Hayvanlar Adası, 19 Kasım 2003

Turgut Durduran

 

Cumburriyet Bayramı

15 Kasım'ın yani Kıbrıs'ın kuzeyindeki cumburriyet bayramının üstünden bir kaç gün geçsin bekledim. Bunun nedenini Volkancı amcalarımız "son 15 Kasım kutlaması dediler, inatlarina bir tane daha kutluyoruz. KKTC ilelebet yaşayacak" gibi dahiyane sloganlarnan dile getirdiler gazeddalarında, e-maillerinde. Bunu onlara söyleten Annan planı, AB üyeliği furyasında toplumumuzun yaptıklarıydı. Rejime karşı ciddi bir tehdidin oluşma olasılığı mı vardı yoksa?

Kimilerine göre var. "Kader seçimi" gibi ortada başka seçenek, ümit bırakmayan şeyler söyleyip piyasaya çıkan muhalefet partilerinin deyceklerini bu yüzden merakla bekledim. Bu mohim seçimden bir ay evvel ortaya ciddi bir alternatif goyamadılar. Değişen rollerin ironisi olsa gerek KKTC'ye, Türkiyeye en çok prim veren muhalifimiz daha sert tavır koydu, diğeri ise vaktini kaybettiği "göçmenler derneği" kağıdına üzülerek geçirmişe benziyor. Bu üzüntünün sembolize ettiği değişiklik de yapılan açıklamarda gendini gösterdi. Üçüncüsünden zaten bir şey beklemiyordum. Boş sloganlar dışında zaten bir şey duymadım o tarafdan, tabi yanında bir sürü onyıllık bir da tarihçe olmayınca hakkında lafazanlık da yapmayım başga.

Olabilir. Gavgamız bu rejimnandır, onu değişmek gerekir. Anahdar Ankaradadır demeyebilirler. Amma velakin alternatif bir politik güç olduğunu iddia edenler, her gün statükoculardan -- neden "muhafazakar" demeyi doğru bulmuyorlar acıba? -- şikayer edenler savaşımı KKTC bağlamında vermeyi yeğlediklerine göre 15 Kasımda bir şeyleri kutlamalı veya anmalıydılar. Yüzlerini az gösdermeynan, Erdoğan'a bir iki laf etmeynan, dosya vermeynan alternatif bir politik güç olunmaz -- tabii öyle bir niyet varsa ortada. Niye alternatif bir 15 Kasım etkinliği düzenlenmedi? Erdoğan Kıbrısdayken "hoşgeldiniz, toplumu mu görmek isdersiniz? Gelin işde statükocular statükolarını toplarnan, tüfeklernan dev bayraklarnan gutlarlarken, bizde yandakı meydanda onbinlerimiznan isteklerimizi dile getiriyoruz. Bu devlet toplum için guruldu. Ïsde toplum, gelin görün!" demeye yüzleri varmıydı? Bu seçimlerine, parlamentosuna, kurduğu sisteme bu kadar değer verenler niye ona? sahip çıkmıyorlar? Yoksa gendileri bile mi inanmıyor söylediklerine?

Tabii bu dediklerimin daha güzeli 3-5 ayın içinde anlaşma yapıp birleşeceğik dedikleri toplum(lar)nan, yani "diğer tarafdakilernan" ortalaşa bir şey yapabilmeknan olurdu. "Bak Erdoğan bizim anlaşmamız lafda değil pratikdedir" denirdi.

Denebildi mi? Hayır. Demek isdediler mi? Sanmıyorum.

15 Kasımda alternatif bir ses vardı. Nazikçe, önlerine gonan uyduruk bir yasağa rağmen YBH Gençlik ve dostları "azınlık olmak eylemsiz olmaya bahane değil" diye yüzlerine vura vura "Erdoğan, bu memleket bizim ama olanlardan sorumlu olan sensin~. Memleketimizin yönetimini bize bırak!" dediler.

Suyu çıkdı Erdoğanın ettiği üç beş lafı deşmenin. Değinmeye gerek yok.

Yani uzun lafın kısası beklediklerim oldu. Bir 15 Kasım daha geçdi. Darısı 15 Kasım, 2004'ün başına.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org