Hayvanlar Adası, 9 Aralık 2003

Turgut Durduran

 

Kıbrıs Türklerinin İradesinin Çalınması Üzerine

Peace Initiative Turkey tarafindan yayinlanan yazimi ve bildiriyi sizlerlerle paylasiyorum.
Sevgili PIT-Duyuru Listesi Uyeleri,

Bu duyurumuzda dikkatinizi Kibris'taki duruma ve 14 Aralik gunu yapilacak secimlere cekmek istiyoruz.

Yaklasik bir yil once bugunlerde "Annan Plani" adli Birlesmis Milletler'in sundugu cozum taslagi ile girilen surec yine bir yil once Kibris Cumhuriyeti'nin AB uyeligine davet edilmesiyle birlikte hizlanmis ve Kibris'ta yeni bir cozum havasi yaratilmistir. Kibris'ta Denktas cizgisinin ve Turkiye'deki sivil-asker destekcilerinin onyillardir suregelen klasik, milliyetci soven soylemlere dayali "cozumsuzluk" politikalarini devam ettirmeye calistigi gorulmustur. Bunlara tepki olarak Kibris Turk toplumu tarihinde gorulmemis bir sekilde gosteriler duzenlemis ve Annan planina ve AB uyeligine destek belirtmistir.

Ancak Kuzey Kibris'taki rejim, T.C.'nin de destegiyle toplumun isteklerini gormezlikden gelmis ve cozumun onunu tikamistir. 14 Aralik'taki secimler demokratik olmayan bir ortamda, T.C.'nin bazi kesimlerinin dogrudan mudahaleleri ile yapilmalarina ragmen buyuk onem tasimaktadirlar.

Bu surecte Turkiyeli barisseverler olarak bizlere Kibrislilarin en temel insan haklarini ve demokratik haklarini kullanabilmeleri icin yardimci olmak ve AKP hukumetini basta olmak uzere Turkiye'deki diger sivil-asker gucleri bu yonde adimlar atmaya zorlamak duser.

Turkiye'de ve dunyada demokrasi, baris, ozgurluk mucadelesi verirken baska bir ulkenin insanlarindan "milli dava" ugruna bunlari unutmalarini isteyemeyiz. Kibris, T.C.'nin elinde tuttugu bir koz degil T.C.'nin komsusu olarak, dostca iliskiler icinde bulundugu bir ada olarak dusunulmelidir.

Kibris ve Turkiye'deki butun demokratik kamuoyunu Kuzey Kibris secim surecinde, cozum/baris yanlisi dinamigi desteklemeye ve statukoyu reddetmeye cagiriyoruz. Yillar boyunca daha cok Turkiye gudumlu bir eyalet valisi gorunumu veren Denktas'in destekledigi partiler bu secimlerden de galip cikarsa, bunun nedeni son 30 yilda Anadolu'dan Kibris'a tasinan ve keyfi bir sekilde vatandas yapilan onbinlerce secmenin varligi ve de koy koy, kasaba kasaba dolasip Denktas ve cozumsuzluk yanlisi propaganda yapan T.C. Ordusu subaylari olacaktir. Eger bu secimleri cozum/baris yanlisi muhalefet kazanirsa, butun bu buyuk engellere ragmen kazanmis olacaktir. Kibris sorununun Kibrisli Turklerin iradesine saygi gostererek cozulmesi, Turkiye'deki milliyetci/otoriter yapiyla yuzlesme ve hesaplasma acisindan buyuk onem tasimaktadir. O yuzden Kibris sorunu, ayni zamanda Turkiyelilerin de sorunudur. Baris ve demokrasi onundeki geleneksel tikac, Turkiye'de de Kuzey Kibris'ta da egemenligini surduren milliyetci/otoriter zihniyettir.

Bu baglamda, sizlerle Kibrisli bir PIT uyesinin yazdigi makaleyi paylasmak istedik.

