Hayvanlar Adası, 13 Kasim 2002
Turgut Durduran
Şahinler -- Güvercinler, Amberobulyalar ve Şimdi da Akbaba
Militarizmden Kurtulabilecekmiyiz?
Yarım yamalak okuyabildiğimiz bir çözüm planının içeriği hakkında çok detaylı yorum yapmaya gerek yok. Onun için hayvanlardan bahsedeceğim gene. Etrafdaki kuşlar çok hareketli bugünlerde. Hayatlarından kısa kısa alıntılar yapacağım.
Şahinler köşeye sıkışmış durumdalar. Türkiyenin seçim sonuçları, AB'ye giriş, Denktaşın hastalığı falan filan derken kıyamet senaryolarına benzer bir çorbanın içinde debeleniyorlar. Ama gücün kimde olduğunu yeni gelenlere belirtmeye da devam. Yukardaki plana şimdilik sıcak bakmaya zorlanmış görünüyorlar. Tabii zorlanacaklar. Böyle olmasını bekliyorduk. Geldi geliyor diye yıllardır uyarılmakdaydık. Daha önce "geldi mi acıba?" deyip ümitlendiğimiz da olmuşdu. Şahinlerin gücü bunu bozmaya yetecek mi? Bilemeyceğim.
Gelelim güvercinlere. Bunlar napacaklarını daha bilmiyorlar gördüğüm kadarıynan. Bir kısmının -- ki benda bu görüşe yakınım -- görüşü açık. Ortada görünen plan statükodan daha iyi, AB üyeliğinin önünü açıyor, beklemeknan daha iyisini değil daha kötüsünü elde ediyoruz. İnsanlarımız için ileriye gitme şansı varken durmak gerekmez türünde bir bakış. AB üyeliği burda kilit nokta olmuş durumda. ABnin normlarına bakınca, ordaki halkların durumunu inceleyince ne kadar büyük bir atılım olacağını görmek zor değil. İkileme giren güvercinler da var çünkü Kıbrıslılar genel olarak bu işin arka planında yokdular. Yurttaşlık, toprak düzenlemeleri, federal -- konfederal sistem türünde konularda geriye atılmış adımlar var gibi görünüyor. Acıba diğer taraf ne der? Özellikle Rumlar ne der. İlk reaksiyonu sokakdaki adamın olumsuz olmuşsa da liderleri sıcak bakıyorlar. Bu ne demek? Güvercin olmak, halkçı, demokrat, solcu olmak gibi başka sıfatlarnan birleşince ne tür sınırlamalar getirir? Bu sorunların, soruların cevapları onları rahatsız ediyor. Süpriz olmuş gibi bakıyorlar ama öyle mi oldu?
Amberobulyaları aslında çeşni olsun diye kattım başlığa. Burdan kastım ABnin normları olduğunu, oraya gireceksek hayatımızın her yanına etki edeceğini hatırlatmakdı. Bu plannan amberobulyaların -- yani AB normlarının -- uyuşması gerek bir şekilde. Uyuşturabilirmiyiz? Bence evet. Uyuşturmalıyız. Bunu söylersek uyuşturabiliriz.
Akbaba'da bu yeni diplomasinin adı oldu. Nedensa yavrular analar hep beraber böyle semböllere düşkünler. Onun düştüğü durumun statükonun pisliğini, mantıksızlığını, saçmalığını gösderdini hatırlamak lazım. Güvercin olma meraklısıynanız yukardaki soruları amberobulya ve akbabayı da aklınızda tutarak düşünün.
Başlıkda bir da soru sordum. Militarizmden kurtulabilecekmiyiz? Yarım yamalak bildiğim plan en azından bu görevi başkalarına devretmeyi öneriyor. Bu da şimdiki statükodan farklı ama başkalarına devredildiği için değil ortak komutalar olacağı için. Bir ordunun kontrolunda yaşayan birisi olarak hiçbir ordu olmasın isderdim. Ada demilitarize olacak dendiğinde ulusarası güçde olmasın isderdim. Ama olursa da olsun napalım, bencilce en azından Kıbrıslılar paçayı kurtaracaklar diye düşüneyim şimdilik. Zaten önemli olan nerde kaç asker olduğu değil, mentalitedir. Senin %20 senin %80 nüfusun var, ona göre uygun adım yürü deyenler var. Öbür tarafda yok %20 nüfusum var ama ben %40-50 temsil edilmeliyim ona göre yürüyeceğiz deyenler var. Bunlara bağlı olarakda bir tartışmadır gidiyor. Bunlar militarist yaşamanın, insanları üniformaları bir blok gibi düşünmekden vaz geçememenin sonuçları. Ben %20 diye bir bloğun içinde yer almayı red ederim. Askere gitmeyi red ettiğim gibi. Toplumuma resmi ayarlamalar için yapılacak, bir yönetim sistemime katılımımı belirleycek bir düzenlemenin sonuçda dönüp dolaşıp benim nasıl düşüneceğimin, benim çıkarlarımın ne olacağının belirlenmesi için kullanılmasını kabul etmiyorum.
Kafamız böyleyken. Rumlar bir kefende, Türkler bir kefende gibi konuşurken asker olmuş veya olmamış çok fark eder mi? Çok fark edermi diye sordum dikkat çekerim. Fark eder biraz. İnsanlara baskı yapmak, onları yola getirmek için silah birebirdir. Ama o olmadan da kabullenme yaratılabilir.
Niye bu iki konuyu birleştirdim? Bu planın detayları ne olursa olsun insanı, onun birey olduğunu, sürü olmadığını düşünerek konuya yaklaşmalıyız. Yaptığı gibi bozmasını da bilir. Yaptığı gibi değiştirmesini da. Adım adım, sıçrayarak ileriye gitmeyi başarmakdır önemli olan.