Hayvanlar Adası, 15 Subat 2002
Turgut Durduran
Adalı
Adalı demek adada yaşayan demek. Bizim damdaki kemancılar da adalılardırlar. Adamızı bir şekilde Avrupalı da yaptık onun için Avrupanın normlarına uymamız lazım. En azından AB’ye gireceğiz deyen Rumların uymaları lazım. Tabii Gırmızı passaportdan bahseden “kuzeylilerin” da bizim tarafda bu normlara uyulmasını beklemesi doğaldır.
Avrupa insan hakları mahkemesinde Kutlu Adalı cinayetinin davası görülmekde. KKTC’yi tanımayıp “anavatanımız” Türkiyeyi taraf alan davalar serisinin parçası gibi bu davada. Çözüm olmadan kimsenin Türkiyeden tazminat koparacağı yok ama çözümün ana hatlarına sınırlamalar getiriyor, ipler Kıbrıslıların eline geçer geçmez Türkiyeden hesap sormanın kapılarını açıyor.
Bu tür mekanizmalardan Kıbrıslılar olarak ve özellikle Kıbrıslı Türkler olarak daha çok yararlanmamız gerektiğine inanıyorum. Her ne kadar arasıra Pinochet gibilerin korunmasına yol açabilecek kararlar da alsalar enternasyonal mahkemler gittikçe daha önemli rol oynayabilecek ve tarafsızlığını koruyabilmiş mekanizmalar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini bağlayan konvansiyonlarda “evrensel” diye görülenlerin eksiklerini gidermede, onları günümüze daha yakından uyarlamada en detaylı olanları.
Neyse, gene Kutlu Adalıya dönelim. Detayları, mahkemede neler olup bittiği daha ortaya çıkacak. Yavaş ilerleyen mekanizmalar bunlar. Ancak İlkay Adalı’nın davasını dayandırdığı ana noktalara bakmakda yarar var [1]; İkinci madde (yaşama hakkı), 3. madde (aşağılayıcı davranışlara maruz kalmama), 6. madde (sivil hakların mantıklı bir zaman içinde belirlenmesi), 8. madde (aile hayatına sahip olma hakkı), 10.madde (ifade özgürlüğü), 11.madde (örgütlenme özgürlüğü), 13. madde (effektif tazmin hakkı) ve 14.madde (ayrımcılığın yasaklanması). Bütün bu haklar gerçekten çiğnendiler mi?
Kutlu Adalı öldürüldüğünde adada değildim, o günleri yakından yaşamadım. Ama kendi aileme saldırıları üç kez yaşadım. Bunlarda gördüklerimi düşününce Adalı olayında bu yukardaki maddelerin çiğnenmesinden çok daha kötü şeyler yaşandığını anlıyorum.
Mesela Tema Irkad 6 Temmuz 2000’de Yenidüzende böyle demiş:
“IPUÇLARI DEGERLENDIRILMIYOR
Polis teskilati, cinayet olayinin ileri tahkikat asamalarinda da kayda deger
bir basari saglamiyor. Hem de gerek TC ve gerekse Kibris Medyasinda çikan
önemli ipucu sayilacak verileri de degerlendirmiyor. Kutlu Adali'nin
katledilmesi olayinda kullanilan UZI marka silahin nereden temin edildigi
ve kimin tarafindan kullanildigi hususu olayin esas can damaridir.
Susurluk Çeteleri olayi Türkiye'de patlak vermesi ile birlikte orada elde
edilen ipuçlarinin Kibris'a Kutlu Adali cinayetine kadar uzandigi da artik
bir gerçektir.
“
Bu tür davalarda sürekli sorun olan bir başka konu da (özellikle muhaliflere karşı yapılanlara ilgili bölümlerde) yerel mekanizmaların kullanılıp kullanılmadığıdır. Ne yazık ki elimde şimdilik bu davalar için ortaya çıkarılan belgeler yok, o yüzden hata mahkemede mi yoksa bizim tarafda mı bilemeyceğim, ama sürekli olarak bu konuda yerel mekanizmalar tamamıynan kullanılmadılar diye sorunlar çıkyor.
Bunu düşününce mesela CTP’nin meçlis araşdırma önergesindeki maddeleri açıkca ortaya koymak yararlı olabilir (Tema Irkad, 7 Temmuz 2000, Yenidüzen):
1 - Gazeteci Yazar çok degerli insan Sayin Kutlu Adali katledilmistir.
Aradan tam dört yil geçmesine ragmen cinayeti isleyen kisi vel veya kisiler,
örgüt velveya örgütler hakkinda elle tutulur yeterli açiklama yapilmamistir.
Halen faili meçhul cinayetler listesinde duran Sayin Kutlu Adali'nin
katlinin aydinlatilmasi, ortaya çikmasi ve adaletin tecelli etmesi;
demokrasi, düsünce ve anlatim özgürlügü, adalet, yasama hakki ve insan
haklari açisindan büyük önem tasimaktadir.