"Kibris Türklerinin iradesinin çalinmasi üzerine" Turgut Durduran (6 Aralýk 2003)

Saygilarimizla,

PIT

Peace Initiative/Turkey (USA)
Baris Girisimi/Turkiye (ABD)
http://www.peace-initiative-turkey.net



Kıbrıs Türklerinin İradesinin Çalınması Üzerine

Turgut Durduran

6 Aralık 2003

Kıbrıs’ta "kader" seçimlerine az kaldı. Başka bir şey demeden yazayım. Ciddi bir değişim beklemiyorum. Ancak, her şansın ümitsiz olsa da değerlendirilmesi ve dünyaya Kıbrıs Türklerinin iradesinin nasıl çalındığının anlatılması gerekli.

***

Bu yazıyı yazmak için fikir danıştığım bir dostum bana "[s]on zamanlarda bu destek azaldı falan ama, son zamanlara kadar Kıbrıstürklerinin ezici çoğunluğunun Türkiye'nin orada olmasını istemediğini söylemek zor" dedi. Ele almak istediğim ve Türkiye’nin kendimce "ilerici" diye adlandıracağım kesimine ulaştırmaya çalışacağım konuya uygun olduğu için buraya aldım. Bugün Radikal'i okurken İsmet Berkan'ın [1] yazısı da "güzel örnek" dedirtti. Sık sık “Kıbrıs sorunu çözülmeli, derin devletin kontrolundan çıkmalı, statükoculara karşıyım” diyen birisi olarak "ilerici" kesimdendir demek isterdim ama diyemiyorum. “1974'de Kıbrıs Türklerini kurtarmaya gittik” demekten “davayı 1995'de kaybettik” demeye kadar "sulandırılmış" devlet tezi savunuculuğu yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’taki politikalarının Kıbrıs halklarının en basit haklarının, uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğunu söyleyemiyor. “İşgalci durumuna düştük’ diye sitem ediyor.

***

Kıbrıs Türkleri taa 1981'de "kader seçiminde" vaad edileni yapmışlardı. Denktaş'ı destekleyen partiyi (UBP'yi) devirmişlerdi. Muhalefet koalisyon için anlaşıp iktidara talip olmuştu. Olabildi mi? Hayır. Niye? Çünkü Türkiye'deki askeri cunta buna izin vermemişti. Onun Kıbrıs’taki işbirlikçileri hak hukuk tanımadan hükümet kurulmasına engel olmuşlardı. Sonunda, "bazıları" ikna olmuş, taraf değıştirip UBP iktidarına yol açmışlardı. Seçimlere ümit bağlarken geçmişten ders almak lazım [9].

***

Ben bir "74 sonrası" çocuğuyum yani 1974 sonrasında doğdum. Kıbrıs Türklerinin politik hayatında aktif rol almış birinin oğlu olarak [2] her zaman olup bitenin içindeydim. İrademizin tekrar tekrar Türkiye hükümetleri, "derin devlet", Genel Kurmay tarafından nasıl engellendiğini bizzat yaşayarak gördüm.

Türkiye hükümetlerinin ve yeni popüler adıyla "derin devlet’inin Kıbrıs Türk toplumunu kontrol altına alış hikayesi aslında 1974 sonrası başlamadı ama "ithal" malı değişikliklere uğrayan demografik yapıyı ele almak istediğim için o civardan başlayayım. T.C tartışmalı bir şekilde garantörlük hakkını kullandığı iddiasıyla Kıbrıs'ın kuzeyini iki askeri harekatla kontrolu altına aldı. Bu hızla bir etnik temizliğe dönüştü ve adada iki tarafın da katkıda bulunduğu bir nüfus değişimi yapıldı. Bu iddia edildiği gibi anlaşmalara dayanan, düzenli bir değişim değildi. Türk ordusundan kaçan ve bilahere zorla yerlerinden atılan Rumlar güneye, zaten çoğunluğu enklavlara (sınırları belli dar bölgelere) göç ettirilmiş Kıbrıs Türkleri da kuzeye taşındılar. Bunlar olurken artık Kıbrıs'ın kuzeyinde Türkiye’nin dolaylı olarak yönettiği bir rejim vardı.

Bu rejimin kuruluş aşamasında nüfusu 250,000'den fazlaya taşımak için Türkiye’den "kolonlar" getirilmesine taa 1975'de karar verilmişti. Bu "geçici tarım işgücü" maskesi arkasına saklanan nüfus hızla adaya getirildi, yerleştirildi, vatandaş yapıldı. Kıbrıs'ın kuzeyinde Kıbrıs Türkünün yıllarca susturulmuş sesinin, iradesinin, artık göz boyama olduğu çabucak anlaşılacak seçimlerde, göstermelik de olsa ortaya konmasına izin verilmeyeceği belli olmaya başlamıştı. Bunun doğruluğunu defalarca seçimlerde gördük.

