Hayvanlar Adası,
14 Subat 2001
Turgut Durduran
Kissingervari Hayvanlar
Bu haftanın hayvanı iki ayaklı bir hayvan cinsi. Bu
hayvanlar her zaman
vardılar ve
ne yazikki her zaman var olacaklar. Bunların belki de yaşayan en
meşhur
örneği Henry Kissinger'in adı bu cinse uygun --Kissigerian ya da
Kisingervari
hayvanlar. Döneminin bütün krizlerine karışmış. Vietnamdan tutun Kıbrıs'a
kadar birçok yerde binlerce belki de milyonca insana karşı suç işlemiş
bir hayvan bu.
Bu haftasonu "Harper's Magazine" de Kıbrısla ilgili de bir kitabı olan Christopher Hitchens'in "The Case Against Henry Kissinger" adlı yazısı dikkatimi çegdi. Yani Henry Kissinger'e karşı dava konusundan bahsediyor. Konu da Henry Kissinger'in bir savaş suçlusu olması. Yazının ikinci bölümü Mart'da yayınlanacak ve Kıbrıs da bir örnek olarak ele alınacak o bölümde.
Henry Kissinger'in ne kadar masum (!) birisi olduğunu zaten biliyordum.Belkide bu yazıyı okuyan sizler de bunu çok iyi biliyorsunuz. Yazıyı okurken aklıma acıba ikinci bölümde Kıbrıs hakkında neler söylenebileceği geldi. Malum Amerikan gizli servıslerinin Kıbrıs'a burunlarını nasıl soktuklarını anlatan "Cyprus Conspiracy" (Kıbrıs Komplosu) kitabı bugünlerde adından çok bahsettiren bir kitap. Gene Hitchens'in son baskısı "Hostage to History, Cyprus from the Ottomans to Kissinger" (Tarihin Esiri, Osmanlılardan Kissinger'e Kıbrıs) başlıklı kitabı, sonra Kissinger'in İngiltere de kitapevlerinden çektirmeyi başardığı iddia edilen Stern'in "Wrong Horse" (Yanlış At) adlı kitapları da sık sık karşıma çıkıyorlar..
Hitchens, Kissinger'in yaptıklarına "Kissingerian Offenses" (Kissingervari Suçlar) deyip bu yazıda sadece kanuni olarak Kissinger'e karşı savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve içinde cinayet, adam kaçırma ve işkence komplosu kurma dahil kabul edilen veya geleneksel uluslararası kanunlara karşı suçları ortaya koycak konularla ilgilendiğini söylüyor. Kissinger'e karşı suçlamayı bir araya getirmek golay bir iş da değil. Belki de bilerek, isteyerek ve önceden planlanmış bir şekilde adaleti önleme sayılabilecek bir davranışla Kissinger delillerin bir çoğunun saklı kalmasını ve/veya yok edilmesini sağladı. Zaten yazının girişinde de Kissinger'in New York Times'ın ilk sayfasında Şili ile ilgili suç dosyalarının Amerikan arşivlerinden açıklanacağına dair bir yazı çıkması üzerine bir editörü arayıp şikayet etmesinin band kaydından alıntı var (editör de Kissinger'in telefonunu ararken "1-800-BOMB-CAMBODIA" olsa gerek diye espri yapıyor. Yani "1-800-Kamboçyayı bombalayın!)
Ancak Kissinger'in gendinin yaratıp Şili halkına hediye ettiği (!) Pinochet'nin yargılanması ve suçlu bulunması devlet dokunulmazlığı zamanında işlenen suçlardan da sorumlu tutulabileceğini gösterdi. Kissinger'e karşı bu suçlamaları getirmemek ve onu yargılamamak gerek Nuremberg örneğine bağlı olduğu iddia edildiği için gerekse Pinochet örneğinden dolayı, bu tür suçların sorumlusu olarak sadece kaybedenlerin ya da göreceli olarak önemsiz sayılan ülkelerin despotlarının tutulabileceği anlamına gelir. Bu da uluslararası kanunların iddia edildiği gibi bir çifte standarddan başga bir şey olmadığını gösterir.Uluslararası hukuğun tek koruyucusu, dünyanın polisi rölünü oynayan Sam Amcanın kendi kendini sorguladığı, cumhurbaşkanını istifaya zorladığı dönemin hızlı bürokratı, devlet adamı , gizli polisini yargılamayı bırakayın onu araştırmak isteyenlerin bilgiye ulaşımını engellemesi zaten dünyanın eline galdığı polisin halini belli etmiyor mu?
Nuremberg mahkemelerinde Amerikanın baş avukatı General Telford Taylor o mahkemelerin, ve Japon savaş suçlularının Tokyo ve Manila'daki mahkemelerin ahlaki ve hukuki dayanaklarını inceledi ve "Nuremberg and Vietnam" kitabında eğer Manila ve Nuremberg standardları eşit şekilde Vietman savaşını düzenleyen Amerikan bürokrat ve devlet adamlarına uygulanırsa İmparator Hirohito'nun ordu kumandakı General Yamashita Tomoyukinin sonuna varcaklarını iddia etti. Savaşın daha devam ettiği yıllarda yazılan kitaptan bir alıntı dikkatimi çekti;
Başkan ve onun Beyaz Saray, Pentagon ve 'Foggy Bottom'da ki yakın danışmanlarının Vietnamda sivil ölümlerin miktarı ve nedenini ile ülkedeki yıkımı ne kadar bildikleri tartışılacabilecek bir konudur. Ancak bazı şeyleri bildikleri kesindi. Dönemin Savunma Bakanı müsteşarı (ya da asistanı) John McNaughton 1967 yılında Beyaz Saray dönüşünde getirdiği mesajda 'Biz Vietkong'u yok etmenin tek yolu bütün köyleri yerle bir edip, ormanları yok ettikden sonra bütün güney Vietnamı asfaltla kaplamak gerektirir anlayışıyla hareket ediyor gibiyiz' demişti!Başka söze gerek var mı?
*****
Bir sonraki sayı elime geçince Kıbrısla ilgili örneği de kısaca anlatmaya çalışacağım. Türkiye-Yunanistan-İngiltere üçgenine ABD'nin de eklenmesiyle soğuk savaşın "Kissingervari" suçlarından çok etkilenen biz Kıbrıslılar Henry Kissinger'in bu suçlardan sorumlu tutulmasını görmek ve etrafımızdaki diğer Kissinger cinsinden 'hayvanlara' da örnek olmasını sağlamak için çalışmalıyız. "Milli davaların" hukuğun, insan hak ve özgürlüklerinin üstüne çıkmasının yanlışlığını ve bunun yaratıcı ve koruyucularının gerektiğinde yargılanabileceğini kabullenmeliyiz.