri Beyaz Saray'a varmış olsaydı ve Beyaz Saray alevler içinde olsaydı. Ayni anda yabancı bir ülkeden gelen adamların yardımları ve örgütlemeriynan harekete geçmiş ordunun hücreleri eyalet eyalet üstüne konrtolu ele geçirmekde olsalardı. Yani bu "terröristler" bir darbe yapıyor olsalardı ve George Bush'u öldürselerdi Bütün bunlar 11 Eylül günü olmuş olsaydı. Bu yabancı ülke ve ordan gelen adamlar, onları gönderenler bombalanan Afganistan gadar suçlu sayılmaycaklarmıydı? Peki bunun üstünden onyıllar geçse ve askerlerin komutanlarını eğiten okullar açık olsa, bu adamları gönderenler VIP statüsü taşısalar bu ülkeyi bombalamak gerekirmiydi? Tabii ki bombalamak gerekmezdi bence ama bir düşünün.

Evet bütün bunlar 11 Eylül'de Salvador Allende'nin Şilisinde oldular. O yabancı ülke da ne yazık ki 2001'den sonra 11 Eylül'ü ürpererek anacak olan ABD. SOA hala daha açık ama adı değişdi. SOA'nın işkence dersi verdiği dönem geçmiş gibi ama bu yeni 11 Eylül üzerine işkenceyi geri getirmek isdeyenler var bürökrasinin yüksek kademelerinde. Acıba öğrenciler çağırıp eski öğretmenlerine ders vermelerini mi isdeycekler?

Başka bir konuşmacı da daha akademik yaklaşdı olaya. DSA'nın yüksek kademelerinden biri. İşçi hareketleri ve sınıf kavgaları onun aklına gelmiş. NY'da birleşik bir işci örgütü yok semşiye örgüt görevini görsün ama LA'de var. Bu örgütlenmeyi zorlaşdırıyor. NY'da ırk ayrımı ve ırk kavgasına takılıp galmış aktivistler. 11 Eylül'de olanların ortaya çıkardığı yıllarca dikkate çok alınmayan Arap düşmanlığı NY'daki kavgada yerini almış durumda. Sorun sınıf sorunuysa ayni sınıfdaki farklı ırklardan insanlar ortak mücadele etmek zorundalar. Bu olmazsa olmaz. Amerikan solunun içindeki bölünmeyi aşıp ortak mücadele etmesi gerek. Herhalde son zamanlarda bir çok yerde savunmaya geçmiş sol hareketin kronik hastalığı bu.

Başka konuşmacılar da geldiler geçdiler. Bir çanta dolusu bildiri, davetiye, gazete örneği falan toparlamış oldum. Herkes gendi anladığı, aşina olduğu çerçeve de analiz ediyor olanları. Christopher Hitchens gibi savaş çığırtkanlığı yapmamak anlaştıkları en güncel konu. Kongre'nin diğer günlerine katılamadım , aşırı meşguldum. Sonuç bildirilerini okumaya çalışacağım. Amerikan solu gendini toparlayıp derme çatma ortaya çıkan savaş karşıtı harekete politik bir yön vermeye çalışmalıdır. Uzun vadade sonuş almak için bu çok önemlidir. Yoksa genç kızı seyreden 60ların gazileri gibi yıllar sonra genç kızı da başka bir kriz zamamında konuşan genci seyredip düşünürken göreceğiz.

Bunlar Kıbrıs'daki durumnan da çok alakalıdırlar. Damdaki kemancıları oynarken NY'daki ırk kavgasıynan uğraşak halimiz yok diye düşünebilir bazılarımız ama NY'a yapılan saldırının hepimizi etkilediğini görmelikden gelebilir mi? Sam Amcada işkence hortlarsa (zaten yok değil ama devlet babanın mekanizmaları bakmadıkça sürebilmekde) onun öğrencisi Türkiye de işkenceye karşı savaşanlar darbe yemiş olmaycaklar mı? Türkiyenin kontrolunda yaşayan Kıbrıs Türkleri Erhan Arıklı'nın rüyasını okumadılar mı? Bizdeki hegemonyayı duvarlar, izinler, toplar tüfekler üzerine kuranlar ABD'de ve dünyanın başka "gelişmiş" ülkelerindeki hegemonyaların da duvarlara, kameralara dayanmasıynan rahat bir nefes almaycaklar mı? Al-Cezire kapanırsa Avrupa gazetesinin sonunun ne olduğu niye bizden başkalarını rahatsız etsin? Bunlar retorik için iyi örnekler daha ciddileri, daha önemlileri da ortaya atılabilir.

Damdaki Kemancıların arasına katılıp katılmadıklarını tam anlayamamış durumda Amerikan insanları. Biz alışdık yıllardır bunun farkındayız. Hangi tarafda olduğumuz da fark etmez politik yelpaze de. Kimisi buna yokolup yokolmama savaşı diyor kimisi özgürlük, demokrasi ve barış savaşı. Kıbrıs-Türkiye-Yunanistan üçgeni ve ona bitişik AB-UN-ABD-Birleşik Krallık grubunun izolasyonunda düşünmemeiz gerek bizim da. Yoksa hepimiz gendi kafamıza göre bir müzicik mi çalalım damda bu akşam?

(Grafikler School of Americas Watch sayfasindan alinmisdirlar.)


Turgut Durduran|Ana Sayfa