***

Devrin İskan bakanı, sonraları zaman zaman muhalefette zaman zaman iktidar partisinin gözbebeği olarak politik hayatta aktif rol oynayan, her zaman Türkiye derin devleti kaynaklı mesajları taşıyan İsmet Kotak; 1975'de bir gizli meclis oturumunda böyle bir konunun görüşüldüğünü, kolonların (kendi deyimiyle) nasıl getirileceğini, nasıl yerleştirileceğini ve bunlara geçici tarım işgücü denileceğini kararlaştırdıklarını defalarca açıkladı.

Nerelere vardı acaba bu politika? Okuyun. [6,7,8]

***

Evet, AİHM kararlarına uymak zorunda kaldı Türkiye. Bunu yaparken “Kıbrıs’ın kuzeyinden sen sorumlusun, ordaki rejim değil; bu yaptığın uluslarası hukuka aykırıdır’ dendiğini artık gözardı etmek zorunda kaldı. T.C. basınında Loizidou'nun tazminatı ödenince farkına varıldı ama bunu gerek aylar önce Ahmet An'a tazminat öderken, gerekse onyıllarca Kıbrıs Cumhuriyeti’ni "tanımam ama tanımaz gibi davranmaya gücüm yetmez" diyerek zaten yapıyordu [11].

Türkiye işgal altında tuttuğu topraklarda 30 yıl sonra, AİHM kararlarından dolayı işgalcı durumuna düşmedi. Eğer ölçümüz AİHM kararlarıysa, bu duruma Ağustos 1974'de düşdü [11,12,13].

Peki yenileri gelirse ne olacak? (bkz Yurtsever Birlik Hareketinin vatandaşlık konusunda açtığı dava [14] ve binlerce diğer göçmenin açtığı davalar).

***

İlginçtir meclisimiz bile kendi kendini seçen seçim sürecinin halini belgelemeyi başarmıştır ve demiştir ki; “Seçim gününden önce ve seçim günü Muhaceret Dairesi açılarak vatandaşlık ve kimlik kartı verilmesi yönündeki hareketler seçime müdahale olarak değerlendirilmiştir.’ Yani nüfusun sadece kolonlarla değiştirilmediği ayrıca düzenli bir şekilde yasadışı vatandaşlık dağıtılmasıyla doğrudan bir şekilde toplumun iradesiyle oynanmıştır. Bu rapor 1997'de yayınlanmıştı. Bugüne dek çok şeyler değişti ama bu konu değişmedi [3]. Aynı meclis parayla vatandaşlık satışı yapılması gibi "ilginç" sonuçlara da varmışdı [10].

"Kurtarılmış bir halk", iradesini kullanamazsa, kendi kendini yönetemezse "Irak’ı kurtarma" harekatını çağrıştırmaz mı bu?

***

1974'den beri geçen dönemde Kıbrıs'ın kuzeyinde kurulan rejim "Kıbrıs Türklerinin seçilmiş temsilcisi" rolünü oynarken arkasındaki seçilmişlik meşruiyetini aslında bu vatandaşlardan alıyor. Muhalefetin de uyuduğunu ve durumun farkında olmadığını iddia edemeyiz ancak zaman zaman bazı partilerin, grupların bunu görmezden geldiğini kabul etmeliyiz. Özellikle güçlü oldukları zamanlarda Türkiye’nin onayını almak umuduyla bunlardan çıkar sağlamaya çalıştıkları da oluyor.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün [4,5] gibilerin oy kullandığı seçimlerimizde söylediklerimizle mi, yoksa kapatılan gazetelerimizle mi kendimizi ifade ediyoruz?

