Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 20 Subat 2002
Turgut Durduran

Irk Falan...

Bugünlerde gene Yelda'nın (resmi kayıtlarda Yeldağ Özcan) yazılarına dikkat ettim. Daha önce Hamamböcülerinde "Azarlırken" hakkında biz kaç kelime ettiydim. Bu defa "Çoğunluk Aydınlarında Irkçılık" kitabında aklıma takılan bir parçaya değineceğim.

"Öldürmeye Ortak Olmayalım. Yurttaşlık dersinde askere gitmek, vergi ödemek, oy kullanmak vatandaşlık göreividir diye öğrenmiştik. Kadınlar tam yurttaş sayılmadıklarından olsa gerek askerlikten muaf tutulmuşlar. Oy hakkı için yıllarca mücadele etmiş sufrajet büyükannelerimizin kemiğini sızlatmak istemem ama bence sakıncası yok; keşke kimse devletlerin kalıcılığı uğruna askere gitmese, vergi ödemese, oy kullanmasa..."

Yeldanın bu sözlerinde direk olarak bahsedilmese de kitabının ana konusu olan ırkçılık, cinsiyetçilik, milliyetçilik ve benzeri şeylerin yansımasını gördüm. Gene kitabın ana temalarından birisi "solcularımızdaki ırkçılık, cinsiyetçilik". Bu tema benim aklıma seve seve okuyup bol bol güldüğüm (mihaz anlayışımın garip olduğunu hala daha anlamadıysanız anlamışsınızdır artık!) Volkan Gazetesinde (17 Şubat 2002) gördüğüm başyazıyı okuyunca geldi. "Son zamanlarin en güncel demagojisi "kimse bize milliyetçilik dersi veremez" oldu. Bu demagoji, aslinda UHH ve VOLKAN'i susturmak için isbirlikçi ve mandaci kesim tarafindan üretildi." Ne güzel yumurtlamış Volkancılar. Buna gülmemek elde mi? Böyle başlayan yazı; "Ceviz Kabugu programina telefonla katilan CTP Parti Meclisi üyesi Hasan Hastürer de ayni demagojiye yapisarak, "Özker Özgür ve Alpay Durduran Erenköy mücahidi idi, herkes mücahitlik yapti, kimse kimseye milliyetçilik dersi vermesin" dedi." diye devam etti. Volkan tabii böyle şeylere kanmaz onun için "sahte milliyetçi" dedi Özker Özgür'e ve Alpay Durduran'a. Özker Özgürü bilemem ama Alpay Durduran'ın milliyetçilik iddiasını hiç görmedim. Zaten mücahitlikden da çokdan "istifa" ettiydi. Onun için Volkancılar üzülmesinler hiç, bu hain "sahte milliyetçi" bile değil.

Hamamböcülerinde ilk yazımda (5 Şubat 2001) dediğim gibi; "Bir da son demeden düzene, uniformaya ve benzeri seylere hiçbir zaman uymayi sevmedim. Onun için bu yazilar da belirli bir düzen beglemeyin. Bazan çok ciddi, bazan da da çok alayci bir dil görebilirsiniz. Bazan gonusdugum gibi bazan da "dogru" Türkçe ile gelecem buraya."

Onun için "temaya" geri dönme vakti ancak şimdi geldi. Kıbrıs Türk "aydınlarında" (yani "solunda") sık sık gördüğümü anladım bu tür ırkçılığı (militarizm doğası gereği ırkçıdır). Hastürer öyle demişse ırkçılık yaptı, militarist davrandı. "Kaş yaparken göz çıkarmak" derler ya onun gibi bir şey. Tabii Hastürer'in bunu bilinçsiz olarak yaptığından emin değilim.

"Bu memleket bizim" derken hızını alamayıp şövenist, ırkçı söylemlere giden yolu açacak sloganlar önerenler (ki bazılarının iyi niyetinden, gerçek fikirlerinin şövenist, ırkçı olmadığından süphem yok) de var. Bunları yaparken Yeldanın "sıradışı" yazıları sayesinde daha dikkatli olmayı başarırsak, bir şey söylerken iki kez düşünürsek belki ırkçı olmamak daha doğal hale gelir bizim için.

Militarizmi da buna bağladıydım. Taze (!) insancıl müdahalelerin olduğu bu günlerde böyle şey söylenir mi! "Anavatan" Türkiyenin bizi kurtardığı (!) gibi kurtarmıyor mu Sam Amca da sağı solu? Ama gene da militarizm ırkçıdır, milliyetçidir. Bir ırkı, bir milleti diğerlerinden daha üstün görmeden, en azından diğerlerinden daha korumaya değer görmeden militarist olunur mu?

Makale dediğim bu garmaşaya son vermeden, BiaNet'in ilk sayfasından bir alıntı:

"1959

Londra Konferansi sona erdi. Bagimsiz Kibris Cumhuriyeti'nin kurulmasini öngören Londra Antlasmasi imzalandi. Konferansa Türkiye, Ingiltere, Yunanistan basbakanlari ile Kibris Türk ve Rum cemaatleri liderleri katilmisti. 3 Aralik’ta: Baspiskopos Makarios Kibris Cumhurbaskani, Dr. Fazil Küçük de yardimcisi oldu. "

"Bağımsız" Kıbrıs Cumhuriyeti..... be kadar da "bağımsızız"!


Yelda, "Çoğunluk Aydınlarında Irkçılık", Belge Yayınları, Marenostrum Serisi (1998, İstanbul, Türkiye)

Turgut Durduran|Ana Sayfa