GENEL GEREKÇE
2- Cumhuriyetçi Türk Partisi Merkez binasina geçtigimiz yillarda tahrip gücü
çok yüksek bomba konmustur. Sayin Alpay Durduranin evine, isadamlarina,
arabalarina, dükkanlara bombalar konmustur. CTP Girne Milletvekili Sayin
Fadil Çagda'nin evine bomba atilmisti. Devlet Bakani ve Basbakan Yardimcisi
Müstesari iken Sayin Hasan Erçakica'nin evine bomba konmustu. CTP Lefkosa
Ilçe binasina, Demokrat Parti Lefkosa Merkez binasina bomba konmustu. Yeni
Kibris Partisinin Lefkosa binasi kursunlanmisti. Daha baska yerlere de
bombalar konmus, arabalar ve dükkanlar kundaklanmisti. Ama bugüne kadar
hiçbir olay aydinlatilmamis, suçlutar bulunmamis ve adalet tecelli
etmemistir. Bunlarin arastirilmasi ve suçlularin adalete teslim edilmesi
gerekmektedir. Bunun için Meclisimizin arastirma yapmasi ve adaletin
tecelli etmesi için üzerine düsen görevi yapmasi kaçinilmazdir inancindayiz.
3- Susurluk kazasinda hayatini kaybeden Mehmet Özbay kimlikli kisinin gerçek
adinin Abdullah Çatli oldugu ögrenilmistir.
4-Abdullah Çatli (ya da Mehmet Özbay) birçok kez KKTC'ye gelmistir.
KKTC'deki karanlik iliskilerini burada faaliyet gösteren örgütlerle ve
kisilerle yürüttügü söylenmektedir.
5- Abdullah Çatli'nin KKTC'ye geten bir turistin ifadesini aldigi basina
yansimistir. Bunu yaparken Polis örgütüne bagli subay ve/ veya subaylarla
iliskileri oldugu iddia edilmektedir.
6- Gazeteci Yazar Kutlu Adali'nin katledildigi tarihte Abdullah Çatli'nin
KKTC'de oldugu ve kisa süre sonra adadan ayrildigi söylenmektedir.
7- Meclis Arastirmasi ile; a) Abdullah Catli'nin kaç kez ve hangi tarihlerde
KKTC'ye geldigi ve amacinin ne oldugu; b) Kendisi ile iliski kuran
örgütlerin ve burada çalisan kisilerin isimlerinin ne oldugu; c) Bu karanlik
iliskilerle kara paranin aklanip aklanmadigi; ç) 26 Nisan 1996'da Ömer Lütfü
Topal ile KKTC'ye giris yapan Abdullah Çatli'nin, KKTC'de faaliyet gösteren
kumarhanelerle iliskisinin ne oldugu; d) "Susurluk Olayi" diye adlandirilan
olaydan sonra iliskisi oldugu söylenen kisilerin KKTC'den ayrilip
ayrilmadigi; e) Abdullah Çatli'nin Kutlu Adali cinayeti ile iliskisinin olup
olmadigi; f) Kutlu Adali cinayetinin aydinlatilmasi ve ortaya çikarilmasi.
8- Yukarida tüm gerekçeler dikkate alindiginda demokrasimiz açisindan da
böylesi bir arastirmanin yapilmasi Kibris Türk toplumuna yarasir bir olay
otacaktir. Bu meclis arastirmasi ile söz konusu olaylarin aydinlatilmasi
yaninda, suçlu kisilerin karanlik iliskileri, uyusturucu ve kaçakçilik
mafialari ile baglari ortaya çikarilacak ve ayni suçlarin islenmesinde
caydirici olacaktir.
9-Açiklik, temiz toplum, hukukun üstünlügü ' ve demokrasi ilkeleri açisindan
da böylesi bir Meclis Arastirmasinin yapilmasi önem tasimaktadir.
Bu söylediklerim yeni şeyler da değil. Görünen köy klavuz isdemez. Bunları dünyaya anlatıp Denktaşın çıkıp da “Kıbrıs Türkleri bunları isder” dediğinde bizi temsil etmediğini, ona karşı muhalif olmanın Türk ordusunu, Türkiyeyi ve dolayısıyla onların paramiliter örgütlerini (ya da popüler adıynan “çetelerini”) garşımıza almak demek olduğunu gösdermeliyiz. İnsan haklarının bu şekilde çiğnendiğini mahkemlerde gösdererek gerek ilerde bu tür şeylerin olmasına engel olmaya çalışmalıyız, gerekse resmi dökümanlara yazılmasını sağlamalıyız. Yoksa çok geç olabilir ve yasal önemini yitirebilirler.
Eh zaten Mendi Paşa da etrafda. Bizim memleketlerde ABD’deki gibi filan herşey bir yerlere da yazılmaz da 30 sene sonra olsun öğrenelim ne oldu bitti.