***

Kuzey Kıbrıs’taki yerleşikler ve taşıma vatandaşlar sorunu insani bir konu olduğu kadar politik bir konudur da. 1974'den beri adada yönetimi elinde tutan kukla rejim ve süregelen T.C. hükümetlerinin politikaları sonucu oluşan bu durumu sadece insani veya sadece politik bir konu olarak ele almak yanlıştır ve kabul edilemez. Sorunun çözümü politik olacaktır ama çözüm halinde uygulanacak politikalar insani durumu da ele alacaklardır. Rum tarafının, özellikle basından prim toplamak isteyen politikacılarının ve onları izleyen örgütlerin ortaya koyduğu "bütün yerleşikler adadan gönderilmelidir" yaklaşımı olayın insani yönünü gözardı eder. Karşı görüs olarak “KKTC bir devlet olarak istediğine vatandaşlık verir’ demek de doğru değildir. Zorbalıkla yaratılan, yasadışı durumu yasallaştırma çabasıdır. Annan planınında bir "kota" öngörülmüştür ve bunun çerçevesinde, belirli kriterlere göre düzenlenecek bir çözüm önerilmektedir. Avrupa komisyonu raporları da bu yönde sinyaller vermekte ve özellikle uluslararası bir fondan katkıda bulunarak maksimum düzeyde insanın ikna edilip Türkiye’ye geri gitmeleri için tazmin edilmelerini öneren raporlar yayınlamaktadır.

Bence sorunun çözümü bu tür bir çerçeveye dayanmak zorundadır. Adada onyıllarca kalmış insanları, burda doğup büyüyen insanları zorla dışarı atamayacağımız gibi ilgisiz insanlara seçimler uğruna verilen vatandaşlıkları da kabul edemeyiz. Bu bağlamda önce acil olarak uluslarası kuruluşlar tarafından sistematik bir nüfus sayımı (KKTC'de uygulanan başka bir keyfi uygulama da nüfus sayımı detaylarının uzun yıllar "gizli" tutulması, sonraları da yarım yamalak yapılmasıdır. Meclis bir komisyona görev verip bu bilgileri istediğinde dahi bunlar kendisine verilmemiştir) yapılmalı, herkesin vatandaşlık statüsünün kökeni saptanmalıdır. Ayrıca bu insanlara KKTC vatandaşlığı verilmişse bunun keyfi bir şekilde yapılması da engellenmelidir. Örneğin T.C'deki politikaları takiben Kürt kökenli vatandaşların politik davranışları yüzünden sınırdışı edilmeleri kabul edilemez. Kaçak işçi olarak yüzlerce insanın, gayri insani yaşam koşullarında, düşük ücretle çalıştırılıp seçim zamanında vatandaş yapılıp, yine bu koşullarda çalısmaya zorlanması da kabul edilemez. Yani ortada politik bir sorun var diye kimsenin insan haklarını çiğneyemeyiz.

Kıbrıs sorunu çözülene dek KKTC tarafından dağıtılan vatandaşlıklar dondurulmalı. Seçme seçilme hakkı "doğal vatandaşlarla" sınırlandırılmalıdır. Çözüm sonrasında hızla bu insanların statüleri belirlenmeli. Kimisine çalısma/kalma izni kimisine vatandaşlık dağıtılmalıdır. Bunlar adil, belirli, düzenli bir mekanizma tarafından uygulanmalıdır.

Amacımız politik amaçlarla yaratılan bu insani problemi nötralize etmek ve hem bu insanların hem de varlıklarıyla haklarını çiğnedikleri Kıbrıslıların sorunlarını çözmek olmalıdır. Bu tür bir davranışın gerçekleşmesi için Türkiyeli örgütlerin de yardımı, desteği gereklidir. Kendi insanlarına, devlet sahip çıkmayınca sahip çıkmak zorundadırlar.

***

"Büyük mitingler" dönemine [2] daha önce değinmiştim. Bunlar doruğa "Annan planı" süreciyle ulaştılar [15]. Kıbrıs bu arada AB'ye girdi. 1 Mayıs'ta işlem tamamlanacak. "Kader seçimlerinde" kendini güçlü hisseden muhalefet 14 Aralık'ta iktidarı ele geçirip "1 Mayıs 2004'de" sorunu çözeceği sözünü veriyor ve AB üyeliğini öneriyor Kıbrıs Türküne. Bu yola çıkarken AKP hükümetinin AB'ye girmeye kararlı olduğunu ve Kıbrıs'ta birşeyleri değiştireceğini ve klasik devlet politikasını ve onun koruyucularını yenebileceğini sandılar. Ne kadar yanıldıklarını Erdoğan’ın 15 Kasım ziyaretinde sarfettiği, "Kopenhag kriterleri biterse Ankara kriterleri başlar’ türünde laflarıyla görüyorlar ancak iş işten geçmek üzere.

