Hayvanlar Adası, 1 Kasım 2003

Turgut Durduran

 

Ïrkçılığın Çirkin Yüzü ve Philadelphia Belediye Başkanlığı Seçimleri

ABD'deki ırkçılığın çirkin yüzünü bir otobüs yolculuğu yaparak veya şehrin göbeğinde biraz dolaşarak görebileceğiniz, büyük şehirlerin sorunlarına örnek bir şehir, Philadelphia. Son aylarda belediye başkanlığı seçimleriyle kaynamakda.Şimdiki başkan bir "African American" yani siyah. 50 yıldır şehri yöneten Demokrat parti geleneğinin takipçisi. Son seçimi beyaz bir iş adamına karşi 9000 civarinda oy fazlasıyla kazanmış. Şehrin tahmin edilen oy kullanan nüfusunun yaklaşık yarısı siyah.Belediye başkanlığı makamı milyarlarca dolarlık, meçlisi, bakanları olan bir "devlet". Şehir Frank Rizzo, Ed Rendell gibi meşhur belediye başkanlarını tarihinde barındırmiş. Siyah-beyaz ayrımının kuzeyde olmasına, kölelikden çok önceleri vazgeçmiş olmasına rağmen çok güçlü olduğu bir şehir.

Siyah başkan tekrar seçilme uğraşında çok zorluk çekiyordu. Taa ki ofisinde FBI'ın dinleme cihazı bulunana kadar. FBI, belediye başkanı, ofisi ve destekçileri arasında milyonlarca dolarlık çökümüşlük (corruption) iddialarını araştırıyor. Her gün ofisler, işyerleri basılıyor ve binlerce belgeye delil olarak el koyuyor.Başkanın seçilme şansı kalmadı herhalde diye düşündum. Ancak çok hatalıymışım. Başkanın siyah nüfus arasındaki desteği %65'den %90lara tırmanıyor ve anketlerde 13% fark atıyor rakibine. Meğer onlarca yıldır liderleri (mesela M. Luther King) FBI tarafından takip edilen, ortadan kaldırılan siyah nüfus bu demokratik (!), adil (!) düzende devlete güvenmiyormuş. "Yapılan politikdir" diye söylentilerin ortaya atılması bir siyahi politikacıya oylari getiriyor. Ne de olsa Frank Rizzo ve takipçileri MOVE adlı siyah, radikal örgütün üyelerini öldürten, binalarına dev bombalar atan, insanları makinalı tüfek ateşiyle geri yanan binaya sokan ve yıllar sonra milyon dolar tazminat ödeyenler değiller mi? Herhalde belediye başkanına da güvenmez bu toplum diye bekledim ama boşuna.

Yasal ve sonrasında gayri yasal ırkçılık çirkin yüzünü, sokakda, otobüste gösterdiği gibi seçimlerde da gösteriyor. Yoksulluk içinde yaşayan, suça itilen, polis ayrımcılığına uğrayan, hapislerde ki delikanlılarının üniversitede olanlardan daha çok olduğu bir topluluk beyazlara güvenmiyor. Ïrkçı, tutucu, dinci kesimi temsil eden Cumhuriyetçilere çöküşmüslüğe rağmen destek vermiyor. Verecek olanlar da federal devlete güvenmiyor.

Demokrasi sadece televizyon reklamlarında, kutuya gidip oy atmada değil. Bir toplumun tarihi, ekonomik, sosyal durumu, geçmiş gelecek beklentileri çok önemli rol oynuyor. Üçüncü, alternatif partiye olan gereksinim böyle durumlarda çok bariz ortada. Ne yazıkki Bush ve takımının ülkeyi getirdiği durum bu hareketleri zora sokmuşdur.

Kıbrısda geleceğimiz buna bağlı deyip alternatifleri yok etmeye çalışanlar, iki taraflı seçim ortamı yaratıp, demokrasi olmayan yerde demokrasi oyunu oynayanlar tek değil.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org