Bunları görüp binbir daldan T.C. hükümetiyle mücadele eden "alternatif" soluna bu yönde daha aktif olma, Kıbrıs Türk muhalefetinin yanında olma mesajı gidiyor mu?

***

Kıbrıs Türkü ve tüm Kıbrıslılar yurtlarına sahip çıkmak istiyorlar. T.C. hükümetlerinin buna engel olmasına izin verilmemeli. Mücadele etmek gerek. Bunu yapabilecek misiniz?

 

Kaynakça

[1] İsmet Berkan, "Kıbrıs'ı Nasıl Kaybettik?", Radikal, 12/05/03, http://www.radikal.com.tr/veriler/2003/12/05/haber_97813.php

[2] Turgut, Durduran, "Kıbrıs'ın Değışik bir Portresi", http://istanbul.indymedia.org/news/2003/05/1870.php

[3] Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Cumhuriyet Meclisinin 1990 Cumhurbaşkanlığı Ve Milletvekilligi Seçim Suçlarini Araştırmak Üzere Kurulan Meclis Araştırma Komitesi (M.A.NO: 1/1/94)'nın konu hakkındakı raporudur http://www.cyprusaction.org/humanrights/elections/rapor90.txt.

[4] Kayıp Vatandaş, 2003/03/03, Yenidüzen, http://cyprusmedianet.com/TR/article/75?

[5] Seçim yaklaşdıkça yapılan rezaletlerden, haberlerden bir derleme. Bunlar kendi kendilerini anlatıyorlar.

Vatandaşlık rezaleti, 2003-10-08, Kıbrıslı, Anıl İşİK, http://cyprusmedianet.com/TR/article/13190?

Vatandaşlık mahkemelik , 2003-10-11 - Afrika , http://cyprusmedianet.com/TR/article/13364?

CTP'den "vatandaşlık" davası, 2003-03-13 - Afrika - -- http://cyprusmedianet.com/TR/article/809?

Gizli liste! 2003-09-13 - Yenidüzen - -- , http://cyprusmedianet.com/TR/article/11990?

During the past 25 months, 2584 people became TRNC citizens 2003-05-29 - Kibris - -- , http://cyprusmedianet.com/EN/article/5791 (orijinal metin paralı)

Seçmen sayısı 140 bin 832 oldu! 2003-10-16 - Yenidüzen - -- , http://cyprusmedianet.com/TR/article/13613?

The definite number of electors is not known 2003-10-17 - Kibris - Dilek ÇETEREİSİ http://cyprusmedianet.com/EN/article/13709? (orijinal metin paralı)

Eroglu: "1500 people made new TRNC citizens since 1998" 2003-10-12 - Kibris - -- (orijinal metin paralı) http://cyprusmedianet.com/EN/article/13373

Kuzey - Öy verenler" sayısında şüpheli artış 2003-11-07 - Haravgi - --- http://cyprusmedianet.com/TR/article/14894?

200 yeni vatandaş oy kullanamayacak 2003-11-05 - Vatan - -- http://cyprusmedianet.com/TR/article/14714?

Ulusoy da KKTC vatandaşı 2003-08-23 - Ortam - Taner Ulutaş Kıbrıs Türk gençli?ine spor ambargosu uygulayan TC Futbol Federasyonu Başkanını da vatandaş yaptılar http://cyprusmedianet.com/TR/article/10814?

Buna ne dersiniz? 2003-10-09 - Yenidüzen - -- UBP Milletvekili İlker Nevzat, Geenel Sekreter Süha Türköz, bakan Salih Miroğlu, Miroğlu'nun özel kalem müdürü, komutanlık derken, yeni "Yurttaşlıktan Sorumlu Devlet Bakanı" da ortaya çıktı: Aydın Denktaş!..
http://cyprusmedianet.com/TR/article/13241?

Dava seçimlerden sonraya ertelendi. http://www.kibrispostasi.com/?newsid=1833&category=3

Muhtarlar gözaltında http://www.kibrispostasi.com/?newsid=1825&category=3

[6] Demographic Situation and the Electoral Process in Northern Cyprus since 1974 Why Census and International Monitoring are necesssary http://www.cyprusaction.org/humanrights/elections/demogr.pdf

[7] Report on the Colonisation by Turkish settlers of the occupied part of Cyprus (Rapporteur: Mr Jaakko Laakso, Finland) (2 May 2003) http://www.pio.gov.cy/docs/euro/council_of_europe/parl_assembly/report_colonisation.pdf

[8] Report on the Demographic Structure of the Cypriot Communities Rapporteur: Mr CUCO, Spain, Socialist http://www.pio.gov.cy/docs/euro/council_of_europe/parl_assembly/cuco/index.htm

[9] Elections Summary http://www.cyprusaction.org/humanrights/elections/

[10] Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meçlisi, "Para Karşılığı Yabancılara Pasaport ve Vatandaşlık Teklifinde Bulunulup Bulunumadığı Hakkında Meçlis Araştırma Komitesi Raporu, M.A. NO: 1/1/99, Lefkoşa, 2000

[11] Loizidou davası hakkında bkz http://www.cyprus.com.cy/.

Ahmet An davası hakkında bkz http://www.cyprusaction.org/humanrights/freedomofmovement/ahmetan.

İki davanın da tazminatları 2003 yılında T.C tarafından verildi.

1974'deki olaylar Kıbrıs Cumhuriyetinin AİHM'ye dört başvuruda bulunmasına yol açtı. İlk iki başvuru ( (no. 6780/74 ve no. 6950/75) komisyonca birleştirildi ve 10 Temmuz 1976'da bir rapor yayınlanmasına yol açtı bu raporda T.C'nin Konvansiyonun 2, 3, 5, 8, 13 ve 14 maddelerini, Protokol No. 1 'in de 1. maddesini çiğnediğini söyledi. 20 Ocak 1979'da Bakanlar Kurulu Komitesi'de 21 Ekim 1977 kararına göre DH(79) 1 sayılı kararı geçirip iki toplumlu görüşmelerin gerekli olduğunu söyledi. Üçüncü (no. 8007/77) başvuru 4 Ekim 1983'de yeni bir raporun yayınlanmasını sağladı. Bu raporda T.C Konvansiyonun 5 ve 8.ci maddeleri ile Protokol No. 1 'in 1. maddesini çiğnemekle şuçlu bulundu. 2 Nisan 1992'de, yeni bir kararla (DH (92) 12) Bakanlar Kurulu Komitesi 1983 raporunu halka açdı ve bu başvuruyu sonuçlandırmış oldu. Dördüncü (no. 25781/94) başvuru da önceki sonuçların tekrarlanması ve T.C'nin Konvansiyonun 2, 3, 5, 6, 8, 9, 10 ve 13. maddeleri ile Protokol No. 1'in 1 ve 2. maddelerini çiğnemekden suçlu bulunmasına yol açdı. Konu hakkında "Avrupalı" belgelerin özeti için bkz http://www.pio.gov.cy/docs/euro/index.htm.

[12] Kıbrıs sorunu ile ilgili BM dokümanları için bkz http://www.pio.gov.cy/docs/un/index.htm.

[13] Yazıda kullandığım Kıbrıs Cumhuriyeti siteleri hakkında bir not düşmeden edemedim. Bu sitelerde referans gösterilen ana belgeleri işaret amacındayım. Ayni sitelerde bazı noktalarda dezenformasyon ve propaganda yapılıyor olabilir. Bu da o devletin halkına - özellikle Kıbrıs Türklerine, kii onlarda K.C vatandaşıdırlar - yalan söylemekden çekinmediği, politik amaçlar için insani konuları istismar ettiği ve ayrımcılık yaptığını gösterir. K.C'deki durumun düzeltilmesi açısından bunun bilincinde olmak gereklidir.

[14] YBH AIHM Davası http://www.yenicag-net.com/haber/aihm/index.htm Talepler http://www.yenicag-net.com/haber/aihm/basvuru_tr.htm

[15] Annan planı hakkında özet ve genel bilgiler için bkz "Kıbrıs Karar Veriyor" http://www.cyprusdecides.org/

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org